Hackerlık TarihiHackerlık Tarihi


1960’lı yıllarda birkaç genç Massachusetts Institute of Technology (MIT) adlı üniversitede o yıllarda daha henüz icat edilmiş olan ısı kontrollü cam odalarda kilitli kalan devasa Bilgisayarlara merak sardı. Yapay zeka ortamında kendilerini gösteren gençler için Hackerlık başta korkulan bir sıfat değildi. Fakat sınırları zorlayan bu grup, amaçlarını saptırınca elektronik dahiliğe doğru yola çıktılar.

Hack kelimesi ilk defa işlemleri daha hızlı yapabilmek için kullanılan programlama kısayollarına deniyordu. Ama bazı zeki Hackerlar o kadar ileri gitmişlerdi ki. Bu programlar, orjinallerini dahi geride bırakabiliyordu.

Daha sonra sırada Telefon Hacker’ları vardı. “Phreak” diye adlandırılan bu yöntem sayesinde, telefon üzerinde saatlerce bedava görüşme yapılabiliyordu. Bunu yapmaları için telefon şebeklerine sızmaları şarttı, John Draper, bunu yaparken elinde sadece bir oyuncak vardı! Cap’n’Crunch adlı mısır gevreğinden çıkan bu oyuncağın 2600 hertz tonda ses çıkardığını keşfeden Vietnam gazisi John Draper’ın sapması gereken tek şey, bunu telefonun alıcısına üflemekti. Daha sonra “Blue Box” adlı cihazla sınırları zorlaması üzerine tutuklanarak ceza evine kaldırıldı.

Ayrıca bugün Apple olarak bildiğim, bilgisayar pazarının devlerinden biri olan firmanın kurucusu da o yıllarda blue box üretimine yardım eden Steve Wozniak ve Steve Jobs adlı iki kolej öğrencisi idi!

Fakat bir sorun vardı. Bu teknoloji dahileri olarak adlandırılan Hackerlar nerede buluşacaklardı. Buna bir cevap olarak Chicago’lu iki genç, Randy Seuss ve Ward Christianseni, Hackerların birbirleri ile iletişim kurmaları, bilgilerini paylaşmaları için BBS (Bulletin Board System – İlan Tahtası Sistemi)’yi kurdular (1978). BBS günümüzde de çalışmakta.

Hackerların birbirleri ile bulaşmaları kaçınılmayacak bir sonuç doğurmuştu; grup kurma. ABD’de Legion of Doom (LOD, Kıyamet Lejyonu) ve Almanya’da Chaos Computer Club (Kaos Bilgisayar Klubü) adları ile ilk tanınan bu gruplar arasındaki rekabet, 1981 yıllarında IBM firmasının çıkardığı ilk kişisel bilgisayar ile daha da kızıştı.

Fakat 80’lerin sonuna doğru ABD’de ‘Computer Emergency Response Team’ adlı acil müdahale ekibi, hackerların verdiği zararları araştırmaya başlamıştı bile…

Kendilerini Online-Çete (Siber-çete) olarak tanıtan bu gruplardan LOD’da ise 1984’lere doğru bir iç karışıklık meydana gelmişti. Grup üyelerinden Phiber Optik adlı gencin klüpten atılması üzerine iş öç almaya vurdu. Kendi çevrisini toplayıp 1989 yılında faaliyete başlayan Masters Of Deception, yaklaşık iki yıl boyunca, LOD ile online savaşlar verdi. Birbirlerine üstünlüklerini kabul ettirmeye çalışan grup üyeleri, işi bir hayli abartınca FBI olaya el attı ve Phiber ve grubunu tutukladı.

1983 yılında yayımlanan War Games adlı filmde Matthew Broderick (Hollywood yıldızı), yanlızca oyun oynamak için girmeye çalıştığı üretici firmadan yanlışlıkla ordunun nükleer savaş simülasyonu sistemine giriyordu. Aynı yıl, 414 olarak bilinen grup, ABD’nin nükleer silahlarının geliştirildiği ulusal laboratuarın bilgisayarlarına sızmıştı bile.

1984 yılında, devletin karşı çıkmamasını avantaj olarak bilen bir çok grup, hacker dergileri basmaya başladı…

Tüm bunlara bir nokta koymak isteyen yetkililer, Devlet’in de online düzeneğe gelmesini mazeret göstererek, 1986’da Federal Computer Fraud and Abuse Act (Federal Bilgisayar Sahtekarlığı ve Kötüye Kullanma) adı altında bir yasa çıkardı. Tüm bu yasa açıkça belirtiyordu ki; Hackerlık büyük bir suçtu! Tabii belirli bir yaş sınırı vardı.

1988 yılında ise ilk worm (solucan) ortaya çıktı. Cornell Üniversitesi öğrencisi Robert T. Morris tarafından ARPAnet (İlk internet) üzerinde kendi kendini eşlemeye başladı. Fakat devamlı çoğalan worm’un Morris’in kontrolünden çıkması üzerine, ağa bağlı 6000 bilgisayarı etkiledi. Bunun üzerine okulundan atılan Morris, mahkeme tarafından 10.000$ para cezasına çarptırıldı.

Ayrıca ilk online casusluk; Amerika’daki bazı Hackerların ABD’deki kamu ve özel sektör sistemlerine sızarak, işletim sistemlerinin kaynak kodunu Sovyet’lerin KGB’sine satması suçuydu.

İlerleyen yıllar, hackerlığın tehlikesini de gözler önüne seriyordu. Bu vakaları kökten bitirmek isteyen FBI ve hükümet (vs.) 17 ülkede yapılan baskınlarda çok sayıda hacker yakaladı. Serbest bırakılma karşılığı birbirlerini ispiyonlayan hackerlar bu olaylardan sonra birbirlerine karşıda cephe aldılar. Bu operasyona hükümet Sundevil operasyonu demiştir. Ayrıca bu operasyonda LOD grubunun da yakalanması, siber-çete’leri ürkütmeye başladı.

1994 yılında ise hackerlığın en büyük kaçakçıklıklarından biri yapıldı. Rusyalı Vladimir Levin adlı gencin, CitiBank’ın sistemine girerek, 10 Miyon $’dan fazla parayı çaldığı söylenmeye başladı. Banka bunu kabul etmedi ve Levin’in 95 yılında Interpol tarafından Heatrow Havaalanında yakalanması üzerine olay son buldu. CitiBank eksik de olsa parasını almıştı.

Ayrca o yıllarda Hackerların sayılarının artması ile beraber, The Condor takma ismiyle bugünün ve tarihin en büyük hackerlarından olan Kevin David Mitnick yakalandı. Fakat daha sonra Kevin Poulsen’in telefon hatlarına girmekle suçlanması üzerine, ortadan kaybolarak, adaletten saklanabileceğini sandı!

1995 yılında tekrar yakalandı. Bu sefer FBI’ın suçlamaların büyüktü. Tam tamına 20 bin kredi kartı çalmakla suçlanıyordu. Daha sonra çalınmış cep telefonları ile bir vukuatı oldu. Ama kendisini yargılayan bir yasa olmamasına karşın dört yıl hapis yattı. Bu süre içinde, ne telefon, ne bilgisayar kullanabilecekti. Bu olay insanların kafasında bazı soru işaretleri bıraktı: “Mitnick FBI ajanımıydı?”, “Hükümet adına mı çalışıyordu?”.

Tüm bu olaylar, Hackerların gözünü korkutmaya yetmişti. O zamandan şimdiye kadar da Mitnick’den başka iyi bir hacker çıkmadı.

Tabii AOL’nin Hacklenmesi, DNS saldırısı gibi bazı olaylar da olmadı değil, fakat ne bu olaylar ne de bu olayları gerçekleştirenler; eskisi kadar ilgi görmedi. Ancak bir gerçek daha var ki;
Başka hiçbir hacker, Mitnick gibi benimsenmemişti…

Ayrıca kendisine The Mentor adını veren bir hackerın yayınlamış olduğu bir tezde şöyle deniliyor: “Suçum merakımdan geliyor.. Ben bir hacker’ım ve bu da benim manifestom. Beni engelleyebilirsiniz, ama hepimizi durduramazsınız…”

Not: Aldous Huxley’i şöyle demiştir: “İyi bir hacker’san, ismini herkes bilir. Ama büyük bir hacker’san kimse kim olduğunu bilmez.”

[ Alıntıdır ]

Hackerlık Tarihi yazısına ait etiketler : , , , , ,
Hackerlık Tarihi yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Hackerlık Tarihi Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.