Internet kafeye gittim (aha aha)
Facebook sayfasına girdim (a a)
Adımı çılgın diye verdim
Artık ben de üye oldum (im im)
Tanıştım güzel biriyle
Yazışıyoruz günden güne
Merham oluyor günlüme
Artık ben de seven oldum Read more…
Internet kafeye gittim (aha aha)
Facebook sayfasına girdim (a a)
Adımı çılgın diye verdim
Artık ben de üye oldum (im im)
Tanıştım güzel biriyle
Yazışıyoruz günden güne
Merham oluyor günlüme
Artık ben de seven oldum Read more…
işte sana konuşan biri
dilsiz ve dudaksız
durmadan koşan biri
elsiz, ayaksız
böyle koşup durmak
senin neyine gerek
boşlukta ayaksız yürümek
gökteki ay gibi
ben bir denizim, ben bir denizim
kendi içinde taşan
ben bir denizim uçsuz bucaksız
kıyısız, hür bir deniz

Irak sınırında görevli 40 askerin hikayesinin anlatıldığı Nefes filmi mehmetçiğin destansı öyküsünü anlatmakta.
Bir yandan Kürt açılımı bir yandan da şehit haberleri ile bunalmışken 16 Ekim’de ayında vizyona girecek “Nefes” filmi epey ilgi göreceğe benziyor.
Filmin başrol karakteri yüzbaşı, bir askerin nöbet sırasında öldürülmesi üzerine, geri kalan askerlerine, izleyiciyi ağlatan bir konuşma yapıyor.
Filmin senaryosu aynı zamanda filmin yönetmeni olan Levent Semerci ile Mehmet İlker Altınay ve Hakan Evrensel’e ait. Senaryo Hakan Evrensel’in ‘Güneydoğudan Öyküler’ adlı kitabından uyarlanmış.Kitabında Güneydoğu’da yaşanan terörü anlatan Hakan Evrensel, askeri okul mezunuymuş. Uzun yıllar Güneydoğu’da subay olarak görev alan Evrensel, kendi isteğiyle ordudan ayrıldıktan sonra tanıklıklarını kitaplaştırmış.
Levent Semerci’nin yönetmenliğini yaptığı film, Antalya’nın Kemer İlçesi yakınlarındaki Tahtalı Dağı’nda çekilmiş. Film için dağda, 2365 metre yükseklikte, küçük bir karakol kurulmuş.
Film, gerçek bir hikayeden yola çıkılarak yazılmamış.Bugüne kadar görülen, duyulan ve yaşanan olaylar birbirine eklenerek, tamamen kurmaca olaylar ve karakterler yaratılmış.
40 askeri canlandıracak yetenekli, zamanı bol ve ünlü olmayan isimler seçilmiş.
Çekimler Tahtalı Dağı’nın yanı sıra Gömbe, İstanbul ve İzmit’te yapılmış
Hazırlık aşamasında bölgede görev yapmış emekli askerlerle ve askerliklerini orada yapmış gençlerle konuşulmuş
Hazırlıklarına iki yıl önceden başlanan filmin çekimi 140 gün sürmüş.
Oyuncular bir ay, emekli bir eğitim subayı tarafından gerçeğe birebir uygun şartlarda eğitim almış.
Aşağıda yayınlamış olduğum filmdeki bir sahneden alınmış videoda geçen diyalog:
Yüzbaşı: Kamil Ateş sen öldün! Karın var mı?
Asker: Var komutanım.
Yüzbaşı: Lojmanda mı kalıyor?
Asker: Evet komutanım.
Yüzbaşı: Söyle hemen yeni ev arasın. Lojmanda çok fazla tutmayacaklar. Çünkü sen öldün. Anan, baban hayatta mı?
Asker: Evet komutanım.
Yüzbaşı: İyi cenazeni ona göndeririz. Sen!
Asker: Hakan Atakan, Hatay. Emret komutanım!
Yüzbaşı: Öldün sen Hataylı. Annenizin gözü yaşlı, hüngür hüngür ağlıyor kadın.Komşularınızın kolları arasında.Bileklerini ovuyorlar kolonyayla. ‘Evladım’ diye ağlıyor.Babanız da ağlıyor.Göstermiyor ama yıkılmış bir köşeye içten içe ağlıyor adam.Ama ağzında bir cümle, ‘Vatan sağolsun, memleket sağolsun, bir oğlum olsa onu da gönderirim’ diye ağlıyor.Aldılar hepinizi, aldılar.Gönderdik cenazeleri ailenize, kurşun izlerini silerler, yıkarlar sizi.Bir güzel de bayrağa sararlar.Böyle öldü.En değer verdiğim adam böyle öldü.Ama uyuduğu için değil, buraya erken gelelim diye.Koydular helikoptere, gönderdiler memleketine.Televizyona bile çıkarsınız. 45 saniyeliğine kahraman olursunuz.Çıkar süslü bir karı, hüzünlü sesle anlatır.Hekim Bulut, karakol baskınında şehit düştü.45 saniye.Sonra da magazin haberleri.Kahramanca mı savaştınız? Hayır.Bu adam uyuduğu için öldünüz.Kızmayın ona.Kızmayacaksınız.Kendinize kızın.Burası bir birlik.Arkadaşınla hareket edeceksin.O uyusa bile uyumayacaksın.Uyurken ölemeyeceksin! Uyursan ölürsün! Ölürsünüz! Sen uyursan herkes ölür.Bak ‘Hazırım’ yazıyor.Neye hazırsınız?Uyurken ölmeye hazırsınız.Uyumayacaksınız! Yemeyeceksiniz, dinlenmeyeceksiniz.Sizin cesetlerinizi, sizin cenazelerinizi ailenize göndertmeyeceğim.Ölmenizi yasaklıyorum.Anlaşıldı mı asker?
Asker: Emredersiniz komutanım….
ŞEHİTLER ASLA ÖLMEZ BU VATAN HİÇBİR ZAMAN BÖLÜNMEZ!!!
Az önce bu filmi bitirdim ve gerçekten zevkli bir film. Baş rollerini Sanra Bullock ve Ryan Reynolds’un aldığı film çok sert patronunun kanadalı olduğu için sınırdışı edilme olayı söz konusu olması ile başlıyor. Sahte bir evlilik planlarken çiftler birbirine gerçekten aşık oluyor. Bir anda nefret ettiği terörist olarak adlandırdığı kadına aşık oluyor:) Filmi daha fazla anlatmak istemiyorum. Bir başyapıt yada olmazsa olmaz filmlerden değil ama izlemesi zevkli bir film. Hoş vakit geçirirsiniz.
Bu maç berabere kalırsa iddaadan sağlam bir para vuracağım. Ama kafamı karıştıran bir maç olmuştur sürekli. Bir yandan Terimin veda maçı. Bir yandan siyasi ilişkiler. Birde ümitler yendi. Bakalım ne olacak.

Blogpotlarda gezerken bir sitede ilginç bir yazı gördüm Kadınların özel günlerinde kullandıkları tampondan biri tutmuş küpe yapmış. Ve bunun yapılışını filan böyle bayağı bayağı anlatmış. Acaba kimin ne ihtiyaçı var bilmiyorum. Orasına sokacağı şeyden böyle bir küpe yapıp kim takar bilmiyorum.
superonline’ın ilk dail up internetlerini sunduğunda bir reklamı vardı. O zamanlar saat başı kampanya yapan firmalar vardı. 00:00-08:00 arası interne şu fiyat filan diye. İnsanlar nete girmek için beklerdi o saati vs. Superonline ise her saati içeren sınırsız bir kampanya yapmış ve slogan olarak sınırlı özgürlük olur mu demişti. Özgürlük özgürlüktür. Sınırlarla özgürlük olmaz. Siteleri kapatarak hükümetimiz bizim özgürlüğümüzü kısıtlıyor ve bu insan haklarına aykırı. Saçmalıktan öte bir durum. Sanki giremiyorum o sitelere. Sadece işimizi zorlaştırıyorlar. Kendilerince sanırım biz ne yapacağınıza karar veriririz hissi uyandırmaya çalışıyorlar. Ama burdan kendilerine iletirim ki ters işliyor. Devlet ne yaparsa yapsın biz yolunu bulup girebiliyoruz. Demek ki o bizi sınırlandıramıyor hissi ağır basıyor.
Tamamen saçmalıktır ve artık buna biri dur demelidir. Son 4 ayda 2600 site kapatılmış. Saçmalıktır bu.
Nere giyor bu ülke anlamış değilim. Youtube açılır mı derken myspace ve lastfmde kapatıldı. Özgürlüğümüz sınırlanıyor. Artık buna dur dememiz lazım.