<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genelleme &#187; biyografi</title>
	<atom:link href="http://www.genelleme.com/tag/biyografi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genelleme.com</link>
	<description>Kulelili Olmak Ayrıcalıktır….</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Jun 2010 21:30:38 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Mevlana&#8217;nın Hayatı</title>
		<link>http://www.genelleme.com/mevlananin-hayati.html</link>
		<comments>http://www.genelleme.com/mevlananin-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Dec 2007 12:50:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelleme.com/mevlananin-hayati.html</guid>
		<description><![CDATA[







Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi&#8217;nin Belh şehrinde doğmuştur.
Mevlâna&#8217;nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında &#8220;Bilginlerin Sultânı&#8221; ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled&#8217;tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin&#8217;in kızı Mümine Hatun&#8217;dur.
Sultânü&#8217;I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh&#8217;den ayrılmak zorunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi&#8217;nin Belh şehrinde doğmuştur.<br />
Mevlâna&#8217;nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında &#8220;Bilginlerin Sultânı&#8221; ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled&#8217;tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin&#8217;in kızı Mümine Hatun&#8217;dur.<span id="more-1679"></span></p>
<p>Sultânü&#8217;I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh&#8217;den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü&#8217;I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh&#8217;den ayrıldı.</p>
<p>Sultânü&#8217;I-Ulemâ&#8217;nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar&#8217;ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.</p>
<p>Sultânü&#8217;I Ulemâ Nişabur&#8217;dan Bağdat&#8217;a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ&#8217;be&#8217;ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam&#8217;a uğradı. Şam&#8217;dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende&#8217;ye (Karaman) geldiler. Karaman&#8217;da Subaşı Emir Mûsâ&#8217;nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.</p>
<p>1222 yılında Karaman&#8217;a gelen Sultânü&#8217;/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala&#8217;nın kızı Gevher Hatun ile Karaman&#8217;da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna&#8217;nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun&#8217;u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna&#8217;nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.</p>
<p>Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti&#8217;nin egemenliği altında idi. Konya&#8217;da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü&#8217;I-Ulemâ Bahaeddin Veled&#8217;i Karaman&#8217;dan Konya&#8217;ya davet etti ve Konya&#8217;ya yerleşmesini istedi.</p>
<p>Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya&#8217;ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi&#8217;ni ikametlerine tahsis ettiler.</p>
<p>Sultânü&#8217;l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya&#8217;da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı&#8217;ndaki bugünkü yerine defnolundu.</p>
<p>Sultânü&#8217;I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna&#8217;nın çevresinde toplandılar. Mevlâna&#8217;yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi&#8217;nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.</p>
<p>Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems&#8217;de &#8220;mutlak kemâlin varlığını&#8221; cemalinde de &#8220;Tanrı nurlarını&#8221; görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.</p>
<p>Mevlâna Şems&#8217;in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî&#8217;nin yerini doldurmaya çalıştılar.</p>
<p>Yaşamını &#8220;Hamdım, piştim, yandım&#8221; sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk&#8217; ın rahmetine kavuştu. Mevlâna&#8217;nın cenaze namazını Mevlâna&#8217;nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna&#8217;yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna&#8217;nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı.</p>
<p>Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah&#8217;ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen &#8220;Şeb-i Arûs&#8221; diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.</p>
<p>&#8220;Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!<br />
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelleme.com/mevlananin-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Michael Haneke</title>
		<link>http://www.genelleme.com/michael-haneke.html</link>
		<comments>http://www.genelleme.com/michael-haneke.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Nov 2007 12:50:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[haneke]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Michael]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelleme.com/michael-haneke.html</guid>
		<description><![CDATA[Michael Haneke (d. 23 Mart 1942, Münih, Bavyera, Almanya) Kendi anlatımıyla &#8220;kimsenin kolayca ve içi rahat bir sekilde seyredemeyeceği filmler&#8221; yapan Avusturyalı film yönetmeni. Filmlerinde çoğunlukla modern toplumdaki insanların problemlerini ve bunalımlarını çıplak bir gerçeklikle -bu amaç için özenle &#8220;soundtrack&#8221; kullanmaktan kaçınarak- sergiler.
Biyografi
1942 yılında Almanya/Münih&#8217; de dünyaya geldi. Üniversite öğrenimini Viyana&#8217; da felsefe ve psikoloji [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Michael Haneke (d. 23 Mart 1942, Münih, Bavyera, Almanya) Kendi anlatımıyla &#8220;kimsenin kolayca ve içi rahat bir sekilde seyredemeyeceği filmler&#8221; yapan Avusturyalı film yönetmeni. Filmlerinde çoğunlukla modern toplumdaki insanların problemlerini ve bunalımlarını çıplak bir gerçeklikle -bu amaç için özenle &#8220;soundtrack&#8221; kullanmaktan kaçınarak- sergiler.</p>
<p>Biyografi<br />
1942 yılında Almanya/Münih&#8217; de dünyaya geldi. Üniversite öğrenimini Viyana&#8217; da felsefe ve psikoloji dallarında yaptıktan sonra mezun oldu ve film eleştirmeni olarak sinema hayatına başladı. Ardından kısa bir süre alman televizyonu &#8220;Südwestfunk&#8221; da editör olarak çalıştı.<span id="more-1565"></span> Kamera arkasına geçişi öncelikle televizyon filmleri için olmuştur (1973). Uzunca bir süre televizyon yönetmenliği yaptıktan sonra tarzı ve gerçekçi bakış açısı nedeniyle (ki bu açıdan Gaspar Noe ile karşılaştırılabilir) ses getiren ilk sinema eserlerini üçleme olarak sinema dünyasına kazandırdı. &#8220;The Piano Teacher&#8221; filmi ile 2001 yılında Cannes film festivalinde &#8220;Grand Prize&#8221; kazanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelleme.com/michael-haneke.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başbakan Erdoğanın Şaşırtan Karnesi</title>
		<link>http://www.genelleme.com/basbakan-erdoganin-sasirtan-karnesi.html</link>
		<comments>http://www.genelleme.com/basbakan-erdoganin-sasirtan-karnesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jul 2007 08:06:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[parti]]></category>
		<category><![CDATA[recep tayyip erdogan]]></category>
		<category><![CDATA[recep tayyip erdogan hakkinda bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelleme.com/test/?p=771</guid>
		<description><![CDATA[
Mehter takımındaydı. Futbol takımındaydı. Münazara takımındaydı. Dersleri zayıf olsa da sosyal yönü tamdı. Bir hocası, &#8220;Çalışkan imam hatipliler birer hacı kızı alıp eve çekilecek. Türkiye&#8217;yi siz yöneteceksiniz&#8221; dedi
İstanbul İmam Hatip Lisesi 5-B sınıfının 1970-1971 yıllığında Mehmet Akif&#8217;in etrafında kümelenmiş öğrenci fotoğrafları var; bu fotoğrafların en üstünde de tanıdık bir çehre:
Recep Tayyip Erdoğan&#8230;
İşin ilginci bu mizansen, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1></h1>
<p><strong>Mehter takımındaydı. Futbol takımındaydı. Münazara takımındaydı. Dersleri zayıf olsa da sosyal yönü tamdı. Bir hocası, &#8220;Çalışkan imam hatipliler birer hacı kızı alıp eve çekilecek. Türkiye&#8217;yi siz yöneteceksiniz&#8221; dedi</strong><br />
<img src="http://www.milliyet.com.tr/2007/07/18/yazar/resim/dundar.jpg" align="right" border="1" hspace="10" vspace="10" />İstanbul İmam Hatip Lisesi 5-B sınıfının 1970-1971 yıllığında Mehmet Akif&#8217;in etrafında kümelenmiş öğrenci fotoğrafları var; bu fotoğrafların en üstünde de tanıdık bir çehre:<br />
Recep Tayyip Erdoğan&#8230;<br />
İşin ilginci bu mizansen, &#8220;ampul&#8221; şeklinde bir zemin üzerine oturtulmuş. Ertesi yıl 6-B&#8217;ye geçen öğrenciler, bu kez kökleri derin bir ağacın meyveleri gibi yerleşmişler tabloya&#8230;<br />
Erdoğan, yine en üstteki meyve pozisyonunda&#8230;<span id="more-755"></span><strong>Kur&#8217;an&#8217;dan bütünlemeye</strong><br />
NTV için hazırladığımız &#8220;Lider Portreleri&#8221;nin Recep Tayyip Erdoğan bölümü için araştırma yapan arkadaşımız Yusuf Kenan Beysülen&#8217;in ulaştığı imam hatip karnesi, Başbakan&#8217;ın vasat bir öğrenci olduğunu gösteriyor.<br />
1973&#8242;te &#8220;iyi&#8221; dereceyle mezun olan Erdoğan&#8217;ın notları pek parlak değil:<br />
Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;den ancak bütünlemede geçebilmiş.<br />
Arapçası zayıf; tek ders sınavından 5 alabilmiş.<br />
Tefsir: 6&#8230;<br />
Hadis: 7&#8230;<br />
Fıkıh: 7&#8230;<br />
<img src="http://www.milliyet.com.tr/2007/07/18/yazar/resim/dundar1.jpg" align="right" border="1" hspace="10" vspace="10" /> Dini derslerinin zayıflığına karşın Milli Savunma&#8217;sı 8 Erdoğan&#8217;ın&#8230;<br />
Mezuniyet karnesinde bir tek 10 var: Beden Eğitimi&#8230;</p>
<p><strong>Mehter takımında</strong><br />
Dersleri zayıftı ama Erdoğan sosyal bir öğrenciydi. Okulun bütün faaliyetlerinde yer alıyordu.<br />
1972&#8242;de yapılan İstanbul liselerarası münazara yarışmasında, İstanbul İmam Hatip Lisesi&#8217;ne birinciliği getiren ekipte o da vardı.<br />
Ayrıca okulun mehter takımında yer alıyor, uzun boylu olduğu için Mehteran&#8217;ın önünde sancak taşıyordu.<br />
Bir yandan da İmam Hatip&#8217;in futbol takımında top koşturuyordu. Yıllar sonra sahada giydiği şort hatırlatıldığında gülecek ve &#8220;Bu yönden günahkâr olduğumu biliyorum&#8221; diyecekti.</p>
<p><strong>Meczuplar ve hizmetkârlar</strong><br />
Velhasıl sınıfta arkadaşları Kur&#8217;an hatmederken o, sokakta, hayatın içindeydi.<br />
Belki de yıllar sonra sınıf arkadaşlarına fark atmasının sırrı buradaydı.<br />
Erdoğan&#8217;ın sınıf arkadaşlarından Abdurrahman Şen&#8217;in, Beysülen&#8217;e anlattığı bir anı bunu doğruluyor.<br />
Şen, bir gün Karagümrük stadında hocaları Fevzi Bektaş&#8217;la Erdoğan&#8217;ın bir maçını izlediklerini anlatıyor. Erdoğan maçta çok iyi oynuyor. Çıkışta Bektaş, Şen&#8217;e Erdoğan&#8217;ın dersleri zayıf olduğu halde sahanın en iyilerinden olduğunu belirtip diyor ki:<br />
&#8220;Bugün Kuran-ı Kerim&#8217;den, Arapçadan benden 9-10 alanlar, yarın birer hacı kızı alıp kenara çekilecekler. Bu ülkeye, bugün bu sahalarda top koşturanlar, sizler hizmet vereceksiniz.&#8221;<br />
Şen şöyle doğruluyor:<br />
&#8220;Bugün bakıyorum, hakikaten bizim sınıfta Arapçası, Kuran&#8217;ı, meslek dersleri 9-10 olanlar, bugün birer köşeye çekildiler. Hatta bir kısmı kendilerini iyice meczuplaştırdı. Ama o günlerde kahveye kaçan, sinemaya giden, top oynayan, &#8216;Bu ne biçim imam hatipli&#8217; diye eleştirilen öğrenciler, toplumun önünde iş yapan insanlar oldular.&#8221;</p>
<p><strong>Siyasete komşusu soktu</strong>Dün, tek başına iktidar olamazsa siyaseti bırakacağını açıklayan Erdoğan, siyasete 33 yıl önce bir komşusunun önayak olması sonucu girmişti.<br />
1973&#8242;te İmam Hatip&#8217;i bitirmiş, ertesi yıl İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi&#8217;ne başlamıştı. O yıl, futbol sayesinde iş de bulmuştu.<br />
Oynamakta olduğu Camialtı futbol takımından 1. Amatör Küme takımlarından İETT&#8217;ye transfer olunca İETT Altıntepe Müdürlüğü&#8217;nde işçi olarak işe alınmıştı.<br />
Milli Selamet Partisi&#8217;nin meydanlara çıktığı yıllardı. Komşusu, hemşerisi, arkadaşı Nuri Avcı, MSP Gençlik Kolları Başkanı&#8217;ydı. Onu bir parti toplantısına götürdü. Sonra da partiye üye olmasını teklif etti. Ama Erdoğan&#8217;ın babası koyu AP&#8217;liydi. Böyle bir şeye asla izin vermezdi.<br />
Erdoğan, &#8220;Üye olurum ama gizli kalsın, babam duymasın&#8221; dedi. Böylece, gizlice MSP&#8217;ye üye oldu.<br />
Çok kısa zamanda girişkenliği sayesinde MSP&#8217;nin Beyoğlu Gençlik Kolları Başkanı olacak, bir yıl sonra da İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanlığı&#8217;na terfi edecekti.<img src="http://www.milliyet.com.tr/2007/07/18/yazar/resim/dundar2.jpg" align="right" border="1" hspace="10" vspace="10" /> <strong>Sistem ve Erdoğan&#8230;</strong>Erdoğan&#8217;ın yükselişinde sistemin payı var mı?<br />
Kariyerinin değişik aşamalarına dikkatlice bakıldığında anlaşılıyor ki, istemeden de olsa aslen ona muhalif olan siyasal sistem, bu yükselişe omuz vermiş.<br />
Hatırlatalım:<br />
12 Eylül geldiğinde Erdoğan İETT&#8217;de çalışıyordu. Emine Hanım&#8217;la evlenmişti. İki çocuk babası olmuştu. Erbakan&#8217;ın gözdeleri arasına girmişti. MSP&#8217;nin Gençlik Kolları Başkanı idi.<br />
Dönemin Sebil dergisi, onu &#8220;İslamcı gençliğin gerçek liderlerinden&#8221; diye tanımlıyordu.<br />
12 Eylül&#8217;de askerle ilk kez karşılaştı. İETT&#8217;nin başına bir komando albay gelince kendi deyimiyle &#8220;farklı bir hava esti. O hava kendisine uymadı&#8221; ve istifasını verip ayrıldı. Daha 70&#8242;lerin sonunda İslamcı hareket tamamen ortadan çekilmişe benziyordu. Sonra ne oldu da birden palazlandı?<br />
Erdoğan&#8217;ı yıllardır izleyen araştırmacı Ruşen Çakır&#8217;ın buna dair önemli bir gözlemi var: &#8220;12 Eylül&#8217;de ülkücü ve devrimci gençler hapislere dolduruldu. Gençlik boşta kaldı ve burayı büyük ölçüde İslamcılar doldurdu. Eğer onlar da o dönem ülkücüler ve devrimciler kadar telef olsalardı, belki bugün AKP&#8217;nin tek başına iktidarına kadar gelen süreç yaşanmazdı.&#8221;<strong>Ateşten gömlek</strong><br />
Erdoğan askerliğini yapıp döndüğünde ANAP kurulmuş, eski MSP&#8217;liler orada saf tutmuştu.<br />
Yeni kurulan Refah Partisi adam bulamıyordu. Bu çalışma için görüştüğümüz Çakır&#8217;a göre, burada da kritik bir karar verdi. &#8220;Ateşten gömlek giydi&#8221; ve herkes Özal&#8217;ın peşine takılırken, -hatta söylenti doğruysa Özal kendisine özel kalem müdürlüğünü teklif etmişken- Erbakan&#8217;ı ve onun yeni partisi Refah&#8217;ı tercih etti.<br />
Orada, çok daha hızlı sivrildi. Henüz 31 yaşında, Türkiye&#8217;nin en büyük kentinde il başkanı olmuştu. Bir süre sonra da milletvekili adayı olacaktı.<strong>Sistemin hediyesi</strong><br />
Ruşen Çakır&#8217;a göre, Erdoğan&#8217;ın siyasal kariyerinde sistemden aldığı bir &#8220;büyük hediye&#8221; daha var: Şiir okuma nedeniyle gelen hapislik&#8230;<br />
&#8220;Bu&#8230;&#8221; diyor Çakır, &#8220;&#8230;Erdoğan&#8217;a sistemin bir hediyesidir. Onu batırmak isterken tam tersine çıkardılar. Refahyol&#8217;un 28 Şubat deneyimi ile Erbakan ve kurmaylarının kötü sınav verişi de o döneme denk gelince Erdoğan&#8217;ın önü açıldı.&#8221;<br />
Tabii &#8220;hediyeler&#8221; ve tesadüflerle bireysel yeteneğin kesiştiği bu öyküye Erdoğan&#8217;ın baştan beri yanından ayırmadığı ekibini, Albayrak&#8217;ların finans imkânlarını, MÜSİAD çevrelerinin verdiği desteği de katıyor Çakır&#8230;<br />
O destekler arasına son dönemeçte ABD de katılınca 60&#8242;ların imam hatip lisesi öğrencisinden 2000&#8242;lerin Başbakanı çıkıyor.<br />
MİLLİYET    Yazan:Can Dündar   Derleyen:Realmrxa</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelleme.com/basbakan-erdoganin-sasirtan-karnesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Taner Kışlalı ( 10.07.1939)- (21.10.1999)</title>
		<link>http://www.genelleme.com/ahmet-taner-kislali-10071939-21101999.html</link>
		<comments>http://www.genelleme.com/ahmet-taner-kislali-10071939-21101999.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jul 2007 13:23:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet taner kislali]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[parti]]></category>
		<category><![CDATA[taner kislali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelleme.com/test/?p=766</guid>
		<description><![CDATA[10 Temmuz 1939&#8242;da doğdu Tokat`ın Zile ilçesinde. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi`ni bitirdikten sonra 1962-63 yılları arasında Yenigün Gazetesi&#8217;nde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1968-72 yılları arasında öğretim görevlisi olan Ahmet Taner Kışlalı, 1967 Paris Hukuk Fakültesi&#8217;nde doktorasını yaptı. 1988 yılında da profesör olan Ahmet Taner Kışlalı, 1977&#8242;de Cumhuriyet Halk Partisi`nden 5. Dönem İzmir Milletvekili seçildi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>10 Temmuz 1939&#8242;da doğdu Tokat`ın Zile ilçesinde. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi`ni bitirdikten sonra 1962-63 yılları arasında Yenigün Gazetesi&#8217;nde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1968-72 yılları arasında öğretim görevlisi olan Ahmet Taner Kışlalı, 1967 Paris Hukuk Fakültesi&#8217;nde doktorasını yaptı. 1988 yılında da profesör olan Ahmet Taner Kışlalı, 1977&#8242;de Cumhuriyet Halk Partisi`nden 5. Dönem İzmir Milletvekili seçildi. Kışlalı, Bülent Ecevit tarafından kurulan 42. Hükümet`te 1978-79 yıllarında Kültür Bakanı olarak görev yaptı.</p>
<p>12 Eylül sonrasında üniversiteye dönen Kışlalı, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi`nde siyaset bilimi dersleri verdi. <span id="more-750"></span>Ahmet Taner Kışlalı, aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesi`nde &#8221;Haftaya Bakış&#8221; başlığıyla köşe yazıları yazıyordu.Kışlalı, 21 Ekim 1999 Perşembe günü, Ankara&#8217;da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu vefat etti.</p>
<p>HAKKINDA YAZILANLAR</p>
<p>İki Türk�ün Ölümü<br />
Nilgün-Ahmet Taner Kışlalı�nın yaşamöyküsü<br />
Sıtkı Uluç<br />
Ümit Y. İstanbul 2001</p>
<p>İki &#8220;insanı&#8221;ın yaşamöyküsü&#8230;.<br />
Nilgün Kışlalı &#8220;Türk&#8221; dedi&#8230;<br />
Ahmet Taner Kışlalı &#8220;Atatürk&#8221; dedi.<br />
Bir Türk&#8217;ün ölümü&#8230;<br />
İki Türk&#8217;ün ölümü&#8230;<br />
Türklerin ölümü&#8230;.<br />
Ölüyorlar, öldürüyorlar, &#8220;Türk&#8221; dedikçe, &#8220;Atatürk&#8221; dedikçe&#8230;<br />
Ve &#8220;Ölen ölür, kalan sağlar bizdendir&#8221; diyenler ürüyor&#8230;<br />
Olsun&#8230;<br />
Bu kitap, Kışlalı&#8217;ların geride bıraktıkları sevginin, doğallığın, insanlığın ve umudun izlerini yansıtıyor.</p>
<p>Biyografi.Net</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelleme.com/ahmet-taner-kislali-10071939-21101999.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyaz Lale &#8211; Kitap Özeti</title>
		<link>http://www.genelleme.com/beyaz-lale-kitap-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.genelleme.com/beyaz-lale-kitap-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jul 2007 13:56:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz lale]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[oku]]></category>
		<category><![CDATA[ömer seyfettin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelleme.com/test/?p=634</guid>
		<description><![CDATA[KİTABIN ADI : BEYAZ LALE
KİTABIN YAZARI : ÖMER SEYFETTİN
YAYIN EVİ VE ADRESİ : BİLGİ YAYINEVİ-ANKARA
BASIM YILI : 1976
1.KİTABIN KONUSU: Balkan Savaşı sırasında, Bulgar asıllı bir binbaşı tarafından, Türk köylerinde özellikle kadın ve kız çocuklarına yapılan işkenceler bütün gerçeğiyle gözler önüne serilmiştir. Ayrıca buradaki Türkleri vaftizleyip Hristiyan yapıldıktan sonra nasıl öldürükleri anlatılmaktadır.Amaçları özgür bir Bulgartoplumu yaratmaktır.
2.KİTABIN [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KİTABIN ADI : BEYAZ LALE<br />
KİTABIN YAZARI : ÖMER SEYFETTİN<br />
YAYIN EVİ VE ADRESİ : BİLGİ YAYINEVİ-ANKARA<br />
BASIM YILI : 1976</p>
<p>1.KİTABIN KONUSU: Balkan Savaşı sırasında, Bulgar asıllı bir binbaşı tarafından, Türk köylerinde özellikle kadın ve kız çocuklarına yapılan işkenceler bütün gerçeğiyle gözler önüne serilmiştir. Ayrıca buradaki Türkleri vaftizleyip Hristiyan yapıldıktan sonra nasıl öldürükleri anlatılmaktadır.Amaçları özgür bir Bulgartoplumu yaratmaktır.</p>
<p>2.KİTABIN ÖZETİ: Balkan Savaşından sonra bazı Türk köyleri bozguna uğramıştır.Bulgar asıllı binbaşı Radko Balkaneski’ nin bunda çok büyük payı olmuştur.Bu binbaşı Galatasaray Sultanisini bitirmiş,iyi tahsil görmüş bir kişidir.<span id="more-625"></span><br />
Serez’ de bulunan Türkler oldukça zengindiler. Bu binbaşının amacı buradaki müslümanların kaçamayanlarını toplamak, ilk önce işkence ile kasalarındaki ve bankalarındaki paralar alınıp, bu paralar Bulgar mekteplerine verilecektir. Daha sonra Türkler vaftizlenip Hristiyan yapıldıktan sonra öldürülecektir.<br />
Binbaşı Rako’ nun diğer bir amacı bu köylerdeki en güzel Türk kızını seçmektir.Binbaşıya göre 45 yaşı üzerindeki kadınlar ve 60 yaşı üzerindeki erkeklerin vaftizlenmesi uygun değildir. Genç bir Türk kadınının karnında on beş tane düşman taşıdığını düşünmektedir. Bu yüzden bir genç kadını veya bir kızı öldürmek on beş tane birden düşman öldürmek demektir.<br />
Binbaşı Radko’ nun en büyük işkencesi insanları soyundurup, kasaturayla vücutlarını yararak ateşe atmaktır. Çünkü vücudu yarılrn insan ateşte çok çabuk yanmaktadır.<br />
Bir gün binbaşı Radko köydeki 45 yaşı altı kadınları toplatıp bunlara işkence yapmaya karar verir. Kadınlardan soyunmalarını ister.Kadınlar bu istek karşısında inat ederler. Radko elinde çocuk bulunan bir kadının çocuğunu alır ve ateşe atar. Kadın bunun üzerine Radko’ nun boynunu sıkmaya çalışır. Ama komitalar buna engel olurlar.Kadını ellerinden tutarak karnını kasaturayla oyarak ateşe atarlar.<br />
İşkencelerden en ünlüsü ise “canlı çukur” adını verdikleri tekniktir. İlk önce yere şişman bir kadın yatırırlar, onun üzerine beğendikleri diğer ikinci bir güzel kadını yatırırlar ve bu üstteki kadını alttaki kadına bağlarlardı. Bu kadının karnını kasatura ile oyarlardı.Kadın böylece bir iki saat içinde inleye inleye, kıvrana kıvrana ölmekteydi.<br />
Bütün bu olaylar yanı sıra Binbaşı Radko bütün köyü gezerek köydeki en güzel Türk kızını seçmeye çalışmaktadır. Herkesten topladığı isimlerden en çok göze çarpanları Hacı Hasan Beyin kızı Lale Hanım, Müderris Ahmet Efendinin kızı Naciye Hanım ve Kadri Ağanın kızı İclal hanımdır.Bunlardan Lale Hanım beyaz, Naciye Hanım kumral, İclal Hanım ise esmer tenlidir.Bu kızlardan Lale Hanımı seçer.Ve onu dünya güzeli ilan eder.<br />
Hemen Lale Hanımın bababsı Hacı Hasan Beyi yanına çağırır.Ona evlerini birkaç günlük için çarın oğlu ziyarete geleceğinden dolayı kullanacağını söyler.Ayrıca evde sadece kızı Lale Hanımın hizmetçilik yapmasını ve onun dışındaki herkesin evden ayrılmasını söyler.Hacı Hasan Bey bunu kabul eder.Hemen kızını evde bırakarak evden oğlu ve eşiyle birlikte ayrılır. Binbaşı Radko Hacı Hasan Beyin evine giderek kapıyı çalar.Lale Hanım kapıyı açmamakta ısrar eder.Radko kapıyı açmamakta ısrar eder.Radko niyetinin kötü olmadığını sadece çarın oğlunun gelerek bir kaç gün için evde misafir olacağını söyler.Lale Hanım buna inanmaz ve kapıyı açmamakta ısrar eder.Binbaşı Radko, tekrar niyetinin kötü olmadığını sadece evi birkaç dakikalığına gezip görmek olduğunu bütün nezaketiyle söyler. Lale Hanım sonunda dayanamayarak kapıyı açar.<br />
Radko içeri girer ve Lale Hanımı tam kafasında hayal ettiği gibi bulur.Evin odalarını gezmeye başlarlar.Birkaç oda gezdikten sonra artık dayanamayarak Lale Hanıma taciz etmeye kalkar.Lale Hanım Radko’ nun bu hareketleri karşısında bütün gücüyle direnir.Radko zorla onu öpmeye çalışır.Onu kucaklayarak yatağa götürür.Lale Hanımın artık bu işkencelere dayanacak gücü kalmaz.Aklına bir fikir gelir.Artık çok sıkıldığını biraz hava alması gerektiğini söyler.Radko sonunda Lale Hanımın yola geldiğini düşünerek sevinir.Ona hava alması için izin verir.Lale Hanım açık pencereye doğru gider ve hiç düşünmeden kendisini pencereden aşağıya çalılıkların arasına bırakıverir.<br />
Bunu gören Radko sinirinden ne yapacağını bilmez. Hemen pencereden aşağıya bakar.Lale Hanımın yerde cansız bir şekilde uzandığını görür.Koşa koşa yanına gider ve Lale Hanımın öldüğünü görür.Onu alarak tekrar yatağa götürür. Ölü olduğu halde, vücudunun daha sıcak olduğunu düşünerek ona tacie etmeye kalkar.Tam o sırada bir komita gelir ve aşağıdan Binbaşı Radko diye seslenir.Hemen apar topar aşağıya iner.Komita Radko’ ya durumu öğrenmek için geldiğini söyler.Bu arada Lale Hanımın cesedi soğumuştur.Ona hiçbir şey yapamadığı için sinirinden etrafı kırıp döker.</p>
<p>3.KİTABIN ANAFİKRİ : Balkan Savaşı sırasında, halk çok kötü işkencelere maruz kalmakta, eli kolu bağlı olması ve hiç kimseden manevi destek alamaması nedeniyle, zorla nasıl Hristiyanlaştırılıp öldürülmesidir.</p>
<p>4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br />
Binbaşı Radko Balkaneski: Gayet zeki ve akıllı bir kişidir.Ama halka yaptığı zulüm ve işkence onun acımasız, duygusuz ve karaktersiz biri olduğunu bize göstermektedir.<br />
Hacı Hasan Efendi : Maddi durumu iyi olan bir zattır.Halk tarafından sevilen iki çoçuğu ve eşiyle geçinip giden birisidir.<br />
Lale Hanım : Tartışılmaz köyün engüzel kızıdır.Ailesi tarafından iyi yetiştirilmiş kültürlü bir kızdır. Yapılan bu işkencelere boyun eğmektense ölmeyi yeğler.</p>
<p>5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Bu eser.bizim tarihimizi anlatması itibarıyla çok güzel bir kitap.Olayda anlatılanlar gerçek olması yanısıra, olayların tüm çıplaklığıyla sade ve açık bir diile anlatılması söz konusudur.Çok akıcı ve sürskleyici bir kitap. Herkesin bu kitabı okumasını tavsiye ederim.<br />
6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ : Ömer Seyettin; Gönende, 11 Mart1884′te doğdu. Dağıstan’dan göçen bir Türk ailesinin çocuğu olan Ömer Şevki Bey’in oğludur. Dört yaşında mahalle mektebine verildi. 1892′de İstanbul’da Yusufpaşa’daki Mekteb-i Osmani’ye kaydoldu. 1893 yılında Eyüp semtindeki Askeri Rüştiye’de subay çocukları için açılan özel sınıfa nakledildi.<br />
Romanları: Ashab-ı Kehfimiz (1918), Harem (1918), Efruz Bey (1919).</p>
<p>Hikayeleri: Ölümünden sonra ilk defa Ali Canib Yöntem derledi (1926). Ahmet Halit Kitabevi 9 ciltte topladı (1938), Şerif Hulusi hikayeleri gözden geçirerek notlarla 10 cilt (1950), Rafet Zaimler Yayınevi 30 hikaye ekleyerek 11 cilt halinde yayınlandı. Bütün hikayelerini Bilgi Yayınevi yayınladı.</p>
<p>İncelemeleri: Milli Tecrübelerden Çıkarılmış Ameli Siyaset (Tarhan takma adıyla, 1912), Yarınki Turan Devleti (1914), Türk Mefkuresi (Ayın Sin rumuzuyla, 1914). İncelemelerin hepsini Sakin Öner bir araya getirerek yayınladı (1975).</p>
<p>Kitaplik.Org</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelleme.com/beyaz-lale-kitap-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barış Akarsu&#8217;nun Biyografisi &#8211; Geçmişi Hakkında Bilgiler</title>
		<link>http://www.genelleme.com/baris-akarsunun-biyografisi-gecmisi-hakkinda-bilgiler.html</link>
		<comments>http://www.genelleme.com/baris-akarsunun-biyografisi-gecmisi-hakkinda-bilgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jul 2007 13:21:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[baris akarsu]]></category>
		<category><![CDATA[baris akarsu biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[baris akarsu kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[baris akarsu son durum]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelleme.com/test/?p=481</guid>
		<description><![CDATA[
29 Haziran 1979 da Zonguldak&#8217;ta dünyaya gelir. Annesi Hatice Hanım ve Babası Selahattin Bey&#8217;dir.
İlk, orta, lise eğitimini küçük yaşlarda yerleştikleri Amasra&#8217;da tamamlar. Lisedeyken yelken sporuna gönül verir ve bu sporu Amasra Yelken Klübü&#8217;nde profesyonel olarak yapmaya karar verir.
Müziğe ilgisi küçük yaşlarda başlar. İlkokuldayken elinde blok flüt sokakta dolaştığını söyler. Ama esas müzikle tanışması Amasra&#8217;ya gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img src="http://www.anatolianrock.com/images/biyografi_fotograflari/103.jpg" alt="Barış Akarsu" /></p>
<p class="yazi" align="justify">29 Haziran 1979 da Zonguldak&#8217;ta dünyaya gelir. Annesi Hatice Hanım ve Babası Selahattin Bey&#8217;dir.</p>
<p>İlk, orta, lise eğitimini küçük yaşlarda yerleştikleri Amasra&#8217;da tamamlar. Lisedeyken yelken sporuna gönül verir ve bu sporu Amasra Yelken Klübü&#8217;nde profesyonel olarak yapmaya karar verir.</p>
<p>Müziğe ilgisi küçük yaşlarda başlar. <span id="more-472"></span>İlkokuldayken elinde blok flüt sokakta dolaştığını söyler. Ama esas müzikle tanışması Amasra&#8217;ya gelen müzisyenlerden etkilenerek çalmayı öğrendiği klavye gitar ve mızıkası iledir. Evlerinde Ruhi Su, Cem Karaca sürekli dinlenen sanatçılardır. Barış Akarsu, o dönemlerde dinlemeye başladığı 70&#8242;lerin 80&#8242;lerin rock, hard rock ve heavy metal grup ve sanatçılarını hala dinlemeye devam eder.</p>
<p>Antalya&#8217;da animatörlük ve müzisyenlikten sonra Karadeniz Ereğlisi&#8217;ne gelerek burada 4 yıl boyunca çesitli barlarda, yerel televizyon ve radyolarda programlar yapar. Bu dönemde televizyonda gördüğü Akademi Türkiye yarışmasının tanıtım reklamları dikkatini çeker ve bu yarışmaya katılır.</p>
<p>2004 Temmuzda Akademi Türkiye Yarışmasını 1. olarak tamamlar. Yarışmadan sonra uzun süredir gelmeyi ve yaşamayı düşündüğü İstanbul&#8217;a yerleşir ve müzik çalışmalarına burada devam eder. Akademi Türkiye Yarışmasından hemen sonra yurdun dört bir yanında sayısı 100&#8242;ü geçen çesitli konserler verir.</p>
<p>14 Ocak 2005&#8242;te Seyhan Müzik&#8217;ten Sedar Öztop&#8217;un prodüktörlüğü ile yaptığı ilk albümü Islak Islak’ı piyasaya çıkarır. Bu albümden aynı yıl içerisinde Islak Islak, Kimdir O ve Amasra parçalarına klip çeker ve bunlar televizyonlarda müzik kanallarında yayınlanır.</p>
<p>17 Ağustos 2006 da Seyhan Müzik etiketli aranjör ve yönetmenliğini Ayhan Onurtaş,Ergin Altınel ve Ercüneyt Özdemir in yaptığı &#8220;Düşmeden Bulutlara Koşmak Gerek&#8221; isimli ikinci albümü çıkardı. İlk klip parçasını da albümün ilk parçası olan &#8220;Vurdum en dibe kadar&#8221; isimli çıkış parçasına çekti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelleme.com/baris-akarsunun-biyografisi-gecmisi-hakkinda-bilgiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Feridun Düzağaç</title>
		<link>http://www.genelleme.com/feridun-duzagac.html</link>
		<comments>http://www.genelleme.com/feridun-duzagac.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jun 2007 17:03:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[oku]]></category>
		<category><![CDATA[rock]]></category>
		<category><![CDATA[sanatci]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Sineme-Tv]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelleme.com/test/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[

Feridun Düzağaç 10 Ekim 1968’de Adana’da doğdu; İlk kez 14 yıl önce Mersin’de bir grubun solisti olarak profesyonel müzik yaşanısına başladı.
1988’de aynı üniversitede ‘okuduğu’ dört arkadaşıyla kendi müziklerini üretmek ve kendi şarkılarını yazmak için TINI grubunu kurdu.
1990 yılında yine aynı üniversitedeki 13 amatör şair arkadaşıyla ‘ilk rüzgar’ adını verdikleri antolojik formatlı şiir kitabında yazdıklarını yayınladı.
1992 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.anatolianrock.com/images/sanatci_ve_grup_fotograflari/1152785364.jpg" border="0" /></p>
<p align="center"><img src="http://www.anatolianrock.com/images/biyografi_fotograflari/17.jpg" alt="Feridun Düzağaç" /></p>
<p align="justify">Feridun Düzağaç 10 Ekim 1968’de Adana’da doğdu; İlk kez 14 yıl önce Mersin’de bir grubun solisti olarak profesyonel müzik yaşanısına başladı.</p>
<p>1988’de aynı üniversitede ‘okuduğu’ dört arkadaşıyla kendi müziklerini üretmek ve kendi şarkılarını yazmak için TINI grubunu kurdu.</p>
<p>1990 yılında yine aynı üniversitedeki 13 amatör şair arkadaşıyla ‘ilk rüzgar’ adını verdikleri antolojik formatlı şiir kitabında yazdıklarını yayınladı.</p>
<p>1992 yılında Çukurova Üniversitesi İktisat Fakültesi İngilizce İşletme bölümünden mezun oldu.</p>
<p>5 yıllık paylaşımının anısına kaydettikleri TINI demosu 1994 Kasımında “Öğrenci İndirimi” adıyla Ada Müzik’ten yayınladı.</p>
<p>1995 Ocak ayında Sevgi Güryay’la hayatını birleştirdi.</p>
<p>Aynı yılın Aralık ayında babası Salih Mete Düzağaç’ı trafik teröründe yitirdi.</p>
<p>Askerde yazdığı şarkılarını topladığı “Beni Rahatta Dinleyin” albümünü 1997 Ocak ayında, İstanbul’da yazdığı şarkılardan oluşan ikinci solo albümünü “Köprüden Önce Son Çıkış”ı 1998 temmuzunda piyasaya sundu.</p>
<p>1999’un 2 Kasımında Tuya Naz isminde bir kız çocuğu oldu.</p>
<p>2000 yılında yayınlanan “Bülent Ortaçgil’e Saygı” albümüne onun Sevgi şarkısıyla konuk oldu.</p>
<p>33 ay sonra yine tamamen kendi şarkılarından oluşan “© Tüm Hakları Yalnızlığıma Aittir” albümü 2001 Mayıs’ında Universal – Neşe Müzik’ten çıktı.</p>
<p>2003 yılında ise &#8220;Orjinal Altyazılı&#8221; müzik marketlerde yerini aldı ve sanatçımız için bu bir dönüm noktasıydı artık herkez fd yi biliyordu en çok satan albümü olmuştu&#8230;</p>
<p>2004 ağustos ayında ara albüm olan &#8220;Uzun Uzun Feridun Düzağaç&#8221; isimli albümünü harbiye açıkhava tiyatrosu konserinde 4 albümden çeşitli şarkıları söyleyerek albüm haline getirdi&#8230;</p>
<p>2006 ocak ayında &#8220;Bir Devam Filmi &#8211; siyahbeyaz türkçe dublaj&#8221; albümüyle hayranlarını yanlız bırakmadı, albümde çok fazla kalbi kırık şarkısı olan üstad yine güzel şarkılarıyla ön plandaydı&#8230;</p>
<p align="justify">Gamze&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelleme.com/feridun-duzagac.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
