Eski Günler Kulübü / Beşinci bölümEski Günler Kulübü / Beşinci bölüm


Elbette rüyamda Ayhan’ı gördüm. Yok,beni bu gece ziyarete gelmesinden dolayı değil.. Onu tanıdığım günden beri, yani 12 yıldır, her gece görürüm Ayhan’ı düşümde. Zaten düş tarihim, ona rastladığım gün başladı. Daha önce rüya gördüğümü hiç hatırlamıyorum. Bilmiyorum, bu ya bir büyü, ya da böylesi romantik geldiğinden bilinçaltım uydurdu bu yalanı.

Onu tanıdıktan sonraki ilk uykumda, ilk düşümü görmüş, ve Beyoğlu’nun arka sokaklarından birinde, Ayhan’ın bana yastık yaptığı omzunda uyanmış, yeni hayatına başlamanın heyecanlı korkusunu midesinin tam ortasında duyumsayan bir çocuk olarak, bu rüyadan güç almak için sanırım, bulduğum bir gazete sayfasının kenarına kaydetmiştim ilk düş-hikayemi. Düş tarihi 0001. Ertesi sabah, ikinci hikaye, sonraki sabah üçüncü. Bugün, düş tarihi 4229’dayım, 9999. düşümü kaydettikten sonra, o günün gecesi, öleceğim. Bunu biliyorum.

Bu defaki düşte, Ayhan üzgündü. Daha önce hiç görmediğim ama aileme ait olduğunu bir şekilde bildiğim bir evde bir parti veriliyordu. Çok büyük, çok şaşaalı döşenmiş bir evdi bu, güya 19. yüzyıldaymışız, burası Kislovotsk şehriymiş(sabah uyandığımda atlasa bakmalıyım), bu parti ile benim çarın ordusundan bir subayla nişanımın ilan edilişi kutlanıyormuş. Üzerimde turkuaz rengi bir tuvalet var ve elbisemle aynı renkte gözleri olan bu adamdan hoşlanmıyorum. Adamın eli, gücünü bana hissettirmek istermiş gibi sürekli kolumu sıkıyor ve yanağındaki kas seyriyor. Huzursuz bir şekilde etrafıma bakınıyorum, onu görünce seviniyorum, içim rahatlıyor. Fakat beni uzaktan izleyen Ayhan’ın sevinçli bir hali yok, aksine gözlerinde büyük bir acının bulutu var. Kalabalığı geçip yanıma gelmek için herhangi bir gayret göstermiyor, sadece üzüntüyle bakıyor bana. Bir garson görüş alanımı kapatıp bir tepsi uzatıyor bana, Tepside kristal bir kadehte şeffaf bir sıvı var, “için hanımefendi” diyor garson, bardağı alırken garsonun yüzüne bakıyorum, tanrım bu Dick! Önümde eğilir gibi yapıp fısıldıyor: “hemen kaçmalısın burdan, hemen!”

İçimde büyük bir sıkıntıyla uyandım, daha hava karanlıktı. Düş tarihi defterimi alıp kaydettim rüyayı. Bunu yapmayı çok önemsiyorum, çünkü sanırım 800 küsuruncu düşteydi, bu düşlerin bir işaret olduğunu kavradım bir gün. Hiçbirşeyi açıklamıyorlardı, ama olacaklar hakkında küçük ipuçları veriyorlardı bana. Ajanlık yaşamımda çok işime yaradı bunu farketmem, hem çözmem gereken olaylarda yardımcı oldular, hem de defalarca hayatımı kurtardılar bu minik işaretler. Bu sefer ne demek istediklerini düşünmeyi dick’le randevumun sonrasına bırakıp tekrar kapadım gözlerimi. Bildiğim birşey varsa, olacakların Ayhan’ın hoşuna gitmeyeceği idi.

Tekrar uyandığımda saat bire geliyordu. Yatağın içinde doğrulup oturdum. Biraz kendime gelip etrafıma bakındığımda, komodinin üstünde eciş bücüş bir yazı ve büyük harflerle yazılmış notu farkettim. Hasibe Abla, Ayhan’la birlikte kahvaltıya Neşe’ye indiklerini bildiriyor, uyanınca oraya gitmemi buyuruyordu. Biliyor musunuz, Hasibe Abla sadece büyük harflerle yazabilir. Okuma yazma kursunda küçük harflere yetişememiş, kayınpederi erkekler de geliyor, namahrem olur diye almış onu kurstan. Hikaye ilginçtir, anlatayım size baştan.

Şimdi bu Hasibe Abla’yı 13 yaşında evlendirmişler. Öyle ki, 16’sına geldiğinde, biri eteğinde biri kucağında iki çocuğu varmış. Akşamüstleri kaynanasıyla evin önündeki merdivenlere oturup erkeklerin gelişini beklerlerken en çok sokakta ip atlayan kızlara özenirmiş Hasibe Abla. Hatta, bi punduna getirirse, kaynanasından gizli sokaktaki çocukların arasına karışır, iki üç zıplarmış, yakalanırsa karagözlüsüne şikayet edilip dövdürülme tehlikesine rağmen.

Neyse, karagözlüsü de çok genç tabii, yirmisine gelince hemen almışlar bunu askere. Bizimki mektup yolu gözlemeye başlamış. Başlamış başlamasına da, okuma yazma yok, okuyamıyor kocasından gelen mektupları, hadi muhtarın oğluna okuttu diyelim, cevap yazamıyor. Yazdırsa da utancından istediği lafları söyleyemiyor. En ağırına giden de, karagözlüsüne “karagözlüm” diyememek ar belasına. Sonunda karar vermiş, gitmiş saman kağıdından bir defterle bir kurşunkalem almış köyün bakkalından, dikilmiş kaynatasının karşısına, “bana okuma yazma öğret” demiş. Kaynatasının da elifi mertekten ayırabildiği yok ya, serde erkeklik var, söyleyemiyor, “höst” demiş, “kıyamet alameti” demiş, bizimki laftan anlamayınca kızılcık sopasıyla dövmüş, ama vazgeçirememiş gelinini. Kadın illa karagözlüm yazacak. Yememiş içmemiş Hasibe Abla, sonunda sütü kesilince açlıktan, oğlan torun kavruk kalacak korkusuna, o sıra açılan okuma yazma seferberliği kursuna göndermişler bunu. Fakat kayınpeder kahvedeki laflara bir hafta dayanabilmiş, sonra almış gelini kurstan. Neyse ki Hasibe zehir gibi, görüp göreceği bir haftalık ders ama, sökmüş alfabeyi, küçük harflerle noktalama işaretlerine yetişemese de karagözlüm yazmayı öğrenmiş.

Hasibe Abla’nın notunu dikkate almamaya karar verdim, çabucak giyinip Eski Günler Kulübü’ne yollandım. Kahvaltı yapacak halim yoktu, üstelik Zeki ile biraz laflayıp Ayhan’ı aklımdan çıkarabilmeyi umuyordum.

Zeki öğlenin bu saatinde beni karşısında görünce biraz şaşırdı, ama önce sesini çıkarmadı. Bana kahvaltılık bir içki hazırlamasını söylediğimde tek kaşını kaldırdı, hazırladığı bebek mamasını dikip yeterince sert bulmadığımdan Selo’nun white horse şişesine uzandığımda ise sordu:
“Ayhan mı geldi?”
“Senden de birşey saklanmıyor” diye cevap verdim.
“Bu adam yaramıyor sana” dedi.
“Adamın suçu yok” dedim, “bunu tamamen kendi başıma beceriyorum”
“aferin” dedi. “itinayla hayat kaydırılır, imza kelebek”
“yok be Zeki” dedim, “sonuçta, her yol roma”
“nasıl yani?” diye sordu.
“Yanisi” dedim, “ Hani, her genç kızın rüyası, bir nevi zetina dikiş makinası”
viskiyi diktim, “ ne olursan ol, sonunda bu kadar basitsin işte. Bilincimizin tee altına süpürdükleri şey bu. Biz çıkalım kerevetine hayali. Hep bunun peşindeyiz.”
“güzel konuştun” dedi. Bir viski de kendine doldurdu. Çin çin yaptık, ayılabilecek zamanım kalıncaya kadar içmeye kararlıydım..

Eski Günler Kulübü / Beşinci bölüm yazısına ait etiketler : , , , , ,
Eski Günler Kulübü / Beşinci bölüm yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Eski Günler Kulübü / Beşinci bölüm Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.