Şrek 3 (Shrek 3)Şrek 3 (Shrek 3)


Dreamworks, 2001 yılında “Şrek” serisinin ilk filmini çıkardığı sırada on yıllar boyunca animasyon türünde adeta bir tekel haline gelen Walt Disney’in de tahtını sallamaya aday olduğunu ilan etmişti. Animasyona üç boyutlu bilgisayar teknolojisinin gelmesiyle zirveye oturmuş olan Pixar’ı zorlayacak şekilde teknik güzelliklere sahip olan film aynı zamanda türün Disney kaynaklı tüm klişelerine de meydan okuyarak taze bir hava solumamıza sebep olmuştu.2001’den günümüze geldiğimizde artık animasyon sektöründe de köklü bir değişim olduğunu da söyleyebiliriz. Artık pek çok farklı şirket gayet başarılı ve seyirciye ulaşan animasyonlara imza atıyorlar. Disney kendi içinde yapılanmaya giderek klasik animasyonu öldürme noktasına gelirken ayrıca Pixar’ı kendi bünyesine katarak da yenilenme krizini atlatmış gözüküyor. Bütün bu süreç içerisinde, belki de devrimsel bir başlangıcı tetikleyen “Şrek”in yapımcılarına baktığımızda ise, bu süre zarfında kendilerini bir türlü geliştirememiş olduklarını görüyoruz.

Cannes Film Festivali’nde de yarışan ikinci film şüphesiz ilkinin zekâsına ulaşamasa da Peri Anne (Fairy Godmother) ve Çizmeli Kedi (Puss in Boots) gibi yeni cazip karakterleri seriye sokarak ilgiyi üstüne çekmeyi bilmişti. Ayrıca ilk filmdeki doluluğu içinde taşımamasına rağmen filme yüklenen aşırı espri bombardımanı sayesinde de bu zaafını bir nebze de olsa örtmüştü. Serinin üçüncü filmine geldiğimizde ise, ikincide duymaya başladığımız ama çok da önemsemediğimiz tehlike çanlarının daha da bir hiddetlendiğini söyleyebiliriz. “Şrek 3 (“Shrek the Third”, 2007) maalesef sevimli yeşil canavarımızın artık bayatlıktan kokmaya başladığının bir işaretçisi.

Kısa vadeli karakterler Peri masalları ve çeşitli animasyon klişelerinin parodisinden güç alan seri, bünyesine yeni bir özellik katamamasından ötürü artık her şeyle dalga geçen ZAZ filmlerini andırıyor. Bu anlamda ciddi bir kalite düşüşü zaten kolayca görülüyor. İlk filmden beri artık kullanıla kullanıla bayatlamış Pinokyo, Kurabiye adam gibi tiplerin yanında peri masalları prensesleri, ya da kötü adamlarını daha gülünç ve eğlenceli hale getirmek için abartının üst noktalarına ulaşılıyor. Elbette filmin belli yerlerinde kahkaha atmanız ya da gülümsemeniz olası. Filmi tamamen somurtuk bir biçimde seyretmek o açıdan imkânsız. Ancak bu kısımların yanında filmde ‘ben espriyim’ diye bağıran ama hiçbir çekiciliği olmayan tonlarca parodinin olması da can sıkıyor. Öykü bazında zaten düzgün bir şey barındırmayan film varını yoğunu koyduğu alaycı parodilerden de bu anlamda tam verim alamıyor.

“Şrek 3” aslında bu açıdan baktığımızda yarattığı karakterlerin ne kadar kısa vadeli olduğunu da göstermiş oluyor. En önemli yeni karakterin ergenlik bunalımında mızmız bir kral adayı olduğunu düşünürsek, filmin dişe dokunur cazibede yeni bir kişiliğe sahip olmadığını söyleyebiliriz. Öykü sırasında kullanılan Eşek (Eddie Murphy) ya da ikinci filmde gönülleri fetheden Çizmeli Kedi (Antonio Banderas) karakterlerinin ise vadesi dolmuş durumda. Zira onların kısımlarının da tekrara dayalı kullanımlardan ötürü zaman zaman yapay ve sıkıcı olduğunu söylemek mümkün. Sitcom mantığı Günümüzde animasyonları geniş kitlelere ulaştırma adına önemli bir boyuta geçen senaryo açısından baktığımızda filmin neredeyse ‘sitcom’ mantığında yazıldığını söylemek mümkün. Bir önceki esprinin hemen unutulup öbürünün patlatıldığı yapı maalesef sinema alanında çalışmıyor. Bütün bu skeç yapısının iyiden iyiye zarar verdiği filmin teknik özellikleri ise şüphesiz ki çok başarılı. Animasyon teknolojisinde her geçen gün atılan yeni adımlarla birlikte karakterlerin ve mekanların çizim ve yaratım sürecinde ciddi bir başarı sergileniyor. Ancak her şirketin bir sonraki filminde bu teknik zorlukları aşarak mükemmelliğe bir adım daha attığı düşünüldüğünde “Şrek 3″ün bu anlamda uzun vadeli bir başarısından söz etmek mümkün değil.

Serinin orijinal seslendirme kadrosunda yer alan herkesin korunduğu filmde yeni karakterlerden en ilgi çekici olanı büyücü Merlin’i “Monty Python” serisinden tanıdığımız Eric Idle seslendirirken, Justin Timberlake de yeni kral adayı Prens Arthur’da karşımıza çıkıyor. Ülkemizde özellikle animasyonların dublajlarının çok başarılı yapıldığı ve çevirmenlerin de pek çok espriyi yerelleştirmek adına değiştirip senaryoları adeta yeniden yazdıkları bilinen bir gerçek. Bu yüzden Okan Bayülgen ve Mehmet Ali Erbil’in seslendirdiği dublajlı kopyaların ne kadar iyi bir eğlence yaratıp yaratmayacağını bilemiyoruz. Ancak şunu söyleyebiliriz ki filmin orijinal kopyasında bire bir maruz kaldığımız senaryosu yaratıcı bir şey sağlamadığı gibi eğlence vaadini de gerçekleştiremiyor. Daha da kötüsü bir zamanlar başkalarıyla alay eden Şrek’i artık alay konusu olma potansiyeline taşıyor. Oldukça orijinal bir fikirle yola çıkan bu serinin de devamını yaratıcı bir şekilde getirememesi sonucunda bir zamanlar bize taze gelen kahramanlarımız artık bayatlıktan kokmaya başlıyorlar.

Şrek 3 (Shrek 3) yazısına ait etiketler :
Şrek 3 (Shrek 3) yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Şrek 3 (Shrek 3) Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.