Eski Günler Kulübü / Dördüncü bölümEski Günler Kulübü / Dördüncü bölüm


Onu ilk gördüğümde 14 yaşındaydım. Birkaç saat önce evden kaçmıştım ve hava kararalı çok olmuştu. Sokaklarda dolaşırken bir grup pislik musallat oldu ve tahmin ettiğiniz gibi beni ellerinden o sesin ve kucağın sahibi kurtardı, adı Ayhan. Yemin ederim, daha güzel bir adam yoktur şu dünyada. Daha sıcak bakan biri de yoktur, gözleri daha mavi olan da. Saçtığı ışığın içinde omuzları böyle başını yaslama duygusu uyandıran başka bir allahın kulu da.. Abartmıyorum, bir gün karşınıza çıkarsa anında ona aşık olacağınıza bire karşı bin koyarım. Olmazsanız, gelin alın paranızı.

Benim karşıma çıktı, çıkmakla da kalmayıp kurtardı beni kötü adamların ellerinden, aynı filmlerdeki gibi. İşte beni kurtardığı o andan beri aşığım ona. Deliler gibi. Çılgınca ve tüm varlığımla. Bir an bile eksilmedi aşkım ve bir an bile karşılık bulmadı. Çünkü o zamanlar Yüce diye bir herife aşıktı Ayhan, sonra Kemal geldi, sonra Turgay, şimdi hangi allahın belası ibneye aşık olduğunu bilmiyorum, merak da etmiyorum artık… Canı istediği zaman karanlığın içinden çıkıp geliyor hayatıma, kucağına atlıyorum. Her seferinde sevdiği adama aşık bir kadın gibi dokunamamanın acısını iliklerime kadar hissediyorum ve umutsuzluğu ve çaresizliği.. Merak etmeyin, karşılıksız kalmıyor, sonuna kadar ödetiyorum ona bu acıyı..Ne var ki, hiç iplemiyor beni. Hiç iplemedi.

“Hey..her gördüğümde daha da dayanılmaz bir güzellikte oluyor bu kelebek” dedi beni sıkı sıkı sararken.
“Estetik bir dayanamama durumundan bahsediyorsun herhalde adi herif!” dedim.
Kahkahalarla güldü, “Öyle deme, kelebeklerin güzelliğine ibneler bile dayanamaz, bu istisnai bir durum” çok eğleniyora benziyordu rezil..
“Bu defa kızdıramazsın beni, pabucun dama atılıyor çünkü. Senden de yakışıklı ve etkileyici bir adamla tanıştım bugün” diye zevklenerek verdim haberi.
“Hımm, Kelebek’in etkilendiği bir adam kesinlikle çeker ilgimi. Rakip olursam alınmazsın değil mi?” diye kontur attı alçak. Sinir herif, nolucak. Eşşeklik bende. Yani bir ibneye karşı kadınca taktiklerin işlemesi olasılığı nedir ki zaten?

Pes edip Dick’i ve olayları anlattım ona, eve çıkarken birlikte. Bana azıcık kızdı, hiç tanımadığım bir adamın ayrıntılarını bilmediğim bir iş teklifini kabul ettiğim için deli olduğumu, belaları bir mıknatıs gibi üzerime çekmeme hiç şaşırmadığını, dikkat etmezsem ömrümün bir kelebekten bile az olacağını söyledi. Nutuk bittikten ve Hasibe Abla şekerli türk kahvelerimizi getirdikten sonra Dick ile Maestro’yu biraz araştırmaya karar verdik. Ayhan’ı tanıdığımda o bir sokak çocuğu idi, şimdi bir evi var ama hiç kopmadı sokaklardan. Ve bu şehirde hakkında bilgi toplamak istediğiniz biri varsa onlardan birine sormanız yeterli, eğer size yardım etmek isterlerse en fazla iki saat içinde adamın secere bilgisine vakıf olmanız işten bile değildir. Öyle çabuk ve öyle detaylı bir bilgiye ulaşırsınız ki, Mossad’ın haberi olsaydı kıskançlıktan çatlardı. Her neyse, biz karar verince, Ayhan pencereye çıkıp bir ıslık çaldı, beş dakika sonra kapıya gelen çocuğa Dick’in adını verip Bentley’i tarif ettik ve çocuk geldiği gibi sessizce kaybolurken beklemeye başladık.

Beklerken ona terlik hikayesini anlattım.Komiser Enver Beter’in turuncu terliği delil diye fişlediğini anlatırken kahkahalara boğuldu. Tanrım, böyle gülerken ne kadar çekici olduğunun farkında mı bu adam? Bir insanın bu kadar güzel beyaz dişleri olabilir mi? Başını arkaya atarken böyle öpülesi olabilir mi? Eşşek kafa, aşık olacak doğru düzgün bir adam bulamadın mı?

“Hey, yine bana öyle bakmaya başladın. Beni öldürebilirmişsin gibi..” Bundan da hiçbir şey saklanmaz.
“Sana öfkem hiç geçmeyecek biliyorsun” dedim. “çünkü sen hep ibne olacaksın.”
Ciddileşir gibi yaptı. “ ibne değil, gay.” dedi.
“Her ne haltsa” dedim.. Gülmemek için kendini tuttuğu belliydi.
“Sana bayılıyorum kelebek” dedi, “ şu öfkeli ve kırgın çocuk haline bile. Aynı seni bulduğum günkü gibi bakıyorsun”.

Bana bayılıyormuş..Buna deli oluyorum işte. Beni iplememesine deli oluyorum. Bana bayılma allahın belası, beni sevme. Bana tutul! Bir kere o Kemal denen lanet heriften bahsederken ki parıltıyı göreyim gözlerinde. Bir kere kızınmışım, kardeşinmişim, hatta canınmışım gibi değil de, kadınınmışım gibi sarıl bana! Ne olur, ölür müsün? Yok, ölmez ama yapamaz. Denemedik sanmayın. Sevişmeye kalkışmıştık bir keresinde. Gözlerimi kapamıştım, inanılmazdı öpüşü. Şu beyaz dizi kitaplarında bahsi edilen “öpüşürken onun varlığında erimek” durumunu o zaman yaşadım işte. Sonra bir an ayırdı dudaklarını, başını geriye çekti, bana baktığını hissedip gözlerimi açtım. Öyle katıksız bir sevgi vardı ki gözlerinde, kendimi yatağın öbür ucuna nasıl attığımı bilemedim.Tanrım, lanet bir duyguydu, kendimi kedi yavrusu ya da unutmabeni çiçeği gibi hissettim. İnanın bana, tutkusuz sevgi, onun muhatabı kadın için tahammül edilemez birşey..

Bunları düşünürken bakışımın cinai potansiyeli artmış olacak ki, karşımda durmaya dayanamıyormuş gibi gelip sarıldı bana. Yüzümü göğsüne bastırırken saçlarımı okşadı. Öylece, sessizce durduk bir kaç dakika..Sonra yavaşça beni uzaklaştırdı kendinden, yüzümü ellerinin arasına aldı ve o muhteşem gözlerini gözlerime dikti. Tanrım, öldür beni buracıkta!
“ hey kelebek, tozunun bulaştığı kimse, şifa bulur mu ömrünce?” dedi. Ezbere diyoloğumuzun ezbere cevabını verdim:
“ Kelebek umursamaz.”
“Umursamaz çünküüüü”
“Çünküüü, kelebek kanatlarını çırpar ve gecenin karanlığına karışarak kaybolur”
Ve o her zamanki hareket, adam avuçlarının üzerinden bir öpücüğü karanlığa üfler..

“Hey” dedim, bu havaya yüreğimin daha fazla dayanması mümkün değildi,
“Nerde kaldı senin çocuklar? Trevanian’ı bulun desek bu kadar sürmezdi.”
“İlginç gerçekten, iki saati geçti” derken Ayhan zil çaldı. Kapıyı birlikte açtık, apartmanın holünde duran çocuk şaşkın şaşkın kafasını kaşıyordu.
“Ayhan Abi, adam hakkında hiçbirşey bulamadık.”
“Nasıl yani, sahte bir isim mi vermiş?”
“Yok abi, Atilla Kutbay diye bir adam var.Yani, onu öyle biliyorlar, Ama kim olduğuna dair hiçbir bilgi yok,ne resmi kayıt, ne aile, ne geçmiş, hiçbirşey. Daha ilginci de var.”
“Nasıl?”
“Bücür Hasan bir senedir peşindeymiş bu adamın. Öldürmek için. Onu da hakkında hiçbir şey öğrenemediği bir herif tutmuş. Çok para vermiş, bir o kadar daha iş bitince vereceğini söylemiş. Sonra kaybolmuş.”
“Eeee?”
“Bücür Hasan bir yıldır uğraşıyormuş. Adam her seferinde ellerinden kurtulmuş. Arabayı takip edemiyorlarmış, kır saçlı bir şöför mutlaka atlatıyormuş bunları. Vazgeçecekmiş aslında Hasan, ama artık onur meselesi yapmış.”
“ Evi damı yok muymuş bu adamın, Hasan’ın adamları bulamamış mı?”
“Bırak evi, hiçbirşey bulamamışlar abi. Adam arada bir Beyoğlu’nda görünüyor, sonra ortadan kayboluyormuş, yer yarılıp içine girmiş gibi. Zaten bu yüzden sinir sahibi olmuş Hasan, adamlarına küfredip duruyormuş.”
“Peki ufaklık. Yine de gözünüz açık olsun. Şu Hasan’ı tutan herifi de bir araştırın bakalım.”
“Tamam abi. Yalnız yenge dikkatli olsun.”
“Nerdeee” dedim.
“Nasıl yenge?” dedi çocuk.
Güldü Ayhan. “Boşver sen onu, zevzeklik yapıyor. Hadi git, herkese teşekkür et tarafımdan.”

“Bak kızım, bu iş pis kokuyor, tehlikeli olabilir.” dedi Ayhan kapıyı kapatıp arkasını dönerken.
“Eh, olacak tabii, biçki-dikiş hocalığının bile bir riski var hayatta” dedim.
“Dalga geçme. Hasan pisliğin tekidir, sen de bilirsin. Ona bulaşmasan iyi olur” dedi.
“Boşversene” dedim. “cürmü kadar yer yakar. Hasan’ı takmıyorum, onu tutan herif ilginç geldi bana”
“Biraz daha araştıralım bakalım, çıkar kokusu” dedi Ayhan.
“Yarın Dick’le buluşacağım, nasıl olsa anlatacak birşeyler. Bekleyelim, görelim.Zevkli bir iş olacağa benziyor.”
“Hay zevkine” dedi.
“biliyorsun” dedim, “Zevk almak bir yetenek sorunudur.”
Bu kız adam olmayacak bakışıyla baktı, “Pekala, sadece dikkatli ol” derken sigara paketini çıkardı, bana da verdi bir tane. Çakmak sesiyle birlikte Hasibe Abla’nın salona dalması ve elimden sigarayı alması bir oldu.

“Of Hasibe abla yaa, of yaa.. Sensörlerin mi vardır nedir, bi kere de içeyim şunu rahat rahat yaa” diye sızlandım. Hep böyle yapar bu. Ajanız diyoruz, bir sürü adam dövüyoruz, şu kadının karşısında bir çocuk kadar hükmümüz yok! Ayhan’a ters ters bakıp sigarayı geri paketine tıkarken klasik manisini söyledi Hasibe Abla:
“Nedir? Parasını tekel alır, dumanını yel alır, derdi de sana kalır!” dedi.
“Budur” dedim,içimi çektim, Ayhan’a bir öpücük verip uyumaya gittim.

Tabii continued

Eski Günler Kulübü / Dördüncü bölüm yazısına ait etiketler : , , , , ,
Eski Günler Kulübü / Dördüncü bölüm yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Eski Günler Kulübü / Dördüncü bölüm Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.