Zeytin Ağacı Nöbetçisinin Ziyâretçi DefteriZeytin Ağacı Nöbetçisinin Ziyâretçi Defteri


Saat: 22.30..
Yat içtimâsı az önce alındı.
eksiğimiz yok, hattâ fazlamız var;
bereket, battâniyelerin altına bakmıyorlar;
her birinin yanında yatıyor sözlüsü, nişanlısı..

az sonra ışıklar sönecek,
sporları giyerek çıkacağım yatakhâneden.
havalar bu aralar serin, üzerime parkamı geçireceğim.
Nöbetçi Çavuşun eline tutuşturdum mu iki cigara,
dağılacak etrâfa;
sevgili, canımıniçi şiir gülleri..

saat: 22.40..
ara kapıdan çıktım bahçeye,
aşçı yine unutmuş mutfağın kapısını kapamayı..
Nöbetçi Astsubaya yakalanırsam işim iş..
hızlıca koştum nöbet kulübeme,
bir çırpıda tırmandım..
artık daha hızlıyım,
sanki dallarını uzatıyor ellerime..
onu da sarmış gâliba;
sevgili, canımıniçi şiir gülleri..

saat: 23.00..
karıncalar etrâfıma toplandı..
mutfaktan aşırdığım ekmek parçasının tâlibi çok..
alın bakalım, siz ki benim can yoldaşım..
âfiyet olsun her bir aşım..

saat: 23.30..
işte tam zamânı..
şimdi akmaya başlar bizimkiler;
oluk oluk çağlayan,
asırlık Anadolu çayırlarından,
güç katarak gönlümün ıssız ovalarına..

saat: 23.42..
bir ses etti Karac’oğlan;
ağır ağır yanıma sokulup merhaba, dedi..
biraz yorgun, üstü de tozlu sanki..
– aman efendim, hoş geldiniz; beni onore ettiniz..
âfiyettesinizdir inşallah..
lûtuf buyurur da iki söz etmek isterseniz;
işte sazınız, iki mızrap vurun da dağılsın kederimiz..

ve aldı eline sazı Karac’oğlan:

“Dağlar geçit verin konup göçeyim
Bir daha bu illere gelmeyesiye
Bağrımda hançerin salan elleri
Bir daha dönüp de görmeyesiye”

saat: 00.36
işte bu sesler, Yûnus’umun ayak sesleri..
her zamanki gibi vakur, yumuşak bir tebessüm var yüzünde..
– hoş geldiniz efendim, beni çok sevindirdiniz..
lûtuf buyurur da siz de iki söz etmek isterseniz;
işte sazınız, siz de iki mızrap vurun da,
ruhumuz dolup taşsın berdevâm-ı vecd ile..

ve aldı eline sazı Âşık Yûnus:

“Ben dervişim diyene
Bir ün edesim gelir
Tanrı’yu ben şimdiden
Varıp yetesim gelir”

saat: 02.16
uzaktan bir el etti Kul Himmet..
heybetli, mahzun ve naif bir sesle,
geciktiği için özür diledi.
– aman efendim, ne haddimize, lütfen efendim..
siz de hoş geldiniz, beni çok sevindirdiniz..
işte sazınız, siz de iki mızrap vurun da,
hûşûyla dolsun gamsız, dîvâne gönlümüz..

ve aldı eline sazı Kul Himmet:

“Bizi bu sevdâya salan
Kendi Cenâb-ı Allah’tır
Bu sevdâya gönül veren
İşi gücü eyvallahtır”

saat: 03.38
aman Allah’ım.. kimler gelmiş kimler..
– hoş geldiniz Abdal Pir Sultân’ım..
gelmeyeceksiniz diye hepimiz çok endişelendik;
fakat âlîcenâplık gösterdiniz, bizi bahtiyâr eylediniz..
buyrun efendim, sazınız..
siz de iki mızrap vurun da,
salınsın rüzgarda âh-ı harâbâtımız..

ve aldı eline sazı Pir Sultan Abdal:

“Gönül çıkmak ister Şâh’ın köşküne
Can boyanmak ister Ali müşküne
Pîrim Ali on iki imam aşkına
Açılın kapılar Şâh’a gidelim”

ve böyle ettik sabâhın 04.30’unu..
lâkin bir ağırlık çöktü omuzlarıma;
uykudan değil fakat,
şafak mı sıkıştırıyor nedir,
daha yüz on iki günüm var..
düşünürüm de benim sizden gayrı kimim var..
n’olur, arayı fazla açmayınız;
yine ziyâretime geliniz,
ben yine burada,
bu zeytin ağacının üzerinde,
yolunuzu bekleyeceğim;
siz ki bu toprakları koruyan sevgi pınarları,
n’olur unutmayınız benim de istihkâkımı..

Alkım Saygın

Zeytin Ağacı Nöbetçisinin Ziyâretçi Defteri yazısına ait etiketler : , , ,
Zeytin Ağacı Nöbetçisinin Ziyâretçi Defteri yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Zeytin Ağacı Nöbetçisinin Ziyâretçi Defteri Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.