NevruzNevruz


Nevruz

Nevruz nedir? diye sorarsanız aşağıda açıklaması var.Şimdiden hepinizin nevruz bayramı kutlu olsun…

Nevruz, yüzyıllardan beri Orta Asya ve Ortadoğu’da yaşayan ulusların değişik amaç ve şekillerde kutladıkları geleneksel bir kültür olgusudur. Nevruz’un özünde ve mentalitesinde, baharla başlayan yeni bir yılın tazeliği ve heyecanı vardır. Uluslar, bu yeni yılın ilk gününün bahar heyecanını, çeşitli mitolojik ve efsanevi unsurlarla örüp, kendi örf ve gelenekleriyle kaynaştırarak yüzyıllar boyu devam ettirmişlerdir.
Yeni yılın ilk günü, yeni gün, anlamında olan Nevruz’un tarihi başlangıcı konusunda, eldeki yazılı ve sözlü kaynaklarda değişik bilgilere rastlanmaktadır. Bu bilgiler, ulusların tarihleri, destanları, efsaneleri ve her çeşit geleneksel değerleri ile kaynaşıp bütünleştiği için, gerçek bilgileri ayırıp, değerlendirmek olanaksızdır. Bu nedenle, Nevruza ulusal veya dinî bir kimlik aramak yerine, onun yüzyıllar boyu halk arasında yaşayarak, nesilden nesile aktarılmasının nedenlerine ve amacına bakmak daha doğru olur kanısındayız. Zira çok geniş bir coğrafyada, her çeşitten din, dil, ırk ve kültüre sahip ulusların bu bayramı kutlayıp devam ettirmesi, onun kimliğinden çok, amaç ve yararları üzerinde durmanın toplumların barış ve mutluluğu için daha yararlı olacağı düşüncesindeyiz.
Nevruz, genel anlamda bir “doğa bayramı” dır. Baharın başlangıcı, hem insanın hem de doğadaki tüm canlıların organizmalarının kıpırdanışı, tazelenmesidir. Toprağın nefes alması ve mahsulün bolluğu dileğidir. Bu nedenle, her şeyi ile toprağa bağlı olarak yaşayan eski toplumlar, daha çok verim alabilmek, daha çok mutlu olabilmek için, doğanın yenilendiği günü bayram kabul ederek, çeşitli geleneksel etkinliklerle kutlamaktadırlar.
Nevruzla ilgili bilgiler veren yazılı kaynakların sayısı oldukça sınırlıdır. Ayrıca bu bilgilerin ne kadar doğru ve güvenilir olduğu da tartışılabilir. Çünkü her kaynağın, Nevruzu kendi ulusunun tarihî, din ve geleneklerine adapte ederek kendisine mal etmeye çalıştığı dikkati çekmektedir. Bu nedenle Nevruz, tarihin her döneminde, çeşitli ulus ve coğrafyalarda ayrı ayrı renklerde karşımıza çıkmaktadır. Ancak asıl ve ortak olan bir şey var ki, o da Nevruz’un, belli bir takvime bağlı olarak baharın karşılanması ve kutlanmasıdır.
Nevruz takvimi ve Nevruz bayramı, yazılı ve sözlü kaynaklarda çeşitli olaylara ve kişilere bağlanmıştır. Şöyle ki; M.Ö. 7.Yüzyılda yaşadığı varsayılan Zerdüşt’ün kurduğu din olan Zerdüştlüğün kutsal kitabı “Avesta” da Nevruz’dan “Ekin Bayramı” diye söz edilir. Kitapta ayrıca, Zerdüştler’in mahsul bolluğu için, yüce tanrı Ahura Mazda’ya sadaka ve kurban ver*mek yerine, şarkı söyleyip bayram yaptıkları kaydedilir. Bu nedenle Zerdüştler, Nevruzu kendi örf ve gelenekleriyle bağlayarak, bir Zerdüşt bayramı olduğunu savunmuşlardır.
Nevruz, eski İran takviminde birinci ay olan Ferverdin’in ilk günüdür. Miladi takvimde 22 Mart’ın karşılığı olan bu gün, hasat zamanına rastladığı için, eski İran şahları halkla birlikte bayram olarak kutlar, halka armağanlar dağıtır, dilek ve isteklerini yerine getirirlerdi.
Türkler’in İslamiyeti kabul etmeden önce, bahar aylarında açık arazilerde, ekin ve mahsulün bol olması dilek ve temennilerini ifade etmek için çeşitli etkinlikler yaptıklarını, hatta Oğuzlar’ın, bahar ayının başlangıcını yılın başı olarak kabul ettiklerini bazı kayıtlardan öğrenebiliyoruz.1 Türkler’de Nev*ruz geleneği, Anadolu’da biçimlenip yaygınlaşmıştır. Özellikle Alevî ve Bektaşî toplulukları Nevruz’u, Hz. Ali’nin doğum günü ve Hz. Fatma ile evlendiği gün olarak kabul ederek ayrı bir önem verirler.
Osmanlılarda padişahlara ve devletin ileri gelenlerine “Nevruziyye Pişkeşi” adıyla çeşitli armağanlar verilirdi. Divan şairleri de padişahlara “Nevruziyye” kasideleri sunarlardı. Yine Osmanlılarda Nevruz bayramında türlü baharat ve kokulu otların karışımıyla hazırlanan ve “Nevruziyye” denilen mesir macunu yemek âdeti vardı.
Mesir macunu geleneği günümüzde de devam etmekte ve Manisa’da her yıl bahar ayında “Mesir Şenlikleri” yapılmaktadır.
Millattan önceki yıllardan beri hemen hemen bütün Orta Asya ve Ortadoğu ulusları, güneşin Hamel (Koç) burcuna girip, gece ile gündüzün eşit olduğu 22 Mart’ı tabiatın canlanması olarak bayram edip kutlarlar.
Selçuklu Sultanı Melikşah, takvimde değişiklik yaptırarak yılın ilk gününün 15 Mart’a, yani Nevruz ayına gelmesini sağlamıştır.
Ömer Hayyam ( XI-XII. yüzyıl ), “ Navrûz- nâma” adlı eserinde, “Cemşid bu günün bayram olmasını ve yeni yılın ilk günü kabul edilmesini ferman ettiğini…” kaydetmektedir. Genceli Nizami’nin ( 1150-1214) “İskender-nâme”sinde ve Ali Şir Nevai’nin (1441-1501) “Seddi İskender” adlı eserinde, Nevruz’un büyük halk bayramı olarak kutlandığı bildirilmektedir.
İran şairi Firdevsi’nin ünlü “ Şehnâme” adlı uzun manzum destanı, Farsların, Arap ve Türklerden daha üstün bir ırk olduğu iddiasını kanıtlamak için yazılmış bir eserdir. Destandaki olaylar genel olarak, İran – Turan (Türk) mücadelelerini anlatmaktadır. Birçok efsane, menkıbe, rivayet ve hayal unsuru motiflerle, gerçek dışı olayları anlatan destanda, tarihi kişilerin yanında, hayalî kahramanlara da geniş yer verilmiştir.
Şehname’de, İranlılarla Türkler arasındaki mücadelelerde, büyük Türk kahramanı olarak takdim edilen Afrasyab’ın, İran Şahı Keyhüsrev tarafından tuzağa düşürülerek hile ile öldürüldüğü günü kurtuluş günü kabul edip, bayram yaptıkları ve bu günün, daha sonraları Nevruz bayramı olarak kutlandığı kaydedilir.
Şehnâme’de karşılaştığımız diğer bir olay da, Kava efsanesidir. Bu efsaneye göre; zalim bir Arap hükümdarı olan Dahhak, hastalanır, vücudunun her tarafından ejderhalar çıkmaya başlar. Hekimler bir çare bulamaz. Bir gün, tabip kıyafetinde gelen Şeytan, onun insan beyni yerse iyileşebileceğini söyler. Bunun üzerine Dahhak, halkından her gün iki kişiyi öldürterek beynini yer. Bu kişiler arasında Kürt kavminden demirci Kava’nin onyedi oğlu da vardır. Halk, Hükümdara karşı ayaklanır. Oğulları Dahhak tarafından öldürülen demirci Kava da bu isyanın elebaşlarındandır. Dahhak’ın saltanatına son veren halk, bu günü bayram olarak kutlar. Firdevsi destanında, Dahhak’ın hükümdarlığının “bin yıldan bir gün noksan” sürdüğünü kaydeder.

Nevruz Bayramı ile ilgili şiir :

Adriyetikten Çin şeddine
Uzatır ömrümüz Nevruz
Sahip çıkar Türk ceddine
Döversin demirimiz Nevruz

Bahar bahar gelir eve
Çiçek çiçek serer yere
Alevler çıkar göklere
Isıtır hamurumuz Nevruz

Birlik beraberlik olur
Koyun kuzu o gün yürür
Güzeller entarisin sürür
Süslersin kırımız Nevruz

Sular akar şırıl şırıl
Güneş doğar pırıl pırıl
Güzel gözler ışıl ışıl
Edersin kızımız Nevruz

Gelin birleşelim kardaş
Pamuk olur şu kara taş
Işık ışık ataş ataş
Tutarsın közümüz Nevruz

Uyanan her çiçek gibi
Yeni doğan bebek gibi
Korkulu bir yürek gibi
Açarsın gözümüz Nevruz

Olur her yan çiçek çiçek
Konuşur tüm börtü böcek
Mutluluklar kucak kucak
Çalarsın sazımız Nevruz.

Türkler birlik olmalıdır.
Nevruz örnek olmalıdır
Tekbir yürek olmalıdır.
Verirsin huzurumuz Nevruz.

Derya TEKİN
Abdurrahman Kamil İlköğretim Okulu
AMASYA

Nevruz yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

“Nevruz” için 1 Yorum

  1. murat dedi ki:

    güzel bilğiler var ama hiç resim yok

Nevruz Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.