Kızkulesi ile ilgili anlatılan ilk hikaye; Ovidius’un kaydettiği bir aşk hikayesidir. Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşkını anlatan bu hikaye, Hero’nun kuleden ayrılmasıyla başlar. Hero Afrodit’in rahibelerindendir ve aşka yasaklıdır.Yıllar sonra Afrodit’in tapınağında yapılan bir törene katılmak için kuleden ayrılır ve orada Leandros ile karşılaşır.

Yazının Devamını okumak ve bilgi almak için tıkla »
[15 Eki 2007 | One Comment | ]

Yaklaşık bi 10 gün önce…
Babamla küsüz, konuşmuyoruz.
İş yerinde de sıkıntı var biraz,
ev de dandik gidiyo. ulan acaip daralıyorum.. .
Ertesi gün de önemli bi gün.
İyi ya da kötü bi haber gelcek amerikadan.. . onu bekliyoruz.. .
Ama ben dayanamadım. bin tane sıkıntı. çıktım dışarı… içtim…sevdiğ im 3 dostumla buluştum.. hoştu, güzeldi…

Yazının Devamını okumak ve bilgi almak için tıkla »
[23 Eyl 2007 | No Comment | ]

İhtiyar adam tapu dairesinden çıkarken sevinçliydi. Kendi
kendine düşünüyordu; “-Oh. . be ferahladım. Ölümlü dünya”.
Oturduğu evin tapusunu, çocuğunun üstüne kaydettirmişti. Tapu
dairesinde çıktıktan sonra bir küçük lokantada öğle yemeğini yedi,
vakit geçirmek için parkları dolaştı. Bir parkta Cem Karaca’nın
şarkısı çalınıyordu; “Allah Yar! Allah Yar!”.

Yazının Devamını okumak ve bilgi almak için tıkla »
[9 Eyl 2007 | No Comment | ]

Berrak gökyüzü ve parlak güneş ışınlarının verdiği neşe ile arabasını sürüyordu. Yine yalnız yolculuklarından birisinin ortasındaydı. Arabasının klimasını açmış, en sevdiği şarkılardan oluşan karışık cd’sini teybine takmıştı. Çok hızlı değil, kurallar çerçevesinde olabildiğince çabuk gitmeye çalışıyordu. Yolculukların nihai amacı ulaşmak olduğu tezine inanırdı. Torpidodan güneş gözlüğünü alarak burnuna yerleştirdi. Alman sedan arabası sağlamdı. Onu almak için yıllarca tutku ile çalışmıştı. Karısı da vardı. Onu da almak için yıllarca tutku ile çalışmıştı. Sadakate tüm yüreği ile bağlı değildi ama işten veya genç sevgilisinin evinden yorgun argın evine gelince …

Yazının Devamını okumak ve bilgi almak için tıkla »
[16 Tem 2007 | No Comment | ]

Ben bazen sanrı gibi düşünce nöbetleri geçiririm. Beynimi allak bullak ederler. Kendimden dahi şüphe duyacak kadar paranoyalarım olur. Ama bazen. Bana bu sorunları çıkartan birincil sebep gerçeğin ne kadar gerçek olduğu ile ilgili psikopatça şüphelerimdir. Bana sanki hiç bir şey gerçek gibi gelmiyor. Daha doğrusu bizim hiç bir büyük “aydınımız” tarafından tutarlı bir gerçek tanımlaması yapılmadı.

Yazının Devamını okumak ve bilgi almak için tıkla »
[14 Tem 2007 | No Comment | ]

Ağlayan kızlara hiç dayanamam. Hele bir de uzun sarı saçları ağzına burnuna karışmış bir kız göğüsüme yaslanmış zara gömleğimi salya sümük içinde bırakıyorsa o zaman içim cız eder. Çünkü ağlamayı iyi bilirim. Dünya üzerinde babamdan sonra sinema filmlerine en çok ağlayan ikinci kişi olduğum için ağlamanın göğüs kafesini nasıl acıttığını, beyninizi nasıl allak bullak ettiğini çok tatbik ettim. Garip bir şekilde ağlamayı kızlara yakıştıramam. Ve ne zaman kızın teki bir erkek için önümde ağlasa, benim de gözlerim dolar. Acırım, hem o kıza hem de kendime acırım. Ama o gün …

Yazının Devamını okumak ve bilgi almak için tıkla »
[6 Tem 2007 | No Comment | ]

Sokağın başında yere çömelmiş uygun anı bekliyordu. O uygun an geldiğinde, cebinden emanetini çıkartacak kurbanının muhtemelen arkadan böbreğine vurup kaçacaktı. Bu işler böyle işlerdi. Önce paralarını alıp, birilerinin böbreğine veya ciğerine bıçağı saplardı. İşi zevk için yapanlar olsa da, o zevk için değil zorunluluktan yapardı. Malumunuz, parasızlık işte. Gözü kör olsun. Sazlı,sözlü eğlencelere gitmesi, sevgililerinin onu baş tacı yapması için para denilen değiş tokuş aracına ihtiyacı vardı. Güçlü kolları ve iyi bir kondisyonu olduğundan bıçağı seçmişti. Şerefli olduğu için değil. Şerefini, çocukluğunda sokaklarda sürterken kamyoncunun teki üstüne …

Yazının Devamını okumak ve bilgi almak için tıkla »
[4 Tem 2007 | One Comment | ]
Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.