İhtiyar adam tapu dairesinden çıkarken sevinçliydi. Kendi
kendine düşünüyordu; “-Oh. . be ferahladım. Ölümlü dünya”.
Oturduğu evin tapusunu, çocuğunun üstüne kaydettirmişti. Tapu
dairesinde çıktıktan sonra bir küçük lokantada öğle yemeğini yedi,
vakit geçirmek için parkları dolaştı. Bir parkta Cem Karaca’nın
şarkısı çalınıyordu; “Allah Yar! Allah Yar!”.
Akşama doğru eve gitmek için yola çıktı. Bir yandan düşünceler içindeydi;
Biz öldükten sonra bir sürü işlemle uğraşması gerek. Ne
diye eziyet çeksin yavrum.
Oğlunun kendisini nerdeyse zorla doktora götürüşü aklına
geldi; “-Kerata amma ısrar etmişti. Sağlığıma verdiği önem kadar,
ziyarete gelmeye de önem verse ya. ”
Bir an dalgınlaştı; “-Gerçi, gelin bizle geçinmeye çalışmıyor ama…”
derin bir nefes aldı “-Boş ver canım, ne de olsa torunlarımın annesi.
Eşine, çocuklarına iyi baksın da…” biraz da kendini teselli etmek
için söylendi …biz bu gün varız, yarın yoğuz. ”
Evine yaklaşınca yine durgunlaştı, “-Bakalım hanım ne
diyecek? Gelin gelip-gitmiyor diye biraz kırgın ama…. ” Düşünceler
içinde zili çalarken, güleryüzlü olmaya çalıştı; “-Yook, iyi oldu
canım. Biz ölünce oğlan rahat edecek, kötü mü?”
Hanımı kapıyı açtı. Gülümsemesini bozmamaya çalışarak hanımına;
Nasılsın hanım bu gün bakalım?