Partilerin Bilişim VaatleriPartilerin Bilişim Vaatleri


Mesela ben araştırdım :):)

2007 seçimlerinde Hangi parti bilişim konusunda ne vaat ediyor?

22 Temmuz ülkemiz için çok önemli bir gün, çünkü genel seçimler var. Bu seçimde gelecek beş (ya da dört) yıl için Türkiye’yi yönetecek partiyi, ekibi seçeceğiz. Peki bilgisayar kullanıcıları için seçimler ne anlam ifade ediyor? Bu tür sorulara cevap bulabilmek için genel seçimlere katılan partilerin web sitelerini aradık, taradık ve seçim bildirgelerinde bilişim ve teknoloji açısından neler vaat ettiklerini toparlamaya çalıştık. Tütün fiyatları, ekonomi, enflasyon konusunda bir sorun yok da, bazı partilerin seçim bildirgeleri içerisinde bilişim, bilgisayar ve teknoloji ile ilgili olan bölümleri bulmak iğne ile kuyu kazmak gibi bir şey oldu.

CHIP Online olarak tarafsız duruşumuzla, topladığımız bilgileri sizler için birleştirip bir dosya haline getirmeye çalıştık. Bu incelemede ne yazık ki tüm partiler yer almıyor, sadece seçim bildirgelerinde bilişim, Internet veya teknoloji konusu bulunanlara yer vermek istedik. Bildirgelerinde bilişim ve teknoloji bulamadıklarımıza da e-mail gönderdik, bu konudaki düşüncelerini sorduk, cevap verirlerse onları da bu çalışmaya en kısa zamanda ekleyeceğiz. Eğer bu arada burada yer almayan, ancak web sitesinde bu konular hakkında bilgi bulunan bir partiyi atladıysak bize editor@chip.com.tr adresinden bir mail atın, hemen ekleyelim.

2007 seçimlerinin ülkemiz ve bilgisayar – bilişim dünyası için hayırlı olmasını diliyoruz…

Adalet ve Kalkınma Partisi:AK Parti iktidarı döneminde, ‘bilgi toplumuna’ dönüşüm yolunda çok hızlı bir değişim yaşanmıştır. Genişbant internet (ADSL) hizmeti başlatılmış ve abone sayısı hızla arttırılarak 4,4 milyona ulaşmıştır.

2002 yılı sonunda 23 milyon olan cep telefonu kullanıcı sayısı, 2006 yılı sonunda 54 milyona ulaşmıştır. İnternet kullanıcı sayısı 2002 yılında 4 milyon iken 5 kat artarak 2006 yılında 20 milyona yükselmiştir. Aynı dönemde bilgisayar sayısı ise 4 milyondan 8 milyona çıkmıştır. Bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasında bu dönemde Türkiye dünya birincisi olmuştur.

Telekomünikasyonda tekel kaldırılmıştır. Türk Telekom hisse devri ile birlikte, sektörde tam serbestleşme ve rekabet dönemi başlamış, tüketicilerin, alternatif işletmecilerden hizmet almasının yolu açılmıştır. Gelişen bilişim teknolojilerinin ihtiyacını karşılayan birçok yasal düzenleme gerçekleştirilmiş, elektronik imza, evrensel hizmet, numara taşınabilirliği, 3.nesil lisanslar ve internet suçlarıyla ilgili düzenlemeler yapılmıştır.

AK Parti iktidarı, Türkiye’nin uydu ve uzay politikası programını yürürlüğe koymuş ve bu kapsamda uydu yapımına başlanmıştır.

e- Devlet çalışmaları hızlandırılmış olup, test çalışmaları yapılmaktadır. Kamu ve özel yayıncılar eliyle gerçekleştirilecek olan sayısal karasal yayına geçiş çalışmaları başlatılmıştır.

Okullarda genişbant hızlı internet altyapısı tamamlanmış, internet sınıfları kurularak ilköğretim ve ortaokul öğrencilerinin tamamının internete erişimi mümkün hale gelmiştir.

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygın kullanımını sağlamak için Bilgi Toplumu Stratejisi (2006-2010) hazırlanmıştır. Bu strateji ile vatandaşlarımız, işletmelerimiz ve kurumlarımızın, mevcut karar alma ve iş süreçlerini daha hızlı ve daha az maliyetle yürütmeleri sağlanacaktır. Böylece vatandaşımızın yaşam kalitesi artmış olacaktır.

Önümüzdeki dönemde; telekomünikasyon pazarındaki serbestleşme hızlandırılacaktır.

Yeni Elektronik Haberleşme Kanunu ve Telekomünikasyon Kurumunun düzenlemeleri ile yatırımcılar için cazip ve son kullanıcılar için uygun fiyatlar oluşacaktır.

Elektronik haberleşme hizmetlerindeki yüksek vergi yükünü bütçe imkanları dahilinde tedricen makul seviyelere çekeceğiz.

Evrensel Hizmet Fonu yoluyla Kamu İnternet Erişim Merkezleri, Sayısal Beldeler, Uzaktan Eğitim ve Uzaktan Sağlık Hizmetleri gibi projeler aracılığıyla dar gelirli vatandaşların bilgi ve iletişim teknolojilerinden faydalanması sağlanacaktır.

Hindistan, İrlanda ve Çin’e yönelmiş uluslararası sermaye ve yenilikçilik merkezlerini Türkiye’ye çekebilmek için yazılım, donanım ve iletişim alanındaki şirketlerin topluca bulunduğu Bilişim Vadileri ve Teknopark projeleri desteklenerek bilişim sektörünün gelişmesi sağlanacaktır.

Bilgi ve iletişim sektöründe insan kaynağı planlaması yapılacak, ihtiyaçlar ve küresel eğilimlerle uyumlu olarak girişimcilik, iş planı geliştirme, pazarlama ve satış alanlarında yetkinlik geliştirmeye yönelik programlar desteklenecektir. Sektör birliklerinin kurulması, teknoloji geliştirmede ihtisaslaşma, yazılımda kalite sertifikasyonu ve dışa açılma özendirilecektir.

Yazılım sektörüne, stratejik bir sektör olarak özel önem ve destek verilecektir.

KOBİ’lerin bilişim yatırımları, iktidarımız döneminde uygulamaya koyduğumuz destekler çerçevesinde sürdürülecektir.

Cumhuriyet Halk Partisi:İçinde bulunduğumuz yeni bin yılın en sarsıcı özelliği, “değişim” kavramında gizlidir. Bilgi ve iletişim teknolojileri, internet, genetik, nano-teknoloji, biyo-teknoloji, nöro-teknoloji ve pek çok başka yeni teknoloji hızla yaygınlaşmaktadır. Bu araçlardan etkin bir biçimde yararlanan yeni mal ve hizmetlerin kullanıma sunulmasıyla yaşamın tüm boyutları; çalışma, üretim, ticaret, iş yapma, eğlence, öğrenme, yönetim ve yaşam biçimleri hızla değişmektedir.

Kol emeğinin yerini zihinsel emek almakta; bilgi, bilim, teknoloji, Ar-Ge, zekâ bir üretim faktörü olarak ön plana çıkmaktadır.

Ekonomik ve sosyal yaşamı derinden etkileyen bu değişimler, dünyayı sanayi devriminden daha köklü bir biçimde yeni bir toplum biçimine taşımaktadır.

“Bilgi Toplumu” olarak adlandırılan bu dönüşümü yapmaya ve bilgi çağının gereklerini bir an önce yerine getirmeye kararlıyız.

Hedefimiz, Türkiye’yi “Bilgi Toplumu”na dönüştürmektir. Bu hedef; altyapı, eğitim, insan kaynakları ve teknoloji gereksinimlerinin göz önünde tutulacağı ve gerekli tüm yasal düzenlemelerin bir bütün olarak ele alınacağı bir “Bilişim Reformu”yla gerçekleştirilecektir.

Bilişim Reformu kapsamında;

• Dünyayla bütünleşmek ve rekabet üstünlüğü elde etmek için bireylerin ve kurumların etkin bir biçimde ve makul fiyatlarla kullandığı, hizmet ve içeriklerin adil olarak sunulduğu güçlü bir internet ve iletişim altyapısı oluşturulacaktır. Geniş bant hizmetler ve yeni nesil iletişim teknolojileri alanlarında gerekli altyapı çalışmaları hızlandırılacaktır. Elektrik – yol – su hizmetlerinde olduğu gibi, devletin her haneye internet erişim olanağı sağlaması Bilgi Toplumu projemizin nihai adımlarından biridir.

• Eğitimdeki temel amacımız, düşünen, sorgulayan, yaratıcı, girişimci, yenilikçi, dünyaya açık, bilgiye-teknolojiye ve sanata ilgi duyan bireyler yetiştirmektir. Ülkemizin tüm kaynaklarını seferber ederek, bilgili insan gücü yetiştirmek önceliğimizdir. Eğitim sistemimizde, bilgi toplumuna uygun bireylerin yetiştirilmesine dönük değişiklikler yapılacaktır.

• Yazılım, bilgi toplumunun altyapısını oluşturan temel endüstrilerden biridir. Yazılım üretiminin ‘bacasız sanayi’ olarak adlandırılması, iş kurma maliyetlerinin düşüklüğü ve yaratılan katma değerin yüksekliği nedeniyle de ayrıca önem kazanmaktadır. Ülkemiz, genç ve dinamik insan gücü potansiyeli ve bulunduğu coğrafî konum itibariyle uluslararası yazılım pazarından pay alabilme şansına sahip bulunmaktadır. Yazılım üretimi, AR-GE kapsamında stratejik bir alan olarak belirlenecek ve ülke çapında desteklenecektir. Bu amaçla, kamu kesiminin yazılım ihtiyacının olabildiğince yerli yazılım kaynağından karşılanması hedef alınacaktır.

• Bilişim işgücü yetiştirilmesine ve programcı eğitimine hız verilecek, ara eleman eğitimine başlanacaktır. Bu konularda, özellikle işsiz üniversite mezunları için hızlandırılmış programlar yaratılacak ve ciddi bir sosyal yaranın yeni bir alanda yaratılacak istihdamla azaltılması hedeflenecektir.

• Girişimcilik özendirilecek, çekirdek sermaye ve risk sermayesi yatırımları teşvik edilecektir.

• Teknolojik bilgiyi ticarileştirmek, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak ve teknoloji yoğun alanlarda yatırım olanakları yaratmak üzere üniversite-sanayi işbirliğini artıracak ve özendirecek yeni düzenlemeler yapılacaktır.

• Teknoparklar yeni bir anlayış çerçevesinde yapılandırılarak ülke çapında yazılım geliştirme, satın alma ve pazarlama konularında danışma ve uzmanlık kurulları oluşturulacak, standartlaşma, teknolojik anlamda yönlendirme ve dış pazarlara açılma konusunda pazarlama ve dışsatım destekleri sağlanacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi:Milliyetçi Hareket Partisi’nin bilim ve teknolojide temel hedefi, gelişmiş ülkelerle olan açığını kapatarak bilgi toplumuna geçişi sağlamaktır.

Politikamız, bilim-teknoloji-yenilik-üretim arasındaki etkileşimi dikkate alan bir anlayışa dayanmaktadır.

Bilgi toplumuna geçişin sağlanması, bilimsel ve teknolojik araştırma ve geliştirmenin etkin bir şekilde yürütülmesi ve koordinasyonun sağlanması amacıyla “Bilim, Teknoloji ve İletişim Bakanlığı” kurulacaktır.

Bilgi toplumu alt yapısının oluşturularak hayatın her alanında elektronik yaşam tarzının benimsenmesi sağlanacaktır. “e-yaşam” tarzının gereği olarak çağdaş norm ve standartlarda internet alt yapısının mevzuat, idari yapı ve beşeri kapasitesinin oluşturulmasına önem verilecektir.

Kamu hizmetlerinin elektronik ortamda sunulması sağlanacaktır. Bu suretle hızlı ve kaliteli hizmet verilecek, yolsuzluk ve usulsüzlüğe neden olan birçok uygulama ortadan kaldırılacaktır.

e-yaşam tarzının bir gereği olarak herkese nüfus, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, vergi gibi vatandaşlık bilgilerinin yer aldığı akıllı kart verilerek hayatın kolaylaştırılması sağlanacaktır.

Bilgisayar ve en yeni iletişim teknolojilerinin kamu kuruluşları, eğitim merkezleri ve sanayide kullanılması yaygınlaştırılarak, toplumun bilgi çağına hazırlanmasına önem verilecektir.

Bütün kamu kurum ve kuruluşlarının elektronik ortamda hizmet vermesi sağlanacak, okullar, kütüphaneler, belediyeler ve muhtarlıklar bilgisayar altyapısı ve hızlı internet erişimi imkanına kavuşturulacaktır.

Bilgisayar ve internet kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla her eve internet, herkese internet projesi hayata geçirilecektir.

Bilimsel ve teknolojik araştırmaların, yenilikler ve buna bağlı olarak verilecek patentler aracılığıyla üretime ve toplumsal faydaya dönüşmesi sağlanacaktır. Bunun için gerekli olan “Milli Yenilik Sistemi” kurulacaktır.

Milli Yenilik Sisteminin kurulmasının ardından, sektörel ve yerel bazda yenilik sistemleri kurulacak ve bölgesel özelliklere göre sistem yapılandırılacaktır.

Teknolojik yenilikler ve teknolojik ürünleri yenilemek için gerekli olan Ar-Ge çalışmalarına destek sağlanacaktır.

Patent, ticari marka, endüstriyel tasarım ve telif haklarının
korunması amacıyla fikri mülkiyet hakları sistemi etkinleştirilecektir.

Ar-Ge sonuçlarının sanayiye ve üretime aktarılabilmesi için “Teknoloji Transfer Merkezleri” kurulacaktır.

Kamu kaynaklarından Ar-Ge yatırımlarına daha fazla kaynak aktarılacaktır. Ayrıca, özel sektörün Ar-Ge ve teknoloji üretimi yatırımları desteklenecektir.

Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı beş yıl içinde % 2.5’e çıkarılacaktır. Bu amaçla kamu ihalelerinden alınacak pay ile Ar-Ge fonu oluşturulacaktır.

Etkin bir üniversite-sanayi işbirliği gerçekleştirilecek üniversite-sanayi ortak araştırma merkezleri kurulacak, üniversitelerin Ar-Ge kapasitesinden özel sektörün yararlanması sağlanacaktır.

Başta savunma sanayiine yönelik tedarikler olmak üzere, tüm kamu kurumlarının tedarik politikaları Ar-Ge’ye dayalı olacak ve bilim, teknoloji ve yenilik yeteneğimizi geliştirmek amacıyla kullanılacaktır.

Üniversitelerin, araştırma kurumlarının ve özel sektörün uluslararası fonlardan yararlanabilmesi için öncelikli ve ileri teknoloji alanlarında Ar-Ge projelerinin geliştirilmesi ve uygulanması teşvik edilecektir.

Bilgi üretim teknolojileri, Bioteknoloji ve Gen Teknolojileri, Nanoteknoloji, Mekatronik, Üretim, Süreç ve Teknolojileri Malzeme Teknolojileri, Enerji Teknolojileri ve Tasarım Teknolojileri gibi çağımızın stratejik teknolojilerinde Ar-Ge faaliyetlerine önem ve öncelik verilecektir.

Araştırmacı insan gücü nitelik ve nicelik yönünden geliştirilecek ve bunların istihdamı teşvik edilecektir.

Üniversite-sanayi işbirliğini kalıcı ve güçlü bir şekilde tesis edebilmenin, bilimsel ve teknolojik alanda atılım yapabilmenin en önemli araçlarından birisi olan Tekno-kentler, üniversitelerin yanı sıra organize sanayi bölgelerinin bünyelerinde de açılacaktır.

Alanında temayüz etmiş yurt dışındaki Türk araştırmacıların ve yabancı araştırmacıların ülkemizde uygulamaya konulacak araştırma projelerinde ve üretimde istihdamı teşvik edilecektir.

Türk Dünyasının bilimsel araştırma merkezi niteliğinde “Ankara Temel Araştırmalar Merkezi” ATAM kurulacaktır.

Demokrat Parti:21. yüzyılda dünyaya yön veren devletlerin büyük bir bölümü, 16. yüzyıldan başlayarak bugüne kadar gelen istikrarlı bir gelişme sürecini takip etmişlerdir. Bu süreçte, 16. ve 17. yüzyıllarda ticaret devrimini, 18. ve 19. yüzyıllarda ise sanayi devrimini sağlıklı bir biçimde yaşayan devletlerin son iki yüzyılda da küresel bir güç olma yolunda önemli adımlar attıkları görülmüştür. Maalesef Osmanlı Devleti bu iki önemli devrimi ıskalamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Türkiye’de bir milli ticaret burjuvazisi ve yerli sanayi kurmak için atılan adımlar, 1950’den itibaren merkez sağ iktidarlarda devasa boyutlarda atılımlara dönüştürülmüştür. Bununla birlikte, Türkiye geç başladığı milli ticaret ve sanayi burjuvazisi oluşturma sürecinde istenilen düzeye erişememiştir. Kuşkusuz beklentileri karşılamaktan uzak bu tablonun ortaya çıkmasında, darbe ve ara rejim dönemlerinin milli ticaret ve sanayi hamlelerine vurduğu darbe ile, küre- selleşmeyi, milli varlıkları yurt dışına nakletmek zanneden bilinçsiz hükümetlerin büyük rolü olmuştur.

1980’lerden itibaren dünya, küresel siyasette ve uluslararası rekabette en az ticaret ve sanayi devrimleri kadar etkili olacak büyük bir devrimi adım adım yaşamaya başlamıştır. Söz konusu olan bilim ve teknoloji devrimidir. 21. yüzyılın hâkim güçleri, bu yeni devrimi biçimlendiren ve bu olguyu bilinçli biçimde analiz ederek, önceliklerini buna göre belirleyen ülkeler olacaktır.

Daha önceki iki devrimi zamanında yakalayamayan ve yaşayamayan Türkiye’nin, bu üçüncü büyük dalgayı kaçırması, ülkemizin içinde bulunduğumuz yüzyılda ekonomiden, sosyal hayata ve gündelik yaşama kadar her alanda çağdaş standartların gerisinde kalmasına yol açacaktır. AKP iktidarı döneminde, bilim, teknoloji ve yenilikçiliğin Türkiye’nin stratejik öncelikleri arasına sokulmamış olması, 4,5 yılın heba edilmesine yol açmıştır.

Yenilikçilik, rekabetçi ekonomik yapının en önemli unsurlarından biridir ve yeniliklerin büyük kısmı bilgi ve teknoloji üreten Ar-Ge faaliyetlerinden kaynaklanmaktadır.

Ülkemizde Ar-Ge altyapısı büyük oranda üniversiteler ve kamu araştırma kurumlarında yer almakta ve araştırma faaliyetlerinin çoğunluğu buralarda gerçekleştirilmektedir. Ar-Ge faaliyetlerini gerçekleştiren, bu faaliyetlere destek sağlayan ve bu faaliyetlerin sonucunda ortaya çıkan bilgi ve teknolojiyi kullanan kurumlar arasında güçlü bir bağ kurulamamış olması nedeniyle, Ar-Ge faaliyetlerinin sonuçları uygulamaya geçirilememekte ya da yapılan araştırmalar genellikle sanayinin ihtiyaç ve talebinden uzak bulunmaktadır.

Türkiye’nin bilim ve teknoloji göstergeleri açısından Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı 2002 yılı itibarıyla % 0,67 olup, bilim ve teknoloji alanında gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça düşük olduğu görülmektedir. Ar-Ge harcamalarında özel sektörün payı ise % 0,20 olmuştur. 2005 yılından itibaren bilim ve teknolojiye ayrılan kamu kaynakları artırılmış olmakla birlikte, Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı halen % 1’in altındadır.

Demokrat Parti, yukarıda özetlediğimiz sebeplerle bilim, teknoloji ve yenilikçilik alanlarını milli bir bilinçle, ulusal stratejik öncelik olarak addetmektedir.

Demokrat Parti, Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyet seviyesine ulaşma hedefi doğrultusunda, bilim ve teknolojiye hâkim, teknolojiyi bilinçli kullanan ve yeni teknolojiler üretebilen, teknolojik gelişmeleri toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürme yeteneği kazanmış bir refah toplumunu var etmeyi hedeflemektedir.

Bu kapsamda, katma değeri yüksek ve günümüzün ileri ve stratejik teknolojileri kapsamında olan biyoteknoloji, nanoteknoloji, uzay teknolojileri ve yenilenebilir enerji teknolojileri konularına öncelik vereceğiz. Bu alanda dışa bağımlılığı ortadan kaldıracağız.

Bu hedefler doğrultusunda;

• Biyoteknolojiyi, sağlık, tarım, hayvancılık ve endüstriyel üretim alanlarında,

• Nanoteknolojiyi, elektronik, sağlık, nano üretim ve fabrikasyon alanlarında,

• Uzay teknolojilerini, savunma, bağımsız gözlem, iletişim ve eğitim alanlarında,

• Yenilenebilir enerji teknolojilerini, ucuz, çevreye dost ve sürdürülebilir enerji üretimi alanlarında kullanacağız.

Türkiye’nin bir deprem ülkesi olması gerçeğinden hareketle, olası depremlerin vere- bileceği zararı en aza indirecek önlemler kararlı bir biçimde alınacaktır. Deprem erken uyarı sistemleri ve depremle mücadele teknolojilerinin geliştirilmesine ayrı bir önem verilecektir.

Milli bir bilim ve teknoloji politikasının bilinçli ve kaynak israfına sebep olmadan oluşturulup yönlendirilmesinde, Demokrat Parti iktidarında kuracağımız “Bilim ve Teknoloji Bakanlığı” önemli görevler ifa edecektir.

Halen genel bütçe içinden eğitim, araştırma geliştirme, bilim ve teknolojiye ayrılan payı iki katına çıkaracağız.

Her kentte en az bir tane “Bilişim ve Teknoloji Meslek Lisesi” kurmak suretiyle, gençlerimizin bu alanda istihdamını sağlayacağız.

Üniversitelerimiz ile sanayi kuruluşları arasındaki araştırma geliştirme işbirliğini güçlendireceğiz. Teknoparkların sayısını ve niteliğini artıracağız. Teknolojiyi tüketen değil, üreten bir Türkiye’yi Demokrat Parti iktidarında var edeceğiz.

Liberal Demokrat Parti:Günümüzde hiçbir siyasi partinin Bilişim ve İnternet konusunu göz ardı etmesine imkan yok. İçinde bulunduğumuz çağın “Bilgi Çağı” olduğu gerçeği hemen herkesin malumu olduğundan herhangi birinin çıkıp da “Bilişim ve İnternet sektörleri gereksiz ve önemsizdir” demesinin de imkanı yok.

Bu nedenle Liberal Demokrat Parti olarak zaten herkesin malumu olanı daha da vurgulamaya gerek görmüyor sadece LDP politikalarının bu sektörlere nasıl katkı yapacağını açık ve net bir şekilde anlatmayı seçiyoruz.

Öncelikle LDP’nin genel ekonomik politikalarının ve ekonomiye bakış açısının Bilişim ve İnternet sektörleri açısından önemini vurgulamak gerekir.

LDP, “Ankara Partileri”nin aksine girişimci ve sermayedara düşman olmayan, hürriyetçi bir ekonomi anlayışına sahiptir. LDP ekonomik ve teknolojik gelişmelerin, istihdamın ancak özgür bir özel sektör tarafından yaratılabileceğine inanır. Kısaca LDP iktidarında, önünde bürokratik engellemeler olmayan, %10’u geçmeyecek vergiler sayesinde büyüme imkanına sahip bir özel sektör ekonomisi esas olacaktır.

Bununla birlikte LDP iktidarı tarafından gerçekleştirilecek özelleştirmeler, Türk Telekom gibi, her sektörün olduğu gibi Bilişim ve İnternet sektörlerinin de önünü açacak, bugün devletin bu işlerle meşgul olması sebebiyle ortaya çıkan birçok problem ortadan kalkacaktır. Örneğin bugün İnternet altyapısı sağlayan bir çok şirket bunu Türk Telekom’un haksız rekabeti, engellemeleri ve hantal yapısı nedeniyle yeterince altyapı sağlayamamasına rağmen yapmaya çalışmaktadır.

Liberal Demokrat Partinin genel ekonomi anlayışı yanında bazı özel politikaları ve projeleri de Bilişm ve İnternet sektörlerinin gelişmesinde çok önemli rol oynacaktır.

Bunlardan ilki ve en önemlilerinden bir LDP’nin Eğitim Politikasıdır. LDP iktidarında eğitim tamamiyle özel sektöre devredilecek, devlet sadece ilk sekiz sene fakir olduğunu beyan eden herkese tam eğitim bursu verecektir. Eğitim özel sektöre devredildikten sonra müfredat da serbest bırakılacak, devletin hantal yapısı yüzünden güncel tutulamayan müfredat, özel sektör dinamizmi sayesinde çağın gereklerine uygun olacaktır.

Bu reformun en çok Bilişim ve İnternet alanına yarayacağı da açıktır. Her gün gelişen ve yenilenen Bilişim ve İnternet teknolojilerine devletin hantal yapısı ile ayak uydurması da zaten beklenemez. Şu anda Microsoft ve Cisco gibi firmaların verdiği özel kurslar bu reform sonrası rahatlıkla okul (lise ve üniversite) müfredatlarına girecek, bu ve bunlar gibi bir çok firma okullara ve müfredatlarına sponsor olabileceklerdir.

Üstelik LDP’nin “Eğitime sıfır vergi” politikası, eğitim kurumlarının giderlerini azaltacak, bu kurumların teknolojik altyapı kurmalarını kolaylaştıracakır. Teknolojik bakımdan gelişmiş eğitim kurumlarının vereceği eğitimin, Bilişim ve İnternet sektörlerine yetişmiş bireyler sağlayacağı da açıktır.

LDP’nin özellikle internet sektörüne büyük avantajlar sağlayacak bir başka politikası ise Medya politikasıdır. LDP medyayı kilit bir sektör olarak görmekte, interneti ise medyanın bir parçası olarak düşünmektedir.

LDP’nin “Medya Politikası” medyaya sıfır verginin yanı sıra, RTÜK gibi medyanın özgrlüğünü engelleyen kurumların ve kanunların fesh edilmesine dayanır. Kısaca LDP iktidarında hiçbir internet firması bir kuruş vergi vermeyecek, bugünkü gibi devlet kurumlarının baskısı altında olmayacaklardır.

Toparlamak gerekirse LDP iktidarında, LDP politikaları sayesinde Bilişim ve İnternet sektörleri sadece eskiye nazaran daha iyi durumda olmayacak, dünyada hiçbir ülkede olmadığı kadar gelişme imkanı bulacak, çok kısa bir sürede dünyada söz sahibi konumuna gelecektir.

Demokratik Sol Parti:Bilişim teknolojilerinde yaşanan olağanüstü ilerlemeler, ekonomik ve sosyal değişimin temel unsurlarını oluşturmakta ve dünyayı sanayi devriminden daha köklü bir biçimde yeni bir toplum biçimine taşımaktadır.

Bilgi ve iletişim teknolojileri, internet, genetik, yeni malzemeler gibi alanlardaki gelişmelere dayalı olarak yeni mal ve hizmetlerin kullanıma sunulmasıyla yaşamın tüm boyutları; çalışma, üretim, ticaret, iş yapma, eğlence, öğrenme, yönetim biçimleri hızla değişmektedir.

Bu değişim, ekonominin yapısını, ülkenin rekabet gücünü, insan kaynakları ve meslekler profilini çok yönlü olarak etkilemektedir. Birey, üretici ve tüketici olarak öne çıkmaya, kol emeğinin yerini üretilen katma değer ve önem açısından beyinsel emek almaya başlamıştır. Bilgi, bilim, teknoloji, Ar-Ge, entelektüel emek ve zeka öne çıkmaya başlamış ve bir üretim faktörü olarak yerini almıştır.

Bilgi ekonomisi olarak tanımlanan bu oluşumda, bireylerin farklı tercihlerine hızla yanıt verebilen teknoloji ve bilgi yoğun, yüksek katma değerli mal ve hizmet üretimi ve özgün tasarımlar büyük öneme sahiptir.

Dünyadaki tüm bu gelişmeleri çok yakından izleyen ve değerlendiren Demokratik Sol Parti, bundan önceki seçim bildirgelerinde bu gelişmelere yer veren ilk ve tek parti olmanın haklı gururunu taşımaktadır.

Demokratik Sol Parti bilgi çağının gereklerini zamanında yerine getirmekle Türkiye’nin çağdaş uygarlığı yakalamanın ötesinde, aşabilme olanağını da elde etmiş olacağına inanmaktadır. Böylece Atatürk’ün Ulusumuza gösterdiği “çağdaş uygarlık düzeyini aşma” hedefi gerçek olacaktır.

Ayrıca DSP’nin yıllardır savuna geldiği kamuda açıklık ve saydamlık, yönetimde dürüstlük, sağlanabildiği gibi, yöneticilerin sağlıklı karar alabilmesi için gerekli olan doğru ve yeterli bilgiye gerekli zamanda ve etkin olarak ulaşabilme ilkesi de gerçekleştirilecektir.

Daha da önemlisi tüm vatandaşlarımıza ömür boyu eğitim yanında özellikle gençlerimize, kadınlarımıza, yaşlılarımıza ve özürlü vatandaşlarımıza yeni uğraşlar, iş ve aş olanakları yaratılabilecektir.

Avrupa Birliği üyesi ülkeler, adına e-Avrupa Projesi dedikleri bir proje ile ülkelerini önümüzdeki beş – on yıllık bir dönemde bilgi toplumuna dönüştürerek Amerika Birleşik Devletleri ile aralarındaki açığı kapatabilmek çabasındadırlar. AB’ye aday ülkeler için aynı proje e-Avrupa+ adıyla tanımlanmıştır.

Türkiye, Genel Başkanımız ve Başbakanımız Bülent Ecevit ‘ in imzası ile İsveç’ in Goteborg kentinde 15-16 Haziran 2001 günlerinde yapılan AB Zirvesinde eAvrupa+ projesine katılım kararının mutluluğunu ve haklı gururunu yaşamaktadır.

Yine unutulmamalıdır ki, başında Ecevit’in bulunduğu 57. Cumhuriyet Hükümeti AB için hazırlayıp 24 Mart 2001 tarihinde ilettiği Ulusal Programda da e-Avrupa Projesine katılım kararlılığı yanında aynı doğrultuda e-Türkiye Projesini de yaşama geçirme hedefini koymuştur.

Bilişim teknolojilerinin büyüme için stratejik önemini kavramış ülkeler; partiler üstü ulusal politikalar, örgütlenme ve eylem planları ile bu teknolojilere sahip olarak ülkelerine ve vatandaşlarına rekabet yeteneği kazandırmanın mekanizmalarını kurmaktadır.

Genel Başkanımız Bülent Ecevit tarafından 2001 yılı Eylül ayında çağrısı yapılan ve 2002 yılı Mayıs ayında toplanan “Türkiye Bilişim Şurası” bu amaca dönük olarak atılan son ve en ciddi adımdır.

Ecevit şura davet yazısında “Ülkemizin Bilgi Toplumu’na dönüştürülebilmesi ve bilişim teknolojilerini hem kullanan hem de dünya ölçeğinde üreten bir konuma gelmesi için gerekli stratejilerin belirlenmesi amacıyla” toplantının düzenlendiğini ifade etmektedir.

Demokratik Sol Parti olarak hedefimiz “Bilgi Toplumu”dur, “e-Türkiye” projesini yaşama geçirmektir. Bilgi Toplumu, bilgiye önem veren, bilgiyi kullanabilen ve en önemlisi bilgiyi üretebilen toplumdur. Bilgi toplumlarında, “bilgi, insan ve teknoloji” arasında, daha iyiyi hedefleyen ve sürekli gelişen bir ilişki söz konusudur. İnsan ve teknoloji arasındaki köprü, bilgidir. Bu yüzden ön plana çıkmış, çağa adını vermiştir. Sanayi toplumlarında, makinelere, fabrikalara sahip olmak önemliyken, artık bilgiye sahip olmak önemli hale gelmiştir.

Burada önemli bir soru akla gelebilir:

Teknolojinin getirdiği ve her an geliştirdiği olanaklarla, bilgiye sahip olmak çok kolaylaştığına göre, bilginin yaratacığı güç, bireyden bireye veya toplumdan topluma nasıl farklılıklar yaratabilir?

Cevap; bilginin yorumlanmasındadır, bilginin üretimindedir. Sadece başkalarının ürettiği bilgiyi ve teknolojiyi kullanmak, onlara mahkum olmak demektir. Bilgi, yeni düşünceler oluşturabilmeli, yaratıcılığı harekete geçirebilmelidir. Yaratıcı insanlar, yaratıcı toplumlar, problemlerini, bilgi ve deneyimlerinin ışığında daha iyi analiz eder ve daha etkin çözümler üretirler.

AR-GE

Yaratıcılığın toplumlardaki kaynağı kollektif zekadır. Kollektif zekaya sahip toplumlar, teknoloji geliştirmeyi “yeniliği hedefleyen AR-GE” yaklaşımı ile başarabilmektedir.

Kısaca AR-GE olarak adlandırılan Araştırma-Geliştirme, bilim ve teknolojinin gelişmesini sağlayacak yeni bilgileri elde etmek veya mevcut bilgilerle yeni malzeme, ürün ve araçlar üretmek üzere yeni sistem, süreç ve hizmetler oluşturmak ya da mevcut olanları geliştirmek amacı ile yapılan düzenli çalışmaları ifade eder.

AR-GE’ye yatırım yapmış ve belirli mesafeler katetmiş olan İsrail ve İrlanda gibi ülkeler gelir ve refah düzeylerinde ciddi artışlar elde etmişlerdir. Türkiye bu konuda gerekli olan adımları zamanında atamamıştır.

Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’dan AR-GE’ye ayrılan pay Türkiye’de yüzde 0,63, Avrupa Birliği’nde ise yüzde 1,92’dir. Bu farkı kapatmak ve AR-GE’ye daha fazla önem vermek kararlılığıyla, Genel Başkanımız Bülent Ecevit’in başbakanlığındaki 57. Hükümet, Avrupa Birliği’nin, Araştırma Geliştirme 6. Çerçeve Programı’na katılım kararı almıştır.

Avrupa Birliği’nin 2003 yılı başında proje çağrılarını yapacağı girişim, Türkiye’nin bilim ve teknoloji geliştirmesi yönünden bir dönüm noktası oluşturmaktadır.

Toplam bütçesi 16,3 milyar Euro olan programda sanayi, KOBİ’ler ve üniversiteler, teknoloji projeleri geliştirip, bu projeyi en az iki ülke ile paylaşarak programdan destek alabileceklerdir.

Demokratik Sol Parti, ulusal AR-GE önceliklerini belirleyerek ülkemize üstünlük sağlayacak teknolojilerin geliştirilmesi yolunda atılımlar yapmaya ve AR-GE kültürünü toplumun her alanına yaymaya kararlıdır.

Yazılım

Yazılım, bilgi toplumunun altyapısını oluşturan temel endüstrilerden birisidir. Bilgi toplumunun her etkinliği bir yazılımın sağladığı otomasyon ve iletişim sayesinde gerçekleştiğinden, bu çağın en önemli sektörlerinden biri olan yazılıma, Demokratik Sol Parti özel bir önem vermekte ve ülkemizin bu konuda söz sahibi olmasını amaçlamaktadır.

Yazılım, ülkemizin kalkınmasında bir altyapı olarak dolaylı, dışsatım potansiyeliyle de doğrudan önemli bir rol oynamaya adaydır. Türkiye, genç ve dinamik insan gücü potansiyeliyle ve bulunduğu coğrafi konum itibariyla uluslararası yazılım pazarından pay alabilme şansına sahip bulunmaktadır.

DSP iktidarında, yazılım üretimi, AR-GE kapsamında stratejik bir alan olarak belirlenecek ve ülke çapında desteklenecektir. Bu amaç çerçevesinde; Ülke çapında yazılım geliştirme, satın alma ve pazarlama konularında danışma ve uzmanlık kurulları oluşturularak standartlaşma ve teknolojik anlamda yönlendirme sağlanacaktır.

Etkin bir denetim mekanizmasıyla yazılım üreten şirketlere vergi kolaylıkları getirilecektir. Bir yazılım ürününün geliştirilmesinde işçilik maliyeti, kullanılan yüksek nitelikli personelden dolayı diğer giderlere oranla daha yüksektir. Bu nedenle doğrudan istihdama yönelik teşvikler sağlanacaktır.

Türkiye’de yazılım iç pazarı geliştirilecektir. Bu nedenle yerli yazılım alımı özendirilecektir. Yazılım mühendisi ve programcı eğitimine hız verilecek, ara eleman eğitimine başlanacaktır. Yazılım telif hakları ile ilgili mevzuat yeniden düzenlenerek yürürlüğe konacaktır.

Türkiye’nin bulunduğu bölgenin bilgi teknolojisi merkezi olmasını sağlamak amacıyla yabancı yazılım ve bilişim kuruluşlarının ülkemize yatırım yapmaları özendirilecektir.

Üniversite-Sanayi İşbirliği, Teknokentler

Üniversiteler ve araştırma kurumları ile üretim sektörlerini işbirliğine yönelterek ülke sanayiinin uluslararası rekabet edebilir ve dışsatıma yönelik bir yapıya kavuşturulması Demokratik Sol Parti’nin temel hedefleri arasındadır.

Gelişmiş ülkelerin sanayileri, teknolojik bilgi üretmek, üründe ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirmek, ürün kalitesini veya standardını yükseltmek, verimliliği artırmak, üretim maliyetlerini düşürmek ve böylece rekabet üstünlüğü yartabilmek için üniversitelerin bilim gücünden yoğun olarak yararlanmaktadır.

Ülkemizde de bu sinerjiyi yaratmak üzere Genel Başkanımız Bülent Ecevit’in Başbakanlığı’ndaki 57. Hükümet geçtiğimiz yıl Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası’nı çıkarmıştır. Teknoparkların, AR-GE’nin ve yazılım üretiminin desteklenmesi amacıyla çıkartılan yasa, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin kuruluşu, işleyişi, yönetim ve denetimine ilişkin hükümler içermektedir.

Köy-kent’lerin mimarı olan Genel Başkanımız Bülent Ecevit, Türkiye’nin bu konudaki ilk örneği olan ODTÜ Teknokent’i de geçtiğimiz yıl hizmete açmıştır. “Köy-kentten Teknokente” sloganımız Genel Başkanımızın ve Demokratik Sol Parti’nin tarımdan sanayiye ve bilgi toplumuna uzanan geniş bir perspektifteki etkinliğini ve kararlılığını simgelemektedir.

DSP iktidarında, teknolojik bilgiyi ticarileştirmek, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak ve teknoloji yoğun alanlarda yatırım olanakları yaratmak üzere üniversite-sanayi işbirliğini arttıracak ve özendirecek yeni düzenlemeler yapılacaktır.

İletişim Altyapısı, İnternet

Ulusal Program’da katılmayı taahhüt ettiğimiz “e-Avrupa girişimi”, üye ülkeleri, dolayısıyla Avrupa’yı dünyadaki en dinamik ve rekabet gücü yüksek pazar haline getirmeyi amaçlamaktadır. Projenin gerçekleşmesi için, İnternet temel alınmakta, yeni ekonomik düzen için gereken altyapıyının kurulması planlanmaktadır.

“e-Avrupa Girişimi”nin üç ana hedefi bulunmaktadır:

Daha ucuz, daha hızlı ve daha güvenli Internet İnsan kaynağına yatırım ve İnternet kullanımını özendirmek. Bu hedefler ülkemiz için de birebir geçerlidir ve “e-Türkiye” projemizin temelini oluşturmaktadır. Dünyayla bütünleşmek ve rekabet üstünlüğü elde etmek için güçlü bir internet ve iletişim altyapısını oluşturmak zorundayız.

Unutulmamalıdır ki, ülkemizin kalkınması ve işsizliğin azaltılmasında büyük katkısı olacak yabancı sermayenin de Türkiye’ye gelmek için aradığı temel koşullar arasında, iletişim altyapısının önemli bir yeri vardır. Demokratik Sol Parti; ülkemizde, bireylerin ve kurumların etkin bir biçimde ve makul fiyatlarla kullandığı, hizmet ve içeriklerin adil olarak sunulduğu bir İletişim ve Bilgi Altyapısı’nın ivedilikle kurulmasını hedeflemektedir.

Bu hedef doğrultusunda Demokratik Sol Parti;

İnternet teknolojisinin ülkenin her köşesine yayılmasına ağırlık verecektir. Elektrik – yol – su hizmetlerinde olduğu gibi devletin her haneye internet erişim olanağı sağlaması e-Türkiye projemizin nihai adımlarından biridir.

Telekomünikasyon sektörünü her türlü tekelden arındırarak rekabetçi bir işleyişin gerçekleşmesini ve hizmetlerin herkese ulaşan biçimde ve herkesin ödeyebileceği bedeller karşılığında verilmesini sağlayacaktır.

Hizmetlerin zenginleşmesini ve çeşitlendirilmesini sağlamak üzere servis ve içerik sağlayıcı işletmeleri teşvik edecektir. Haberleşmeden alınan vergileri makul bir seviyeye indirecektir. Geri kalmış olduğumuz geniş bant hizmetler alanında gerekli altyapı çalışmalarını hızla gerçekleştirecektir.

e-Devlet

Demokratik Sol Parti olarak; Hedefimiz, ulaşılabilir ve saydam bir kamu yönetimidir. Hedefimiz, yönetim sürecinde demokratik ilkelerin ve yurttaşların katılımının en üst düzeyde sağlanmasıdır. Hedefimiz, kamu yönetiminde verimliliğin ve kalitenin yükseltilmesidir. Ve hedefimiz, yönetsel kararlarda “gizlilik” değil “açıklık” ilkesinin benimsenmesidir.

Böylelikle halkımızın uzun yıllardır karşı karşıya kaldığı “hak kaybı”nın önüne geçilebilir ve kötü yönetimlere karşı halkımız daha etkin bir biçimde korunabilir. Yönetimin bu değişiklikleri gerçekleştirmesi ve uyması ancak etkili bir denetimle güvence altına alınabilir.

Hak ve özgürlüklerini kullanma konusunda şikayetçi olan vatandaşlarımızın, hiçbir sınırlama olmadan başvuracakları bağımsız denetim organlarına gereksinim vardır. Bu yolla yönetim üzerinde katılımcı ve demokratik bir denetim sağlanabilir.

Vatandaşlarının isteklerine duyarlı ve onlara en iyi hizmeti amaçlayan devletler, değişen gereksinim ve koşullara göre kendilerini yenileyebilen bir yapıya yönelirler.

Ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmeler doğrultusunda biçim değişikliğine olanak tanıyan bir esnekliğe sahip olan bu yapı, teknoloji temellidir ve yepyeni bir kavramın odak merkezidir. Bu kavram “elektronik devlet”, “kısaca e-devlet”tir.

e-devlet; devletin vatandaşlarına karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu görev ve hizmetler ile vatandaşların devlete karşı olan görev ve hizmetlerinin karşılıklı olarak elektronik iletişim ve işlem ortamlarında kesintisiz ve güvenli olarak yürütülmesidir. Devletin temel işlevi vatandaşa hizmettir.

Demokratik Sol Parti, bu hizmeti daha verimli bir biçimde yerine getirmenin, devletimizin en önde gelen hedefi olduğuna inanmaktadır. Çünkü, halkımız hizmet aldıkları kurumların, daha doğru, daha hızlı, daha saydam ve daha ucuz bir biçimde çalışmasını arzulamaktadır.

Vatandaşların diledikleri yerden diledikleri anda diledikleri hizmete veya bilgiye ulaşabilmesi, devlet-vatandaş ilişkisini farklı bir boyuta taşımakta ve “devletine hizmet eden vatandaş” yerine, “vatandaşına hizmet eden devlet” kavramını ortaya çıkarmaktadır.

Demokratik Sol Parti bu kavramların tam olarak yerleşmesi ve e-Devlet dönüşümünün gerçekleşmesi için;

Toplumda bilişim kültürünün yaygınlaşmasını sağlayacak, e-Devlet’in teknolojiyle sınırlı bir atılım değil, “değişim süreçleri”ni benimsemiş bir yönetim anlayışı olduğunun, hem tüm devlet kademeleri hem de tüm toplum katmanlarınca benimsenmesi için çalışacaktır. Kamu yönetim süreçlerini, e-Devlet yaklaşımı ile yeniden yapılandıracak ve bu çerçevede verimliliği esas alacaktır.

Kamudaki bilişim yapılanmalarını dünya standartlarına göre yeniden ele alacak, kamuda çalışan bilişim personelinin nitelikli olabilmesini sağlamak için; istihdam, özlük hakları, terfi ve hizmet içi eğitim mekanizmalarını yeniden düzenleyecektir.

Devletin şu anda kullandığı bilişim altyapısının, daha verimli, paylaşımcı ve uyumlu çalışmasına öncelik verecek, kamu hizmetlerinde tekrarın önlenmesi için, e-Devlet portalının kuruluşunu hızlandıracaktır. Veri standartlarını oluşturacak ve e-Devlet’i tetikleyici öncelikli projelerin hayata geçirilmesini sağlayacaktır.

e-Devlet için gerekli mevzuat değişikliklerini acilen gerçekleştirecektir. e-devlet, vatandaşlara eşit, adil, hızlı, güvenilir ve saydam hizmet üretmenin yoludur. e-devlet, vatandaşa hizmette teknolojiyi kullanan, yeniliğe açık, toplumsal verimliliği hedefleyen devlettir.

Demokratik Sol Parti, halkımıza bu değişimi iyi anlatarak, e-Devlet mekanizması için gereksinim duyulan altyapıyı oluşturmaya, devlet fonksiyonlarını yerine getirenleri gerekli bilgilerle donatmaya ve sunduğu hizmetleri bilişim ortamına aktarmış bir devlet yapısına ulaşmaya kesin olarak kararlıdır.

e-Ekonomi

21. Yüzyılı karşılarken dünyada geçerli olan kavramlar demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve pazar ekonomisidir. Bilgi teknolojilerinin gelişmesi, ekonominin küresel bir kimlik kazanması, iletişim ve özellikle internet uygulamalarının süratle yaygınlaşması, bu kavramların önemini ve etkilerini arttırmakta, dünyamız, kendini hızla geliştiren ve yenileyen bir oluşuma sahne olmaktadır.

Ürün ve hizmetlerin üretim, pazarlama ve tüketiminde yeni süreçlerin tanımladığı bu oluşuma “Bilgi Ekonomisi”, “Yeni Ekonomi” ya da kısaca e-Ekonomi adı verilmektedir. Bilgi Toplumu olmayı hedef olarak kabul eden bir Türkiye, yeni ekonomiyi anlamak ve tüm kurallarıyla uygulayabilir hale gelmek zorundadır.

Demokratik Sol Parti, “e-Ekonomi”ye geçme çabalarımızın, eski ekonomimizin sorunları olan enflasyon, verimsizlik ve kamu kesimindeki hantallıkla mücadelemizde, doğrudan katkı sağlayan itici bir güç oluşturacağına inanmaktadır.

Eski ve yeni ekonomi arasındaki en belirgin fark, bilgi ve iletişimin önemi ve kullanış biçiminde ortaya çıkmaktadır. Eski ekonomide işi yöneten ve sonuçlandıran kurumsal sistemlerde sadece iş süreçleri ve ilişki süreçleri bulunur. Ürün ve hizmete yönelik olarak üreticiden tüketiciye tek yönlü bir iletişim söz konusudur. Tüketici talepleri ve tercihleri birincil öneme sahip değildir.

Eski ekonomide sürecin bir parçası olan iletişim, yeni ekonomide sürecin bizzat kendisidir. Bunu sağlayan ise yeni ekonomide bilginin, başlıbaşına bir üretim faktörü haline gelmiş olmasıdır. Bilgi en önemli değer haline geldiğine göre, bilginin üretim, iletim, paylaşım ve denetiminde çok yönlü kanallara gereksinim duyulacağı açıktır. Ve bilgiden katma değer yaratabilmek, iletişimin başarısına bağlıdır.

e-Ekonomi’nin temel aktörlerini; kamu, özel sektör, hizmet sağlayıcılar, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları, yerel yönetimler ve elektronik iş koşullarını düzenlemekle yükümlü kurumlar oluşturmaktadır. Bu kurumların hepsinin de bu yeni ortamın gelişmesi ve etkin kılınması açısından ortak sorumlulukları, görev ve işlevleri bulunmaktadır.

e-Ekonomi’nin yapılanmasında bütün birey ve şirketlerin “evrensel hizmet ilkesi” kapsamında bilgiye daha hızlı, daha güvenli ve daha ucuz bir bedel üzerinden erişebilirliğini sağlamak ve bunun için gerekli yatırımların yapılmasına uygun ortam yaratmanın devletin görevi olduğu inancıyla, Demokratik Sol Parti iktidarı, e-Ekonomi’nin yaşama geçmesi için;

Teknoloji seçiminde, küresel rekabete ve pazarlamaya uygun ürün geliştirmede KOBİ’lere destek vermek üzere “e-Ekonomi Danışma Merkezleri” oluşturacaktır. “e-Ticaret”in gelişmesi ve kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasına yönelik olarak, “e-İmza” ile elektronik ödeme ve kredi işleme yetkisini düzenleyen yasaları çıkaracaktır.

ABD ile Türkiye arasında görüşmeleri süren “Nitelikli Endüstriyel Bölge” anlaşmaları ve benzer uluslararası anlaşmalara, bilişim teknolojileri ve e-Ekonomi etkinliklerinin dahil edilmesi için yoğun çaba harcayacaktır. Genç ve eğitimli nüfusumuzun e-Ekonomi’de aktif hale getirileceği ve e-Ekonomi’nin araç ve olanaklarının toplumun bütün kesimlerine -geri kalmış bölgeler dahil- eşit düzeyde sunulacağı projeler üretecektir.

Bilişim Kültürü, “e-Kültür”

“Bilgi Toplumuna Dönüşme” hedefine sadece bilişim teknolojilerine yatırım yaparak ulaşamayacağımızı bilmeliyiz. Bireylerin ve kurumların hem birbirleriyle hem de devletle olan ilişkilerinde yeni bir yaklaşımı özümsemeleri gerekir. Bilgi ve teknolojiye dayalı bu yaklaşım bilişim kültürünü oluşturur.

Bu kültüre ve disipline hem bireylerin, hem şirketlerin, hem de devletlerin sahip olması gerekir. Bilişim kültürüne sahip olan bireyler; bilgiye, bilime ve teknolojiye bağlılık ve saygı duyarlar. Zihinsel üretimi yüksek olan bu insanlar, araştırmacı, girişimci ve yaratıcıdırlar.

Bilişim kültürüne sahip olan şirketler; iş süreçlerini elektronik ortama aktarabilmiş, iş yapma yaklaşımlarını değiştirmiş, gelir-kar-maliyet hedefleri arasından verimliliği ön plana çıkarabilmiş kurumlardır. Bilgi ve iletişim ağırlıklı bu dönüşüm “Yeni Ekonomi”, “Bilgi Ekonomisi” ya da kısaca e-Ekonomi dediğimiz ekonomik düzenin bir gereğidir.

Bilişim kültürüne sahip devlet ise vatandaşa hizmette teknolojiyi kullanan, yeniliğe açık, toplumsal verimliliği hedefleyen devletttir. Bu üç kesimin birden dönüşüm süreçlerine katılmasıyla, “Bilgi Toplumu” olmayı başarabilen ülkeler, dünya üzerindeki güçlerini ve etkilerini artırmaya devam edeceklerdir. Demokratik Sol Parti yeni iktidar döneminde de, e-Kültür’ün tüm toplumumuza egemen olması için yürüttüğü çalışmalarına kararlılıkla devam edecektir.

Bilişim Reformu

Yukarıda da açıkladığımız gibi Demokratik Sol Parti olarak hedefimiz Bilgi Toplumu’dur. Bu hedef, altyapı, eğitim, insan kaynakları ve teknoloji gereksinimlerinin gözönünde tutulacağı ve gerekli tüm yasal düzenlemelerin bir bütün olarak ele alınacağı bir “Bilişim Reformu”yla gerçekleştirilebilir.

Bilişim Reformu, içinde dört adet doğru geçen çok önemli bir beklentinin ifadesidir. “Doğru kişi, doğru bilgiye, doğru zamanda, doğru maliyetle ulaşsın.””Bilişim Reformu”nun özeti budur.

www.chip.com.tr

Partilerin Bilişim Vaatleri yazısına ait etiketler :
Partilerin Bilişim Vaatleri yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

“Partilerin Bilişim Vaatleri” için 1 Yorum

  1. admin dedi ki:

    Siyasete soyundun herhalde 😛

Partilerin Bilişim Vaatleri Yazısı için Leave a Reply to admin

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.