Türk Sanatçı, Londra ya Renk GetirdiTürk Sanatçı, Londra ya Renk Getirdi


Türkiye’nin saygın ve en renkli kadın ressamlarından Yıldız Çitçi, tablolarının yanı sıra giysi ve takılarını süsleyen gözalıcı renkleriyle Yağmurlu ve gri havasıyla bilinen Londra’ya renk getirdi.

Çocukluk yılları Londra’da geçen genç sanatçı,Türkiye’de sanatın iyi yerlere geldiğini ve Türk sanatçıların da büyük ilgi görmeye başladığını söyledi.

İngiltere Parlamentosuna nazır dairesinde sorularını cevaplayan ressam ve aynı zamanda balerin olan Yıldız Çitçi, tıpkı diğer ressamlar gibi tam bir Londra hayranı olduğunu ve burada enerji topladığını belirtti.

‘TÜRK SANATÇILAR DÜNYA GENELİNDE BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR’

Renkli giysileri ve kendi tasarladığı takılarıyla İngilizlerin beğenisini kazanan sanatçı, renkli takılarının büyük ilgi gördüğünü ve Londra’nın ünlü alış veriş merkezlerinden teklifler aldığını kaydetti. Çalışmalarını Londra’da sürdüren sanatçı,Türkiye’de sanatın iyi yerlere geldiğini ve Türk sanatçıların dünya genelinde büyük ilgi görmeye başladığını ifade etti.

BABASI RENKLİ KALEM ALINCA RESSAM OLMAYA KARAR VERDİ

İstanbul’da 1964 yılında doğan ve Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümünde, Prof. Devrim Erbil Atölyesinde Yüksek Lisans yapan sanatçı, kendi bakış açısının getirdiği üslubuyla planlanmış kompozisyonlarında diğer unsurlarıyla bütünleşmiş şekilde yer vererek, yaşamından bazı izleri ve ipuçlarını izleyiciyle paylaşıyor.

1985’den bugüne yurt içinde ve 1983’den bugüne ise üyesi olduğu Uluslararası Ressamlar Dernekleri ile Fransa, İspanya, Belçika, Lüksemburg, Almanya’da 80 civarında karma sergiye katılan sanatçı, 23. Dyo Resim Yarışmasında ÖDÜL kazandı. İstanbul Üniversitesi’nde “Soyut Sanat ve Benim Çalışmalarım” konulu 10 civarında konferans veren sanatçının hayat hikayesi de giysi ve takıları kadar renkli.

Çocukluğundan bu yana gözalıcı renklere karşı büyük bir ilgi duyduğunu ve resme olan ilgisinin ise babasının bir Yılbaşı günü kendisine aldığı renkli kalemler sayesinden daha da arttığını söyledi.

Lisede ders aralarında sürekli resim yaptığını belirten sanatçı, aynı yıllarda İstanbul’un Beyoğlu semtindeki Özel Madam Olga Bale Okulu’nda 7-14 yaş grupları arasında balenin yanı sıra dekor-kostüm eğitimi aldığını ve ardından da çeşitli dönemlere ait kostümler tasarlamaya başladığını ifade etti.

‘Annem her zaman ne olacaksan en iyisi olacaksın. Çöpçü bile olsan en iyisi olacaksın’ derdi. Bende kendi kendime ‘en iyi ne yapabilirim’ diye sordum. Tabiki en iyi resim yapabilirim. Fakat benim hep kostümlere de ilgim vardı. Televizyonda izlediğim ‘canlı kalem’ karakterinin bende etkisi çok oldu” dedi.

SANATÇININ ÇALIŞMALARINI ŞEKİLLENDİREN DÜŞÜNCELERİ

Zamanın getirdiği sürprizleri de çalışmalarının vazgeçilmez ögeleri olarak kompozisyonlarına dahil eden sanatçı, onlara kendi bakış açısının getirdiği üslubuyla planlanmış kompozisyonlarında diğer unsurlarıyla bütünleşmiş şekilde yer vererek, kendi yaşamından bazı izleri, ipuçlarını da izleyiciyle paylaşıyor.

İlk kompozisyonlarında en sade kontrast ögeleri, yatay-dikeyler, siyah-beyaz ve dinamizm için kırmızı kullanarak tamamını planlayarak yapan sanatçı, soyut çalışmalarına yeni başladığı yıllarda sürekli 200x100cm suntasının üzerine yapıştırdığı 150x 100cm boyutunda kağıtların üzerine yağlı boya çalışıyor ve her biten çalışması ardından suntasında boya akıtma,sıçratmaları ve çesitli izler kalıyordu.

Zamanla kağıdının dışındaki doğal olarak oluşmuş bu lekelerle birlikte kompozisyonunun tamamlandığını fark eden sanaytçı, bundan sonra da çalışmalarının en temel iki ögesinden biri olarak hep çalışmalarında yer verdi. Böylelikle ‘formal-informalö (Geometrical Abstraction-Abstract Expresyonism) kontrastlığı temeline dayanan planlı ve planlanmamış, zamanın getirdiği ögeleri bir arada kullandığı şimdiki, zaman içinde sistematik gelişen, değişen, kontrastlar zinciri olan soyut çalışmalarının ilk örnekleri doğmuş oldu.

MUCİZEYLE DOĞAN FİKİRLER

‘Yaşamda, doğada da planlanmış ve planlanmamış olaylar iç içedir’ diyen sanatçı, bu şekilde planlı ve planlanmamış unsurları çalışmalarında birlikte kullanarak yaşamı anlatıyor.1989’dan beri çalışmalarının içindeki formun şeklinde, yani değişik şekilli tuvaller üzerine çalışarak illüzyon boyut-gerçek boyut kontrastlığını kullanıyor.

2004 yılındaki kişisel sergisine hazırlanırken bazı tuvalleri dönerek deforme olalan sanatçı ilk önce bu duruma üzülse de, aslında bunun kendisi için doğanın getirdiği güzel bir sürpriz, hediye, şans olduğunu fark etti ve kendiliğinden üç boyutlu hale gelen bu tuvalleri üzerine, illüzyon-gerçek boyut kontrastı, bu deformasyona uygun kompozisyonlar yaparak onları en iyi bir şekilde değerlendirdi.

BACAĞI YANINCA YENİ BİR TASARIM GELİRTİRDİ

Hayatta her zaman çesitli iyi ve kötü sürprizler olabileceğini ve bunlara açık ve hazır olmak gerektiğini belirten sanatçı, ‘Bazen ilk önceleri hoşumuza gitmese de onu şans haline getirecek yolu bulmak da elimizdedir.1996’da Güzel Sanatlar Fakültesinde, Doktora programında, aldığım Giysi Tasarımı derslerine devam ederken, bacağıma büyük bir bardak kaynar çay dökülünce yandı. Sonbahar ve serindi. Çorap giymek gerekiyordu. Fakat yanan bölümün de hava alması gerekiyordu. Bunun üzerine çoraplarımda delikler açarak bu duruma uygun bir tasarım yaptım ve sonra da ‘Giysi Tasarımı’ dersi ödevlerimde de kullandım.” dedi.

1988’den beri her sergisinin resimleri paralelinde giydiği kostümleri olan sanatçı, bu şekilde ve başka kullanılabilir çalışmalarıyla zaten fonksiyonel-anfonksiyonel kontrastlığını kullanıyor ve yeni tasarımını da bu alanda ürettigi çalışmalarına ekleyerek geliştiriyordu. 2008′ deki kişisel sergisinde, yeni bir performans olarak eserlerin yerleştirilmesini, düzenlenmesini bitirmeyip, bazı eserlerini 4-5 gün içinde yerleştirerek sergisinin düzenleniş safhalarını da izleyiciyle paylaşıyor.

‘SÜPRİZLER E AÇIK OLMALI, ‘GİTTİĞİ YERE KADAR’ DİYEBİMELİYİZ’

‘Önemli olan zamanın getirdiği sürprizleri kendi üslubumuza göre şekillendirebilerek çalışmalarımızda kullanabilmek, dahil edebilmektir’ diyen sanatçı, ‘Böylelikle yaşamsal boyut, en gerçek boyutu çalışmalarına dahil etmiş olsum. Artık yaşamdaki alışkanlıkları, karşılaştığım anlık olayları da sergilerimin sürprizleri olarak kullanmak çalışmalarımın vazgeçilmez unsurları haline gelmişti.

Zamanın getirdiklerini kendi üslubu paralelinde şekillendirip sunarak, hiçbir zaman umutsuzluğa düşmememiz gerektiğini, sihirli anahtarın bizde olduğunu ve sadece elimizden geleni en iyi şekilde yapma gayreti içinde olmamızın yeterli olduğunu vurgulamış oluyor. Hatta bazen zamanın getirdiği tesadüfler bilimde bile projeleri şekillendirebiliyor ve bitirebiliyor. Önemli olan onun şans olabildiğini fark edebilmek veya şansa dönüştürebilmedir. Örnegin Graham Bell telefon düzeneği üzerinde çalisirken, düzeneğinin üzerine tesadüfen asit dökülmesi sonucunda telefon bulunmuştur. Arşimet de banyo yaparken ‘buldum’ diye fırlayarak suyun kaldırma kuvvetini farketmiştir. Bu yüzden zamanın getirdiği sürprizlere daima açık olmalıyız ve birazcık da gittiği yere kadar diyebilmeliyiz” diye ifade etti.

SANATÇININ SOYUT ÇALIŞMALARI

Sanatçının soyut çalışmaları ilk önce Ekspresif Soyut (duygu) ile Geometrik Soyut (mantık) her bakımdan birbirine zıt iki akımın sentezi ile 1984 yılında başladı. Sanatçının bu çalışmalarını tuvallerinin içindeki ilizyon formun şeklini alarak gerçek boyuta dönüşen, yan kenarları değişik şekilli, duvara asılarak sergilenebilen tuvalleri ve bunu takiben de bu tür tuvallerinin arkasına bir yüzey daha eklenmesiyle duvardan kurtulmuş, izleyicinin çevresinde dolaşabileceği üç boyutlu tuvallerin üzerine yapılmış çalışmaları izledi.

RESİM HEYKEL VE DENİZ KABUĞUNDAN TAKILAR

Bu çalışmalarıyla birlikte 1988’den itibaren örgü olarak, 1991’den itibaren de tasarlayıp, kalıbını çıkartıp,boyayıp, dikerek resimlerimin formunda,soft (yumuşak), giyilince fonksiyonel, dolaştıkça kinetik, heykel-resim giysileri oluşan sanatçının, yine fonksiyonel, resimlerinin içindeki formun şeklinde masa, sandalye gibi resim heykelleri bulunuyor.

Küpe, ayakkabı tokası gibi butür giysilerinin aksesuarlarını ilk önce deniz kabuklarından yapan sanatçı, 1991’den itibaren de takı hamurunu şekillendirerek yaptığı bu tür aksesuarlarına giysiler için yaptığı düğmeleri de ekleyerek, suni deriden çantalar tasarlayıp dikip, boyadı.

1999’dan itibaren boyadığı resimlerinin formuna yakın cam vazoları da serilerinde yer almaya başlayan sanatçının,1988’den bugüne, her serginin bir giysisi oldu ve sergi boyunca hep o giysi ile dolaşarak (galeride, bazen yaşamda halkın arasına karışarak) performans çalışmalar yaptı. 1998’de giydiği bu giysilerle kombini olan resim ve heykellerin arasında kendisinin de yer alması ile kompozisyonun tamamlandığı enstalasyon çalışmalarının büyük boyutlu fotoğraflarını da sergilerinin vazgeçilmez ögeleri arasına kattı.

2001’den beri sergilerinde çeşitli safhalarda tamamlanmamış çalışmalarına ‘Arkası Yarın’ başlığı altında yer verdi.

Sanatçı, sergiden sergiye devam eden bu çalışmalarını 1988 den beri zaman zaman sergilerinde yer verdiği atölye köşesi içinde ve diğer bitmiş çalışmaları arasında sergiledi.

En baştan beri bütün çalışmaları hem tek başına kompozisyon olduğu gibi aynı zamanda da da tümü iki kontrast akımın birlikteliğinin zaman içinde geçirdiği gelişim, değişim ve eklenen yeni kontrastlık halkalarıile birbirinin devamı olarak ortaya çıktığından, her sergi düzeni çesitli grupların bir arada yer aldığı bir enstalasyon çalışması oluşan sanatçının eserleri, sadece yapıldığı an değil, onlar uzun bir sürecin birikimleri sonucunda ortaya çikmis ve bu süreçle bir bütün.

Sanatçının günlük yaşamdaki etkinlikleri, alışkanlıkları da bu süreç içindedir ve bu oluşum sürecinde önemli rol oynuyor.. Bu yüzden sanatçı, bunları ve günlük yaşamında kendisini etkileyen olayları da çalışmalarında kullanıyor.

Okulda sanat tarihi okuduğu yıllarda müzisyen John Cage’nin konser verdiğini söyleyerek izlyiciye ortamın seslerini dinlettiği çalışması sanatçı da diğer sanat dalları için de bunun geçerli olabileceği düşüncesini uyandırdı.

Çitçi, ‘Buradan yola çıkarak dekor kendi çevremiz, kostüm giydiklerimiz, müzik duyduklarımız, bale de hareketlerimizdir. Yani sahnede olduğumuzu fark ettiğimiz sürece baş dansçısı kendimizin olduğu performansımız hayatımızın her anında sürüyorö dedi.

SPOR VE SANAT BİR ARADA

Ekspresif soyutta, Action Painting’de bedendin anlık hareketlerinin serbest fırça darbeleri, akıtma,sıçratma şeklinde yüzeye kaydı söz konusu olduğunu vurgulayan sanatçı, geçmişinde yedi sene çalışmış olduğu balenin de kazandırdığı bakış açısı ile sanat tarihindeki buhareketler onu atölyesinde resim çalışırken meydana gelen, tuvale kaydolan hareketlerini bale gösterisine dönüştürmeye yöneltt.

Yaşam şeklini sanatsal etkinliklerine dahil ettiği çalışmalarından biri de yıllardır çesitli bedensel egzersizler ve beslenme düzeni ile kendi bedenini şekillendiren sanatçı, “Tıpkı heykelde olduğu gibi bir üç boyutlu şekillendirme söz konusudur. Sadece her malzemeyi şekillendiren araçlar farklıdır. Bu paraleldeki giysilerini giydiğinde de bu şekillendirmeye ilizyon boyutta da katkıda bulunmuş oluyor. Tıpkı şekillendirerek gerçek boyut, boyayarak ilizyon boyut kontrastlığı olan resim-heykel çalışmalarımda olduğu gibi. Fakat buradaki şekillendirme aynı zamanda sağlıklı yaşam amaçlı da yapıldığından fonksiyonel ve en gerçek boyut yaşamsal boyuttadır. Atölyemdeki çalışmalarımın bale gösterisine dönüşmesinde bu unsurlar söz konusudur. Yani çalışma fonksiyonu da olan bir bale gösterisidir. Evet her gün hepimiz için bir perde açılıyor” diye belirtti.

ATM’yi Kökünden GötürdülerYurttan Kartpostallık Kar Manzaraları

Türk Sanatçı, Londra ya Renk Getirdi yazısına ait etiketler : , , ,
Türk Sanatçı, Londra ya Renk Getirdi yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Türk Sanatçı, Londra ya Renk Getirdi Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.