Milli Mücadele Döneminde Propaganda Hizmetlerinin ÖrgütlenmesiMilli Mücadele Döneminde Propaganda Hizmetlerinin Örgütlenmesi


Hemen belirtmek gerekir ki, Milli Mücadele dönemimizin birçok konu ve olayları gibi propaganda hizmetlerinin de hangi görüşlerle ele alındığı, düşman propaganda ve psikolojik harekatı hakkında nelerin düşünüldüğü ve karşı koyma çabalarının hangi düzeylerde kaldığı, nihayet bu hizmetlerin nasıl örgütlendirildiği, uygulamaların hedef ve hedef kitlelerinin neler olduğu gibi hususlarda gereken araştırma ve incelemeler yapılmamıştır.

Milli Mücadele dönemi; Türk milletinin varlığını kanıtlaması, koruması, geliştirmesi zorunluluğu karşısında; Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, milli hudutlar içerisinde, millet egemenliğine dayanan, kayıtsız şartsız, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak amacıyla giriştiği ve evre evre devam ettirdiği mücadeleleri, savaşları, zaferleri, barışı ve nihayet yeni devletin kuruluşunu içerisine alan tarihi döneme denilir. Bu dönem, zaman kesiti olarak, kasım 1918 – 29 Ekim 1923 tarihleri arasında geçen olayların, hareketlerin, ilişkilerin, iç ve dış tehditle yapılan mücadelelerin bütününü kapsamaktadır. Milli Mücadele, bir milletin mücadelesidir. Bir milletin var olması veya yok edilmesi mücadelesidir.

Propaganda Hizmetlerinin İlk Örgütlenmesi

BELGE 1
27 Nisan 1920

Bursa Millete Vekili Şeyh Servet Efendi’nin Bir İrşad Encümeni kurulması hakkındaki önerisi

“Büyük Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına

İrşadın (yol göstermenin – aydınlatmanın) insanlık hayatının önemli mutluluk etmenlerinden biri olduğu tarihin sayısız olayları ile kanıtlanmış ve gerçekleşmiş bulunmaktadır.

Düşmanlarımız bu yararlı ve kutsal gerçeği tersine çevirerek, görünüşte hakları savunucu görünüp, gerçekte ise yalanları uydurup, yayarak gerçekleri saptırmakta, sahip bulunmadıkları hakları ele geçirmek ve çıkarlarını sağlamak amacıyla propaganda adı altında örgütler kurmakta, bu örgütleri, maddi ve manevi çok büyük özverilerde bulunarak, yaşatıp, desteklemekte ve bu yolla bütün insanlık dünyasını kandırıp, şaşırtmakta devam etmektedirler.

Bugün karşı karşıya kaldığımız üzüntü verici durumda düşmanlarımız tarafından kullanılan propaganda aracı ile gerçekleştirilmektedir. Bu sebeplerle aleyhimize kullanılan silaha karşı, aynı silahla karşılık vermek gereğinin açık olmasına ilaveten her uygun ve hukuki şekilde gerçekleri yaymanın ve insanlarımıza yol göstermenin ve kamuoyunu aydınlatmanın önemi ve büyüklüğünü de anlatmak gerekmeyecek kadar açık bulunduğundan Büyük Millet Meclisimizin kuracağı çalışma şubeleri arasında bir de İrşadiye İşleri şubeleri arasında bir de İrşadiye İşleri Şubesi’nin kurulması ile bunun Osmanlı ülkesine yayılmasını öneririm.
‘Bursa
Şeyh Servet’

BELGE 2

Bursa Millet Vekili Şeyh Servet Efendi’nin 27 Nisan 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi’nde önergesini açıklayan konuşması.
“Saygıdeğer arkadaşlarım,

Bu sorun, ilk bakışta o kadar önemli görünmüyorsa da gerçek anlamda psikolojik durumlarda (ruhlara) etkiyi açıklayan bir nitelik taşır. İnsanların davranış ve hareketlerini oluşturan psikolojik dayanıklılığı sağlar. Sanıyorum ki, hayatın sorunlarının en önemlisidir. Bu durumu hayatın deneyimleriyle değerlendiren Batılılar, önergemde sunduğum gibi, soruna çok büyük önem vermişler ve psikolojik etkileme hizmetlerini örgütlemişlerdir. Özellikle, İngilizler özel bir bakanlık kurmuşlar ve yalnız bu bakanlığa örtülü olarak yüzdoksanbeşmilyon lira vermişlerdir. Batı devletlerinin bu davranışları bilindiği gibi, kandırma ve doğruları saptırma yöntemlerini şeytanca bir şekilde kullanarak insanlığı bozguna uğratmak, değerlerini bozmak biçiminde ortaya çıkıyor, görünüyor.

Bizde yani Müslümanlarda da bir irşat (doğruyu gösterme – aydınlatma) vardır. Yüce Kuran baştan başa aydınlatmak, doğru yolu göstermek içindir. İnsanların psikolojik durumlarını mutluluklarına yönetmek ve mutlulukları yolunda yönlendirmek içindir.

Düşmanlarımızın en büyük silah olarak bize karşı kullandıkları bu cins silaha karşı bizim de, varlığımızın ortaya çıktığı günden beri elimize verilmiş bir silah vardır ki, herhalde iyi kullandıktan sonra onların silahından üstün gelir. Açıklamak isterim ki, bu hizmet ve faaliyetlerin önemini iyi değerlendirmek gerekir. Bir şeyden görüşlerin ilgisi kesilirse, o şeydeki önemin hissedilmemesi, insan doğasının sonucudur. Bu sebeple, sorunu iyi inceleyerek, iyi anlayarak bu yönde gereken örgütlenmeyi yapalım. Ve buna diğer varlıklarımızla ilgili, şubelerle verdiğimiz önemi vererek bir şube kuralım. Bir iş kuralım. Bu hizmete yolu gösterme zeminini açıklamayı yararlı görüyorum.

Bunun birincisi: Düşmanlarımızın haince yaptıkları propagandalar sonucunda kandırılıp, bozgunculuk yapılan bir miktar yerimiz var, bunlar görünüşte iyi niyetli girişimler ile veya üzülerek belirtelim ki, bazı din kardeşlerinin birbirleriyle silahlanarak çarpışmak suretiyle düşman tarafından elde edilmiş, daha doğrusu içerisinden fethedilmiş yerlerdir. Burada yaşayanların psikolojik durumları güçlendirilmezse, bugün izlediğimiz kutsal emel ve gelecekteki gücümüzün büyüklüğü ruhlarında tam olarak oluşturulamazsa, düşmanın gerçekler üzerine örttüğü perdeler kaldırılmazsa birkaç hafta deneyimlerle de görüldüğü gibi o yerler fırsat buldukları anda gene bozgunculuk hastalığına uğrayabilirler.

Bunun için, kurulacak şubenin belirtileceği önlemler ve gerekirse Meclisten alınacak kararlar doğrultusunda bu yerlerin ileri gelenleri, yöneticileri, hocaları, aydınları buraya getirilerek “İrşad İşleri Vekaleti’nin yetkili heyetlerince tam olarak eğitilmeleri veya uygun görülen yerlere bu heyetlerin gönderilerek oralarda yaşayanların psikolojik durumlarının güçlendirilmesi gerekir. Ne şekilde olacaksa bu şahısların ruhları aydınlatılır, doğru yollar gösterilir. Çünkü bir ülkenin, şehrin, kasabanın, köyün ileri gelenlerinin, yöneticilerinin, hocalarının, ilim adamlarının ve aydınlarının tam olarak psikolojik durumları güçlendirmek, aydınlatılmak ve doğru yollar gösterilmek suretiyle bunlar gerçekleri tam olarak bilebilir ve değerlendirebilirler. Ve bir ülkenin aydınları, yöneticileri, ilim adamları o ülkenin kamuoyu hiçbir zaman bozulmaz. Bu anlamda bir Yüce Ayet vardır ki; “Bir ülkenin harap olması, bir ülkenin yok olması, o ülkenin ileri gelenlerinin ve yöneticilerinin bozulmasıyla meydana gelir” şeklindedir. Bu ülkenin sayılan kişileri gerek kişisel, gerek genel olarak görevlerinden uzaklaşırlarsa, gerçekleri görmezlerse, çürümeye uğrarlar, bozgunculuğa düşerler. O ülkenin harap ve yok olması Yüce Allah’ın kanunu gereğidir. Bu görevleri Kuran’da belirtiyor. Onlarla tam olarak anlaşıp, ruhlarını aydınlatmak gerekir.

İkincisi: Yüzde bir şüphe ihtimali bulunan sorunlarda ileriyi düşünerek önlemler almak ve bu suretle hareket etmek ilmin ve aklın gereğidir. Bugün, milletin kararlılığı sonucu, onuru ve bağımlılığı bulunduğumuz şehirden doğacaktır. Bu şehrin hayatının ve işlerinin düzeni ve disipliniyle ilgili olarak ve diğer şehirlerimizin, yerlerimizin düzeni ve asayişi, huzuruna bir zarar geldiği zaman oraya göndereceğimiz asker, jandarma ve polislerimiz var. Doğal olarak bunlarda zerre kadar, yüzde bir şüphemiz bulunmamakla beraber, en büyük ileri görüşlülük, onların kalpleri istenilen derecede kuvvetli de olsa, herhangi bir psikolojik desteğe ihtiyaçları bulunmasa da, askerlerimize, polisimize ve jandarmamıza akılcı ve kabullenilmesi gereken yol göstericilik ve aydınlatma görevlerini yerine getirmemiz, kalplerini daima güçlendirmemiz gerekir. Ufacık bir propaganda mikrobu, bir taraftan bir kelime, bir fısıltı kulaklara sokulmuş olursa bulaşıcı hastalık gibi birbirlerine bulaşarak devam eder, kalpleri zayıflatır. Bir zarar olmasa bile kalplerin zayıflığı ve şüpheler meydana getirir. Aynı şekilde halkımızın kalplerini de bu kutsal emelle doldurmak, desteklemek, imanlarını tazelemek, kuvvetlendirmek arzu edilir. Halkın imanı ancak doğru yolu göstermekle, O’nu aydınlatmakla mümkündür.

Üçüncüsü: Bugün elimizde bulunan ve düşmanlar tarafından esaret altına alınmayan yerlerimizin tamamını kapsayacak, ya her yerin ileri gelenlerini, yöneticilerini buraya getirtmek veya oralara bir heyet göndermek suretiyle yahut yerel şubeler açarak bu yerlerin ileri gelenlerini, yöneticilerini ve halkını aydınlatmayı, onlara doğru yolu göstermeyi büyük bir zorunluluk olarak hissediyorum. Ve bunu Genel Kurul’a öneriyorum. Uygun ise böyle bir örgüt kurulsun.”

BELGE 3

Darülhikmeti İslamiye Örgütünün Çalıştırılması Önerisi

Karahisarı Sahip Millet Vekili İsmail Şükrü Efendi’nin görüşü ve önerisi

“Şeyh Servet Efendi’nin açıkladığı hususlara sanırım ki, kimse itirazda bulunamaz, ancak şekle ilişkin bazı görüşlerim vardır. Daha önce Meşihat Makamınca “Darülhikmeti İslamiye” adı altında bir “irşadiye” örgütü kurulmuştu. Bu kuruluş, örgütlenmesini tamamlamış, tam olarak faaliyete başlamış ve son zamanlarda önemli etkileri de görülmüştü. Bu sebeple bendeniz esas bakımından Şeyh Servet Efendi’nin görüşlerini alkışlarla kabul etmekle beraber, ayrı bir şekilde “vekalet” kurulmasına gerek olmadığını belirtmek isterim. “İlmiye Encümeni” adı altında kurulan encümene ek olarak bu unvan ve görev verilebilir. Çünkü, şimdiye kadar kabul ettiğimiz esaslar, mevcut kanunların ve nizamların hudutları içerisinde hareket ederek, bunları bizim amaçlarımıza uygun bir şekle getirmektir. Açıkladığım örgüt ki, düzenli ve önemli bir şekilde ileri gitmiş bir örgüttür.Yeniden, yeniye bir özel vekalet kurulmasına gerek görmüyorum. Taşralarda kurulan “Darülhikme” şubelerine, köylere gitmek üzere biraz ödenek verilsin. Hiç ödenekleri olmadığı halde taşrada bu örgütün önemli faaliyetler inkar edilemez. Biraz da harcırah gibi ödenek verilse, daha etkin olacaklardır. Yoksa oradaki Darülhikme üyeleri para için değil, dine ve vatana bağlılık nedeniyle köy köy gezip doğru yolu göstermek ve aydınlatmak için kalpleri çırpınıyor. Bu üzücü durum karşısında yürekler eriyor, çabalıyor. Gençlik, uyarma ve aydınlatma alanını genişletmek istiyor, buna karşılık araba ücreti bulamıyor. Eğer bu kadarcık bir masraf verilse örgütümüz hazırdır. Bu yoldan açıklanan amaç sağlanır. Bendeniz ayrıca bir vekalet kurulmasına taraftar değilim, ancak “irşada” önem verilmesini bütün varlığımla kabul ederim.”
BELGE 4

Şeyh Servet Efendi’nin Cevabı

“Efendiler; amacımız bir amma sözler farklı…

Bendeniz, bunun öneminin şimdiye kadar yeterince anlaşılamadığını iddia etmek isterim. Şimdiye kadar Darülhikme örgütünde görülen güçlük ve gösteremediği varlık, dayandığı temelin ve çalışmalarındaki kısıtlı görüşlerin sonucu olduğunu bildiğim için ayrı bir kuruluşun gereğini düşündüm. Karşımızdaki düşmanlarımızın örgütündeki durumu bir düşünelim, bizimkisi hiçe inecektir. Adı ne olursa olsun, darülhikme olsun, irşad encümeni olsun, ne olursa olsun amacı sağlamak için gereken önem ve büyüklükte örgütlenmeyi düşünmek, genişliğini kabul etmek zorundayız. Sonra bu kuruluş her dilde ve gerçek hayatı oluşturacak biçimde birçok çalışmalar yapacak bir niteliğe sahip olacaktır.

Çünkü, dünyanın hayatı o dereceye gelmiş, o derece genişlemiştir ki, doğrudan çıkan en ufak bir fısıltı batıda derhal etkisini göstermektedir. Hayat bir anda hepimizin olmuştur. Bir yerin özel olması imkanı ve beklentisi kalmamıştır. Bunun için “irşad” dediğim zaman, yalnız hoca efendilerin camilerdeki vazı anlamında almıyorum. Önergemde her türlü akılcı şekil ve nitelikte ve hukuki kuralları içerisinde halkın aydınlatılmasını, doğru yolun gösterilmesini, kamuoyunun aydınlığa ulaştırılmasını anlatmaya çalışmıştım. Bu şekiller ve yollar yaşanan hayatın gereklerine göre her türlü şekiller alır, her türlü araçlar kullanmak suretiyle ortaya çıkar. Ve uygulanır.

Bir defa, bir gerçeğin doğrudan doğruya niteliğini tayin eden bir sorunla karşı karşıya bulunulur. Ortaya çıkan gerçeğin niteliğini tayin etmek başka, bu gerçeğin yayım ve yayınlanması başkadır. Bunun için, her şeyden önce bu işin önem ve büyüklüğünü olduğu gibi incelemeyip, anlayarak ve bu heyete batı hayatını da çok iyi bilmiş, her türlü hayat sorununa karşı, karşılık verebilecek yüksek düşünceli, bilgili, yüksek ruhlu her İslam ferdini bir araya getirmek, her aydın ve yetişmiş kişiyi birleştirmek suretiyle büyük bir örgüt istiyorum. Mümkün ise olur, mümkün değilse eldeki imkanlarla, derecesine göre gerçekleştirilebilir.

Her işin, her düşüncenin bir esası, bir derecesi vardır. O esas ve başlangıç noktasını kendimize amaç edinerek, bugün ne yapılabilir, hangi ayakta ve hangi basamakta durabilir, hangi derecesine tutunabiliriz, bunu belirlememiz ve mümkün ise orada başlamamız sonra derece derece gerçeklere ulaştıkça genişlememiz mümkündür. Bunu kabul edebiliriz, ancak her şeyden önce sorunun gerçek öneminin anlaşılması gerekir…”

Mustafa Kemal Paşa’nın Konuya Yaklaşımı

“Müsaade buyurursanız iki öneri karısında kalmış bulunuyoruz.

Birincisi Şeyh Servet Efendi Hazretlerinin önergesidir ki, İrşad Encümeni adı altında – sanıyorum ki, batı dilinde propaganda heyetidir – bir heyetin kurulmasıdır. Buna doğal olarak sayın ilim adamları, hocalar ve diğer kişiler de katılabilir.

Bu öneriyi uygun bulanlar ellerini kaldırsınlar.

Çoğunluk vardır, kabul edildi.”

İlk İrşad Encümeni’nin Kuruluşu

BELGE 5

Büyük Millet Meclisi’nin 27 Nisan 1920 tarihli toplantısı
Encümenlerin üye seçimi
– Başkan Mustafa Kemal Paşa

“Bir şey hatırlatmak istiyorum, Servet Efendi’nin önergesi üzerine “İrşad Encümeni” yanı Propaganda Encümeni de seçilecek encümenler arasında yapılsın…”

İlk İrşad Encümeni Üyeleri

27 Nisan 1920 tarihinde, İrşad encümeni’ne aşağıdaki üyeler seçilir.
1. Şeyh Servet Efendi (Bursa)
2. Şeyh Seyfi Efendi (Kütahya)
3. Abdülhalim Çelebi (Konya)
4. Rıfat Bey (Konya)
5. Halil Bey (Burdur)
6. Hüseyin Mazlumbaba Efendi (Denizli)

İkinci İrşad Encümeni Üyeleri

İrşad Encümeni kurulduktan sonra, yapılan ilk toplantıda daha geniş ve çeşitli alanlarda uzmanlaşmış üyelerle kuvvetlendirilme kararı verilmiş ve durum Meclis Başkanlığına bildirilmiştir. Meclis Başkanlığı İç İşleri – Maliye – İktisat – adliye encümenlerinden “İrşat Encümeni” için yeni üyeler isteğinde bulunmuştur.
BELGE 6

10 Mayıs 1920 tarihinde, İç işleri Encümeninden:
• Hafız İbrahim Bey (Isparta)
• Mesud Bey (Karahisarı Şarki)

Aynı tarihte, Maliye Encümeninden
• Sıddık Bey (Çorum)
• Emin Bey (Erzincan)

Adliye Encümeni’nden
• Muhiddin Baha Bey (Bursa)
• Mehmet Şükrü Bey (Karahisarı Sahip)

13 Mayıs 1920 tarihinde, İktisad Encümeninden:
• Yunus Nadi Bey (İzmir)
• Mahmut Celal Bey (Saruhan) (Bayar) seçilmişlerdir.

Milli Mücadele Döneminde Propaganda Hizmetlerinin Örgütlenmesi yazısına ait etiketler : , , , ,
Milli Mücadele Döneminde Propaganda Hizmetlerinin Örgütlenmesi yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Milli Mücadele Döneminde Propaganda Hizmetlerinin Örgütlenmesi Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.