Yalnızca Kadın mıyız?Yalnızca Kadın mıyız?


Bir şeylerden kaçmak uğruna heba ettiğimiz hayatın neresindeyiz? Kaçıncı kez üzülüyoruz kısa bir aşk hikayesine? Veya kaç kere belimiz büküldü onca insan arasından cımbızla seçtiğimiz insan uğruna?

Aşklar… Özene bezene yazdığımız, süslü hayaller düşlediğimiz, delicesine sevmek deyimini kıyısından yaşadığımız, şarkılar adadığımız aşklar… “ İnsan neden sever? “ sorusuna aranılan yanıtlar kadar çoktur; bu gelecekte önemsiz bir anı olarak işgal edecek beynimizdeki komplo teorileri de. Ve başkalarında hüzünler var olur. Hüzünleri insanlara iliştirmekse sonradan gelen ayrıntıdır. “Nerede o eski aşklar” diye hayıflanan da biziz, anlık zevkleri tabu haline getirip doyasıya yaşayamayan da, gerçek aşk uğruna beklenilen beyaz atlı prensleri var eden de biziz. Kısır döngülerden daha farklı bir ayrıntı bu sanırım. Hayattan neyi istemek ve neyi bulmak önemli çoğu kez. Çelişkilerle beyinler doluyken kaç insana verilebilir sevgiler?

Kiminde bulunan aşktır; henüz herhangi bir kalıba sokulamayan aşk. Kimindeyse ilgisi, zekası, tipi… Doyumsuzluk çiğ süt emen insanoğlunun var oluşundan ötedir var. Kime yamanmalı doyumsuzluk iksirini içip de aşk arayan insan? Cinsiyet pek de önemli bir yer işgal etmez. Böylesi bir durumda önemsenen ancak vicdandır. O iksirle doyduysa tüm benliğin, aradığın tek şey budur. Kalıplara sığdırdığın insanı bulmak zor olmamalı. Tek bir kişi değildir aranılan doyumsuzluk anlarında. Her birinden biraz alırsın, seni tatmin edenlerle geçirirsin vaktini, mutlu anları kar saymadan yoluna devam edersin. Sendelemek de senin elinde, burnunu dik tutup gurur havası verilmiş, insan sayılmanın nedeni bedeninle yürümek de…

Ve bazen işler o kadar hüzünlü de olmaz. Yine de hüzün yaratmak insanın doğasındadır. Ancak hüzünlü filmler unutulmaz, sonu hüzünlü biten aşklar ulaşılmaz ve unutulmazdır, sokakta gördüğün kedinin bakışları iç parçalıyorsa seversin. Vicdan; en zayıf anların kollayıcısıdır. Herkesin vicdan ağırlığı farklı olsa bile vardır en zayıf noktalar. Ve hep hüzünle kesişir yine. Ve bu iki kavram kendi tamamlayıcısı olan üçüncü kelimeyle her an bir bedende hayat bulabilir. Yaradılışa inildiğinde “kadın”dır tamamlayıcı kavram…

Kadın olabildiğine melankoli eritir hüznünün alevinde. Uykusunun en olmadık yerinde yastığa gömer gözyaşlarını. Türk filmlerine ağlamak arabeskinden öte gelir, sezen aksu dinleyip kendine acımak olmazsa olmazdır, scorpions-still loving you ile kendinden geçen kadınsa ardında kalan erkeğe takılı kalmış hüzün birleştiricilerindendir. Gururlusu, güçlüsü, aldatılmışı ve aldatanı kadınlığının ardına sığınıp şeytanlığın boyasıyla boyanmaz mı? Adına asırlardır şiirler yazılan süt beyaz tenli, alev saçlı, deniz gözlü, ince bilekli kadınlar… Hangimiz hikayelerimizi hüznün gölgesinde yazıp türlü şeytanlıkları masum bahaneler göstererek erkeklerin köşelerinde yayınlamıyoruz? Halka açık köşelerde bu denli zekice ironilere sır oluyoruz ve kadın, vicdan ve hüzün üçlemesini her şeyin üzerinde tutuyoruz. Şeytan biz miyiz? Yoksa yasak elmayı yedirip de suçu Havva’ya yükleyen yılanlar mı? Biz yalnızca kadın mıyız?

Yalnızca Kadın mıyız? yazısına ait etiketler : , , , ,
Yalnızca Kadın mıyız? yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Yalnızca Kadın mıyız? Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.