Bilmemek-Ahmet AltanBilmemek-Ahmet Altan


Duygularınız sizindir, saklıdır, kimsenin müdahale edemeyeceği bir biçimde
>size aittir, oradaki her değişiklik yalnızca sizinle ilgili bir keder ya da
>sevinç yaratacaktır ama hayatınız başkalarının da içinde dolaştığı,
>başkalarının da kendine bir yer bulduğu, açıkça görülen, izlenen, müdahale
>edilebilen, oradaki her değişiklikle başkalarının da yaralanabildiği bir
>duraktır.
>Vitrinlerindeki mankenleri çırılçıplak soyulmuş, demir parmaklıkları
>indirilmiş ışıksız dükkanların iki yanına dizildiği, apartman kapılarının
>sıkısıkıya kapatılmış olduğu, köşebaşlarında çöplerin biriktiği Şişli’nin
>arka sokaklarından bir gece vakti, korkmayı bile unutarak, aşk acıları
>içinde ağlayarak geçtiğim o gece on yaşlarındaydım herhalde.
>Erken gelen bir özgürlük merakıyla tek başıma gittiğim, gazoz ve toz kokulu
>Tan Sineması’nda seyrettiğim filmdeki siyah gözlü kıza aşık olmuştum.
>Ama aşktan ağlamıyordum.
>Kızın adını öğrenemediğim için ağlıyordum, onun kim olduğunu
>anlayamamıştım.
>Adını bilmediğim için onu hayallerimin arasına alamıyordum.
>Hayallerime alamadığım için hayatıma da alamamıştım.
>Aşıktım ama aşık olduğum, kendisine ruhumda yer açtığım bir kadına
>hayatımda bir yer açmam, onu hayatımın bir yerine, hayallerimde de olsa,
>yerleştirmem mümkün olmuyordu.
>Şimdi büyüklere çok manasız geleceğini bildiğim ama bir çocuğu gerçek bir
>acıyla acıtan o ani aşkı yaşarken; duygu dünyandaki yeri bu kadar açık ve
>kesin olan birinin hayatındaki yerini bilememenin, ona hayatında bir yer
>bulamamanın nasıl yakıcı bir sızıya dönüşebileceğini galiba ilk o gece
>sezdim.
>O gece, o kıza hayatımda bir yer bulamamamın nedeni hayal eksikliğindendi,
>hayal kuramamıştım.
>Daha sonraları, duygularla hayat arasındaki çatışmaların, yalnızca hayal
>eksikliğinden kaynaklanmadığını; insanın varlığını oluşturan duygularıyla
>düşünceleri ve bu ikisini birden kapsayan hayatı arasındaki
>belirsizliklerin, bunların arasındaki, açılması bazen imkansız olan
>kapıların tahminimden çok daha fazla olacağını görecektim.
>Okuduğum kitaplardaki kahramanların çoğu da, duygularındaki
>belirsizliklerden değil, duygularıyla hayatları arasındaki belirsizlikten
>acı çekiyorlardı.
>Sevdiklerine duygularında ve hayallerinde bir yer bulsalar bile
>hayatlarında bir yer bulamıyorlardı.
>Sanki duygularımızda çok keskin ışıklarla aydınlanmış, parlak ve canlı
>duran biri, hayatımızda, sırf parlaklığından dolayı yer bulamıyordu, onu
>hayatımıza yerleştirmek için birçok ışığın yerini değiştirmemiz, bazı
>ışıkları söndürmemiz gerekeceğinden karar verirken duralıyorduk.
>Ve soruyorduk kendimize:
>- Onun duygularımdaki yerini biliyorum ama hayatımdaki yeri neresi?
>Bu cevaplandırılması tahmin edilenden daha zor bir soru.
>Çok sevdiğiniz, çok değer verdiğiniz bir insanı hayatınıza almak
>istediğinizde, onu hakettiği yere yerleştirebilmek için, onun kadar ya da
>ona yakın değerde bir başka şeyi hayatınızdan çıkarmak zorunda kalırsınız.
>Bir vakitler İngiltere kralı, halktan bir kadına aşık olup da kendine bu
>soruyu sormak zorunda kaldığında, ‘onun yeri hayatımın merkezi’ cevabını
>vererek, sevdiğini hayatına yerleştirebilmek için krallık tacını hayatından
>çıkartıp atmıştı.
>Ama o kralın yeğeni, aynı soruya amcası kadar güçlü ve açık bir cevap
>veremedi.
>Hayatından hiçbir şey çıkaramadığından, gerçekten aşık olduğu kadını
>hayatına alamadı.
>Amca kral, kadınını, yeğen prensin kadınını sevdiğinden daha çok seviyordu
>diye bir sonuç çıkarmak hemen mümkün mü tam bilemiyorum.
>Ya da prens taca amcasından daha düşkündü demek gerçeği açıklamaya yeter
>mi, ondan da emin değilim.
>Prens sevdiği kadın için tacı hayatından çıkarmaya karar verse, bu kararla
>birlikte sadece müstakbel tacını değil büyük bir ihtimalle annesinin
>mutluluğunu ve güvenini, babasının oğluyla ilgili beslediği hayalleri de
>hayatından çıkarmak zorunda kalacaktı.
>Belki buna gücü yetmedi, belki annesini mutsuz görmeye dayanamayıp kendi
>mutluluğundan vazgeçti, ki insanın kendi mutluluğundan bir başkası için
>vazgeçmesi de tacından vazgeçmek kadar, hatta bazen ondan da zor olabilir.
>Mutluluğundan mı yoksa tacından mı vazgeçen daha büyük bir fedakarlıkta
>bulundu, buna kim kolayca cevap verebilir.
>Tek bilebileceğimiz, ‘duygularımdaki yerini bildiğim bu insanın hayatımdaki
>yeri neresi’ sorusuna cevap vermenin sanıldığından daha güç olduğudur.
>En sıradan insanın bile öylesine karmaşık ve kalabalık bir hayatı vardır
>ki, o hayatın içinde yeni birisine yer açmak daima birilerini huzursuz
>edecek, birilerinin canını yakacaktır.
>Bir mutluluk büyük bir ihtimalle bir başkasının mutluluğu karşılığında
>satın alınacaktır hayattan.
>Bir başkasının mutluluğu pahasına elde edilecek bir mutluluk, bir sızı, bir
>pişmanlık, bir keder bırakmayacak mıdır sizde, mutluluğunuz, karar
>verdiğiniz anda başkasının kederiyle yaralanıp eksilmeyecek midir?
>Bir başka insana duygularınızda yer bulmak, ona hayatınızda bir yer
>bulmaktan daha kolaydır.
>Duygularınız sizindir, saklıdır, kimsenin müdahale edemeyeceği bir biçimde
>size aittir, oradaki her değişiklik yalnızca sizinle ilgili bir keder ya da
>sevinç yaratacaktır ama hayatınız başkalarının da içinde dolaştığı,
>başkalarının da kendine bir yer bulduğu, açıkça görülen, izlenen, müdahale
>edilebilen, oradaki her değişiklikle başkalarının da yaralanabildiği bir
>duraktır.
>Hayatınızdaki her kıpırtı birçok insanı da kıpırdatır.
>Kıpırdamadığınızda ise acı çeken siz olursunuz, bir de sizin duygularınızda
>yer alıp da, hayatınızda yer almayı bekleyen insan.
>Hayatınızdakileri kıpırdatmayıp onları acıdan kurtarırsanız, kendinizi ve
>sevdiğinizi acıtırsınız, kendinizi ve sevdiğinizi sevindirip hayatınızı
>yeniden düzenlediğinizde başka birilerini.
>’Duygularımdaki yerini bildiğim insanın hayatımdaki yeri neresi’ sorusunu
>sorduğunuzda, bunu sormak zorunda kaldığınızda, bir acının bir yerde
>kımıldanmaya başladığını hissedersiniz kaçınılmaz olarak.
>Ben on yaşındayken ismini bilmediğim bir kadına ansızın aşık olup da, onu,
>adını bilmediğim için hayallerime ve hayatıma alamadığımda ağlamıştım
>sokaklarda.
>Sonra, adını bildiğim, hayallerime aldığım ama hayatımdaki yeri neresi
>sorusuna bir cevap bulamadıklarım için ağladım.
>Duygularınızdaki yerini bilirsiniz bir insanın.
>Ama onun hayatınızdaki yerini bilmek…
>Bu zordur.
>Vereceğiniz cevap, bu cevap ne olursa olsun, ıssız ve karanlık bir sokakta
>ağlayan bir oğlanın çektiği acının nasıl bir şey olduğunu size gösterir.

Bilmemek-Ahmet Altan yazısına ait etiketler : , , , , ,
Bilmemek-Ahmet Altan yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Bilmemek-Ahmet Altan Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Gizlemek istediğiniz kodları buraya koyabilirsiniz. Örneğin sayyac kodu koyup ikonun görünmemesi için bu kodu koyabilirsiniz.