Sürrealist bir adam : İlhan MansızSürrealist bir adam : İlhan Mansız


Bebek bezimi çıkarttığım günden beridir sıkı bir Fenerbahçeliyim. Fenerbahçe’yi her zaman diğer takımların üstüne veya altına değil, o takımlardan bambaşka bir yere koyarım. Fenerbahçe’nin evrende verdiği var olma savaşını Türkiye’ye benzetirim. Olabildiğince oryantal ama batılaşmaya çabalayan bir topluluk. Açık tribün tuvaletinde bile el sabunu olarak Dove bulunan bir stada para ile büyücü tutarak soğan ve sarımsak ile büyü yaptırmak çok Türk bir davranıştır. Fenerbahçe iki arada kalmıştır ve sendelemektedir. Bu konuya sonra değiniriz. Bugün futbolun ne kadar acımasız ama ne kadar adaletli bir spor olduğunu bana anlatan adamı anlatacağım. İlhan mansız.

İlhan’ı ilk gördüğüm maç Fenerbahçe-Samsunspor maçının ikinci yarısıydı. Nispeten zayıf ve uzun fiziği ile ikinci yarı oyuna girip bir de gol atmıştı. Golü attıktan sonra da kanatlarını kartal gibi sallayarak gelecekte ki takımına göz kırpmıştı. Samsunspor’da sallanışlarla geçen bir süreden sonra Tümer ile birlikte Beşiktaş’a transfer oldu.

Fiziği kuvvetli, hırslı, son vuruşlarda dahiliğe yakın bir kabiliyeti vardı. Uygun pozisyonda topa gömerdi. Ceza sahasına girdiği zaman aklı fikri gol olurdu. Kısa zamanda Beşiktaş taraftarının sevgilisi oldu. Doğal olarak ta kızların hatta erkeklerin. Saçlarını İlhan Mansız gibi yapan sayısız genç erkeği çevrede görür olduk. İlhan’da bekarlığın tadını her gün başka bir barda, farklı kişilerle harcıyordu. O Dünya bizim aklımızın alamayacağı bir Dünya’dır. Ne olduğunu anlamdan bazen kendinizi esrar partisinde, bazen Rainbow tarikatının toplantısında, bazen tanımadığını kız veya erkeklerle aynı yatakta bulursunuz. O kör ve gazap dolu dünya sizi öyle bir içine çekerki, neyin içinde olduğunuzu anladığınızda zaten iş işten geçmiş olur. 

Ama yine de uzun süre formunu koruyarak Türkiye ligini ve hatta Dünya kupasının tozunu attırdı. Roberto Carlos’a attığı artislik çalım hala herkesin zihninde mutlaka yer almıştır. Artık o noktada İlhan’ın yeni dönüşümü ortaya çıkmıştı. Sürekli ilgi beklentisi hastalığı.

Bu durumu ben ilk önce Oktay Derelioğlunda gördüm. Sokakta yürürken sürekli birilerinin sizi tanıma beklentisi Oktay ve İlhan’da üst düzeye çıkmış, çılgınlığa dönmüştü. İlhan’da ünlü birisine tapma konusunda Dünya’da bir numara olan kızların ülkesine gitti. Japonya’ya. Halbuki Avrupa’da mesela İspanya liginde oynayabilirdi. Ama o tapılmayı daha doğrusu sevilmeyi seçti.

Bir süre sonra çok sevilmenin aslında yalnızlık olduğunu anlayarak geri döndü. Çöküşte ondan sonra başladı. Seray Sever’ler, Almanya’ya geri dönüşler. Kızına iyi bir baba olma çabaları. Karısı Nina ile arasını düzeltmeye uğraşmak, bu arada Futbola yani para kazanmaya geri dönmek. Ankara gücü ile anlaştığını duydum. Sonra da bir gece ansızın futbolu bıraktığını açıkladı.

Tanrı ona yıldızlaşmak için herşeyi verdi. Belki de fazla vermişti. Ülkemizden bir yıldız daha kaydı.

Sürrealist bir adam : İlhan Mansız yazısına ait etiketler :
Sürrealist bir adam : İlhan Mansız yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Sürrealist bir adam : İlhan Mansız Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.