Ziraatçılardan 2011 Değerlendirmesi:Ziraatçılardan 2011 Değerlendirmesi:


Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı İbrahim Yetkin, mevcut büyüme rakamlarının Türkiye ekonomisinin genelinde ve tarım sektöründe yüksek oranlı borçlanmaya dayalı olduğunu belirterek, tarım işletmelerinde borçlanma sürecinin hızlı bir biçimde arttığını dile getirdiTürkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel Başkanı İbrahim Yetkin, Türkiye ekonomisinin genelinde ve tarım sektöründe, mevcut büyüme rakamlarının yüksek oranlı borçlanmaya dayalı olduğunu vurgulayarak, tarım işletmelerinde borçlanma sürecinin hızlı bir biçimde arttığını dile getirdi. 2011 yılı içinde Torba Yasa kapsamında çiftçinin Ziraat Bankası’na olan borçları yeniden yapılandırılmış olmasına karşın bu uygulamaların sorunu ertelediğini, ancak çözemediğini belirten Yetkin, “Bunun önde gelen nedeni çiftçinin kullandığı girdilerin fiyatları ile ürettiği ürünlerin üretim fiyatları arasındaki makasın çiftçi aleyhine her geçen gün biraz daha açılmasıdır” dedi.

TZD Genel Başkanı İbrahim Yetkin, Dernek Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında 2011 yılını değerlendirdi. Türkiye’de kriz ortamına karşın oldukça yüksek bir büyüme hızının sağlandığını söyleyen Yetkin, “TÜİK tarafından açıklanan 2011 yılı birinci çeyrek büyüme oranı yüzde 11; ikinci çeyrek büyüme oranı yüzde 8.8 olarak gerçekleşti. Buna karşılık, tarım sektörü büyüme oranı genel büyüme oranı 2011 yılının ilk üç ayında yüzde 3.6, ikinci çeyrekte ise yüzde 4.2 oldu. Bu rakamlar 2011 yılının ilk 6 ayında tarım sektörünün ekonominin genel ortalamasının yarısından bile düşük bir büyüme oranı gösterdiğini ortaya koyuyor” diye konuştu.

-“TARIM İŞLETMELERİ AÇISINDAN DA BORÇLANMA SÜRECİ HIZLA ARTTI”-

Yetkin, gerek Türkiye ekonomisinin geneli gerekse tarım sektörü açısından bakıldığında, mevcut büyüme rakamlarının yüksek oranlı borçlanmaya dayalı olduğuna dikkat çekti. Tarım işletmeleri açısından bakıldığında da borçlanma sürecinin hızlı bir biçimde arttığını dile getiren Yetkin, banka kredi borçlarının, enerji borçlarının, tarım kredi borçları ve kredi kartı borçlarının çiftçinin ödeme gücünü aştığının gözlendiğini söyledi. Yetkin, “2011 yılı içinde Torba Yasa kapsamında çiftçinin Ziraat Bankası’na olan borçları yeniden yapılandırılmış olmasına karşın bu uygulamaların sorunu ertelediği ancak çözemediği gözlendi. Bu durumun önde gelen nedeni çiftçinin kullandığı girdilerin fiyatları ile ürettiği ürünlerin üretim fiyatları arasındaki makasın çiftçi aleyhine her geçen gün biraz daha açılmasıdır” dedi.

-“GÜBRE FİYATLARI YÜZDE 55-91 ARALIĞINDA ARTIŞ GÖSTERDİ”-

Yetkin, gübre fiyatlarında yüzde 55 ile yüzde 91 arasında artış gerçekleştiğini dile getirerek, başta mazot olmak üzere çiftçinin sulama ve elektrik giderlerinde de ortalama enflasyonun üzerinde bir artış görüldüğünü vurguladı. Yetkin, buna karşılık çiftçinin sattığı ürünlerden eline geçen para en fazla enflasyon oranını yakalayabildiğine işaret etti.

-“ŞEKER PANCARI ÜRETİMİNDEKİ DÜŞÜŞ KOTA SİSTEMİNDEN KAYNAKLANDI”-

Şeker pancarı üretiminin yüzde 10.8 oranında azalarak 16 milyon ton olarak gerçekleştiğini belirten Yetkin, şeker pancarı üretimindeki düşmenin kota sisteminden kaynaklandığını vurguladı. Geçmişte tütün olayında yaşananların bu kez de şeker pancarı üretimi ve şeker fabrikalarının özelleştirilmesi dolayısıyla bir kez daha yaşanmak durumunda olduğunu söyleyen Yetkin, “Geçen ay Özelleştirme İdaresi’nin B portföyündeki Malatya, Erzincan, Elazığ, Elbistan ve C portföyündeki Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum, Çarşamba şeker fabrikalarının özelleştirme ihaleleri gerçekleştirildi. Bu özelleştirme girişiminin gündeme geldiği yıllarda şeker pancarına kota getirilmesi de ilginçtir. Bu özelleştirme süreci bugünün meselesi değildir. 2009 yılında da benzer bir özelleştirme ihalesine çıkılmış, ancak yapılan ihaleler, Danıştay 13. Dairesi’nin kararlarıyla iptal edilmişti. İptal gerekçesi, özelleştirmeden sonraki beş yıl boyunca bütün fabrikalarda üretimin devam etmesini sağlayacak bir düzenlemenin yapılmamış olmasıydı. Buradan da anlaşıldığı üzere özelleştirmede bu fabrikaları satın alacak olanların niyeti şeker üretimini devam ettirmek değil, bu fabrikaların değerli arsalarını paylaşmak ya da Nişasta Bazlı Şeker Üretimine alan açmak için bunları kapatmaktır. Yeni ihale sürecinde de şartnamede bu hususta yeterli önlem alınmadığı görülmektedir. Bu fabrikalar 250 bin pancar üreticisinin kaderini doğrudan ilgilendirmektedir. Dahası ülke ekonomisine 3 milyar dolar civarında katma değer sağlayan şeker sektörünün tamamını ilgilendirmektedir” şeklinde konuştu.

-“TARIMSAL DESTEKLER YETERSİZ KALDI”-

Tarım sektörünün ekonomideki ağırlığının kriz koşullarında daha da arttığını belirten Yetkin, “Türkiye’de geçtiğimiz yıllarda çıkarılan Tarım Kanununda bu gerek gözetilerek üreticilere verilecek desteğin en azından Gayri Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) yüzde 1’i olması yasal bir zorunluluk haline getirilmişti. Ne var ki o tarihten bugüne geçen altı yılı aşkın zamanda tarıma verilen destek miktarı sürekli yüzde 1 oranının altında kalmıştır. Bu süre içinde eğer yasa gereği olan ödeme yapılsaydı, çiftçiye 26 milyar TL daha fazla destekleme ödemesi yapılacaktı” diye konuştu.

-VERİLEN DESTEK NE ÖLÇÜDE YETERLİ?-

Yetkin, verilen desteğin ne ölçüde yeterli olduğunu ortaya koymak için şu değerlendirmelerde bulundu:

“2011 yılında gübre masrafı toplam masrafların buğdayda yüzde 12’sini, pamukta yüzde 19’unu, mısırda yüzde 20’sini oluşturmaktadır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) yaptığı bir araştırmaya göre “Çiftçinin 2010 yılında gübre için ödediği bedel yaklaşık 3.8 milyar TL’dir. 2010 yılında gübre desteği için çiftçiye verilen 704 milyon TL destek, gübre masrafının ancak yüzde 18’ini karşılamıştır. 2011 için gübre destek miktarları yüzde 9-17 arasında artırılmıştır. Gübre fiyatlarındaki bu artış devam ederse, açıklanan destek miktarının gübredeki KDV’yi bile karşılaması mümkün değildir. Buna karşılık Bakan Eker, Bakanlığı adına yaptığı bütçe konuşmasında, 2010 yılında pamukta yüzde 50, ayçiçeğinde yüzde 39, buğdayda yüzde 24, mısırda yüzde 16, çeltikte yüzde 15, soyada yüzde 51 oranında maliyetleri karşılayacak düzeyde ürün desteği verildiğini’ öne sürmüştür. Biz ülkenin resmi çiftçi kuruluşu ile Tarım Bakanlığı’nın yaptığı hesaplardaki bu farklılığın açıklanmasını beklerken, şu gerçeği açıkça gözlüyoruz: Çiftçinin bütçesi her geçen gün daha fazla açık vermekte ve çiftçilerimiz ancak borcu borçla kapatarak üretimi sürdürebilmektedir. Çiftçi borçlarının toplamının 2011 yılı itibariyle 20 milyar TL’yi geçtiği tahmin edilmektedir.”

-“HAYVanCILIKTA UYGULANAN POLİTİKALARLA İTHALAT BİTMEZ”-

Et fiyatlarını girdi fiyatları ile ona yetişmeye çalışan et fiyatları arasındaki gerilimin yükselttiğini vurgulayan Yetkin, “Et fiyatları ucuzlatılmaya çalışılırken ette en büyük maliyet unsuru olan yem fiyatlarına sürekli zam geldi. Öyle ki, son 4 ayda yem fiyatlarındaki artış yüzde 50’yi buldu. Kısa süre önce 50 kilogramlık yemin fiyatı 27 TL’den 32 TL’ye çıktı. Arpa harman zamanı 360 kuruş iken 450 kuruşa yükseldi. Kepek 260 kuruş iken 450 kuruş oldu. Bu gelişmeler sonucu kısa süre önce 14.8 TL olan 1 kg. karkas etin üreticiye maliyeti 15.1 TL’ye çıktı. Şu anda kesim fiyatı yaklaşık 15-16 TL. Ancak ithalat başladığından bu yana üretici bu fiyattan, yani neredeyse maliyetine bile etini satmakta zorlanıyor. Örneğin EBK uzun zamandır alım yapmıyor. Bunun sebebi de ucuz ithal et beklentisi. İthal etin kendisi gelmeye başladı ama tüketiciye intikal eden et fiyatlarında bir düşme olmadı. Bu da eti işleyen kesimin kısmen ucuz ithal ete ulaşması halinde bile bunu piyasa fiyatlarına yansıtmadığı sonucu çıkıyor” diye konuştu.

-“YATIRIMCI KESİMİNİ DE İFLASA SÜRÜKLEME RİSKİ VAR”-

Geçen yıl hayvancılığa getirilen bazı teşvikler sonucu güçlü sermaye kesimlerinden de bu alana yatırım yapanların sayısının artmaya başladığını anımsatan Yetkin, ancak ithalata ağırlık verme eğilimi yeniden güçlenirken, ortaya çıkan durumun küçük ve orta üretici ile birlikte yalnız Et Balık Kurumu’nu değil, bu yatırımcı kesimini de iflasa sürükleme riski taşıdığını dile getirdi. Et ithalatı için vergi indirimi ve ithalat izninin bu yıl sonuna kadar verilmesinin de yıl sonunda ithalatın biteceği anlamına gelmediğini dile getiren Yetkin “Bu politikalarla, ucuz kalitesiz et ithalatı yoluyla sağlanan ‘yarar’, kendi kendini giderek ‘besleme’ eğilimi taşımaktadır. Bu süreç devam ederse, sonunda Türkiye, et üreticisi olmaktan tamamen vazgeçmek ve ithalata bağımlı bir ülke konumuna gelmek durumunda kalacaktır. İthalat yoluyla sağlanan ucuzluk da sürekli olmayacaktır. Çünkü gıda maddelerinin fiyatlarında yalnız Türkiye’de değil tüm dünyada bir artış olmaktadır ve bir ülke ithalata bağımlı hale geldiği zaman istediği zaman ithal edecek et bulmakta zorlanmaktadır. Bunun en açık kanıtı, canlı damızlık hayvan ithali girişiminin başarısızlığa uğramasıdır.”

/**Yıllık Fiyat Değişimi

Gübre Fiyatları (Kr/Kg) Ağu.10 Ağu.11 Artış%

Amonyum Sülfat (%21N) 35 67 91

Amonyum Nitrat(%26N) 40 73 83

Amonyum Nitrat(%33N) 51 79 55

Üre 62 115 85

DAP 93,5 153 64

Kompoze 20-20-0 62 108 74

Kompoze15-15-15 65 110 69

**/

/**

Tarımda istihdam edilen nüfus başına katma değer

Tarımsal Tarımsal Çalışan

Katma Değer İstihdam Başına Katma

Yıllar (Milyon TL) (Bin kişi) Değer (TL)

2008 9.434 5.016 1.881

2009 9.769 5.240 1.864

2010 9.928 5.683 1.747

**/ – Ankara

Ziraatçılardan 2011 Değerlendirmesi: yazısına ait etiketler :
Ziraatçılardan 2011 Değerlendirmesi: yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Ziraatçılardan 2011 Değerlendirmesi: Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.