Genç Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında ve Kurtuluş Savaşı için başlama gongunu çaldığında ne arkasında donanımlı, tam teçhizatlı bir ordu, ne bir büyük rütbe, ne bir dini sıfat, ne de tonlarca külçe altın vardı. O yalnız bu büyük manevrayı beraber örgütleyeceği halkına güveniyordu. Onlarla beraber adım adım, tırnaklarıyla toprağı kazarak, tarihin akış yatağını değiştireceği unutulmaz hamleleri hazırlayacaktı.
Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919′dan Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihine kadar geçen o kısa sürede halkıyla beraber yükseldi ve onlarla birlikte tarih yarattı. Cumhuriyet’in kurulması yolunda seve seve canını veren bu isimsiz kahramanlar halkın ta kendisiydi.
Cumhuriyet’in temel harcını koyan bu insanlarla Mustafa Kemal arasında oluşan bu güven ve dayanışma paha biçilmez bir zenginlikti. Belki bu yüzden de Ulu Önder dünyada başka hiçbir devrimcinin girişemeyeceği boyutta değişimleri inanılmaz kısa sürede yaşama geçirmeyi başardı. Kıyafet Devrimi, Harf Devrimi, Medeni Kanun, Anayasa bu inanılmaz atılımın ilk akla gelen öğeleri oldu. Zaten Mustafa Kemal her kararını, her eylemini, her devrimini de kurduğu mecliste halkın temsilcileriyle tartışarak, oylayarak, demokratik olarak kabul ettirerek gerçekleştirdi. 2. Cumhuriyetçilerin iddia ettiği gibi hiçbir atılım tepeden inme ve zorlamayla olmadı.
“Fuad, eğer matematiğin üzerinde durduğum kadar şiir ve resmin üzerinde dursaydım, Harbiye’de dört duvar arasında kapanıp kalmazdım. Mehtaplı gecede okuldan kaçıp buraya gelir ve şiir yazardım. Sabahleyin ortalık aydınlanır aydınlanmaz da resim yapmaya başlardım”
Lord Kinross’un kitabından yaptığımız bu alıntı, Mustafa Kemal’in her şeyden önce bir birey olarak sanata ne kadar yakın durduğunu bize en iyi anlatan verilerden biridir. M. Kemal içinden çıktığı Osmanlı İmparatorluğu’nun düşüş nedenleri arasında kültürel temele dayalı olanları çok iyi görmüştür. “600 yıllık Osmanlı döneminin son 300 yılı yenilgi ve çöküntülerle geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıl boyunca egemenlik kurması hep onun büyük örgütlenme gücünde ve hukuk düzeninde görülür. Ama Osmanlı’nın o görkemli fütuhat döneminde Avrupa’nın ortaçağ düşüncesi içinde olduğu, yani Osmanlı karşısında güçsüz kaldığı düşünülmez; Rönesans’la birlikte Avrupa uyanıp bilim, sanat ve teknik alanda büyük ilerleme yaparak güçlenince, ona ayak uyduramayan Osmanlı Devleti’nde de yenilgi ve çöküntüler başladığı nedense görülmez. Avrupa’da bilimsel düşünüş daha önce başlamış olsaydı, o ‘mükemmel teşkilat’ işe yarar mıydı acaba? Avrupa’nın teokrasi içinde olması yüzünden bilimsel düşünüşü gerçekleştirememesi ve bilimin gelişmemiş olması Osmanlı fütuhatlarına karşı durmasını engelleyip geciktiriyordu. Ancak yeniden doğuşla birlikte uyanan Avrupa, bilimsel kültürel gelişmesiyle Osmanlı egemenliğini kırabilmiştir”.[1]
M. Kemal her şeyden önce büyük bir asker, devlet adamı, diplomat olmanın ötesinde, büyük bir kültür devrimcisi ve gerçek medeni bir ‘rafine sanatsever’, mükemmelliyete erişmiş bir ‘Aydınlanma Dehası’dır. Hayatının her noktası ve vücudunun her zerresiyle Atatürk ömrü boyunca her fırsatta sanata ve sanatçıya yakınlığını en açık şekilde ortaya koymuştur. 1919′da Ankara’da yerleştiği bağ köşkünün oturma odasında Molteke’nin alçıdan bir büstü ve Bonaparte’ın aynı büyüklükte yarım bir heykeli vardır. Kendisi cephede bile her fırsatta Alphonse Daudet, Rousseau ve Tevfik Fikret gibi birçok Türk ve yabancı yazarı okuyacak kadar kendini edebiyatla ve kitaplarla geliştirmeye açık tutmuştur. Ayrıca, hangi zor şartlar içinde yaşarsa yaşasın, Mustafa Kemal daima bulunduğu ortamın en şık giyinen insanı olmuştur. Adeta bir moda tasarımcısı veya bir karizmatik manken gibi iddialı ve temiz giysilerini taşır. [2]
Sürekli olarak kütüphanesi ve ansiklopedileri, dil kitapları ile kendini geliştirmesi, dansı ve güzel içkileri, sohbeti sevmesi onu bir yaşam artisti haline getirmektedir. Paris, Berlin, Viyana ve Sofia’da bulunmuş olmak, ileri uygar toplumların yaşayış stilini yakından görmek, Mustafa Kemal’de büyük bir imrenmeyle beraber, bu toplumların seviyesini Türkiye’de aşma arzusu yaratmıştır.
Dolayısıyla Alman şehirci Jantsen’i getirterek Ankara’ya çağdaş bir görünüm veren M. Kemal, ayrıca daha Cumhuriyet’in ilanından bile önce, 1 Mart 1923′de bu konuda hedeflerini ortaya koymuştur: “Vatanın önemli merkezlerinde modern kitaplıklar, konservatuvarlar, müzeler, güzel sanatlar sergileri kurmak, bütün ülkeyi basımevleri ile donatmak”.
Bu önemli karar lafta kalmadı ve uygulamaya hemen geçildi. Sonucunda da 1923′de Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi kuruldu, bunu Antalya, Bursa ve Edirne Arkeoloji müzeleri izledi. 1 Nisan 1924, Topkapı Sarayı eşyaları ile müzeye çevrildi. 24 Kasım 1934′de Ayasofya, 1925′de Eski Şark Eserleri Müzesi, 1926′da Konya Mevlana, Tokat, Amasra ve Sinop Müzeleri, 1927′de İslam Eserleri Müzesi, İzmir, Sivas, 1929′da Kayseri, 1931′de Afyon Müzesi, 1934′de Efes, Diyarbakır, 1935′de Manisa, Silifke, Isparta, 1937′de Dolmabahçe Sarayı’nın bir bölümü Resim ve Heykel Müzesi olarak düzenlendi.
Oldukça tutucu bir yapıda olan o günkü toplum yapısını çağdaşlaştırmaya gayret ettiği günlerde, ilk meclisinde bir hoca mebus “Bu asri kelimesi ne demektir?” diye sorunca, reis yerinde bulunan Mustafa Kemal “Adam olmak demektir hocam, adam olmak” der.
Birçok ressamla tanışmış, onlarla yakın dostluklar kurmuştur. “Büyük Sanatçı” olarak nitelediği İbrahim Çallı’yı defalarca sofrasına davet etmiştir. Mihri Müşfik hanım ise, en sevdiği portresini yapan ressamdır.
M. Kemal sanatçının neyi nasıl yapması veya yapmaması konusunda hiçbir baskı veya tavır koymaz. Onun kafasındaki sanatçı, tabii ki dokunulmazlığı olan ve her şeyden önce özgür olan bir yapıdadır. Bir istisna anektodu ise şudur: Bir Yunanlı’nın göğsüne süngüsünü saplayan Mehmetçik’i betimleyen bir tablonun kendisine gönderilmesi üzerine “Kapatın ve kaldırın şunu… Ne iğrenç bir manzara, gönderenin şaşarım aklı perişanına” diye tepki gösterir.
O bir sanat eserinin bile uluslararası dostluklara ve barış kavramına karşı gelmesine müsamaha gösteremeyecek kadar temiz ve tutarlı bir çizgide kalacaktır.
Cumhuriyet’in 10. Yılı’nda Anadolu’ya “Yurt Gezileri” adı altında ressamlar gönderilir. Yapılan resimler, Ulus’ta 1947 yılında yanan Eski Maarif Vekaleti binasının çatı katında “Türk İnkılap Sergisi” adı altında sergilenir. Açılışı bizzat kendi yapar. Saatlerce sergide kalır. Tüm resimleri dikkatle inceler. Sergide Çallı İbrahim de vardır. O’na “Efe hiç böyle örtü üzerine oturur mu” ya da “Nerede bu üçünün (efelerin) atları?” gibi sorular yöneltir. Aslında sanatçıların işlerine hiç karışmaz.[3] Amaç, onların şevkle çalışmasıdır. Sergilerdeki yapıtların alınması için çevresine önerilerde bulunur.
O’nun yarattığı yeni Ankara, sanatçıların uğrağı olur ve sonunda 1929′lardan bu yana bu yeni bozkır kentine yerleşmeye başlarlar.[4] Atölyelerin harıl harıl çalıştığı görülür. Yabancı heykelciler de çağrılır.[5] Yarışmalar düzenlenir. Binalara sanat yapıtları girmeye başlar. Cadde ve meydanların heykellerle donandığı görülür. Sanat sergileri başkentte birbirini izler.
Bütçesi 198 milyon iken, 1927′de 4. Ankara Sergisi’nde “Maarif Vekaleti”nin aldığı 34 tablo karşılığı 2300 TL. ödenmiştir. Bugünkü bütçeyle oranlarsak 2 trilyon eder. Ülke, savaştan çıkalı henüz 5 yıl olmuştur.[6] Bunu günümüzün sanata ve sanatçıya tek kuruşluk bir katkı yapmaktan kaçmak için olmadık kılıflara bürünen çağdaş (!) devlet anlayışı ile Büyük Önder’in tavrını kıyaslayabilir misiniz?
Atatürk’ün özel ilgi alanlarından birisi de arkeoloji olmuştur. Türk kültür varlıklarının kazılarla gün ışığına çıkarılması, korunup sergilenmesine, tarih için bir belge olarak kullanılmasına büyük önem vermiştir.[7] Alacahöyük, Eti Yokuşu gibi kazılara bizzat katılmış, tiyatro, müzik, Karagöz, halkoyunları gibi güzel sanatların bütün alanlarıyla yakından ilgilenmiştir.
Tiyatroya ve sinemaya verdiği önem de son nefesini verdiği yıla kadar hep gündeminde kalmıştır. Muhsin Ertuğrul, Bedia Muvahhit gibi isimlerin birçok oyununu takip eden Atatürk, sinemanın da parlak geleceğini keskin zekasıyla en başında tespit etmiştir:
“Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini tanımalarını, sevmelerini temin edecektir. Sinema, insanlar arasındaki görüş ve düşünüş farklarını silecek; insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu ehemmiyeti vermeliyiz…”
Cumhuriyet’in kurulduğu yıl, 1923′de Bursa’da yaptığı bir konuşmada, kelimelerin üstüne basa basa heykelin ülkenin sanatla olan ilişkisindeki yerini vurgulamış, dinimizin canlı tasvir yapmaya ve heykel dikmeye karşı olduğunu öne sürenlerin yanılgı içinde bulunduğunu vurgulamıştır:
“Dünyada medeni, ileri ve olgun olmak isteyen herhangi bir ulus, mutlaka heykel yapacak ve heykeltraş yetiştirecektir. Anıtların şuraya buraya tarihi anılar olarak dikilmesinin dine aykırı olduğunu iddia edenler, din hükümlerini gerektiği gibi araştırıp incelememiş olanlardır. Bir ulus ki resim yapmaz, bir ulus ki heykel yapmaz, fennin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli o ulusun ilerleme yolunda yeri yoktur. Halbuki ulusumuz, gerçek araçlarıyla ve ileri olmaya layıktır ve olacaktır” tezini büyük bir ustalık ve ciddiyetle ortaya koyan Atatürk, fikir hareketlerini sistemleştirmiş ve sanatı başlıca görevleri arasına almıştır.
3 Mart 1924′de çıkarılan üç yasayla (Halifeliğin kaldırılması, Din işleri ve Evkaf Başkanlığı’nın kaldırılması, Eğitim ve Öğretim Birliği) ulusun önünü açan M. Kemal’in girişimleriyle, 1931′de Türk Tarih Kurumu, 1932′de Türk Dil Kurumu kuruldu. Üniversite reformu 1933′da yapıldıktan sonra 1936′da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi ve Devlet Konservatuvarı da hayata geçebildiler.
Bu 1924 tarihli üçlü yasanın en önemlisi “Tevhid-i Tedrisat” yani “öğretmi birleştirme” yasasıydı. Mustafa Kemal eğitim için “Eğitimdir ki bu ulusu ya özgür, bağımsız, ünlü ve yüce bir toplum olarak yaşatır, ya da tutsaklığa sürükler” demişti. Özellikle Hasan Âli Yücel’in bakanlığı döneminde eğitimde birçok hamle yapıldı. 17 Nisan 1940′da Köy Enstitüleri Yasası devreye girdi. Ülke, 21 eğitim bölgesine ayrıldı ve biner öğrencilik yatakhaneli, eğitim, kültür ve sporu ön plana çıkaran aydınlık siteleri kurulmuş oldu. Köy Enstitüleri ve Halkevleri genç Cumhuriyet’in yüz akı oldular. Edebiyat, resim, folklor, el işleri ve her türlü sanatsal faaliyet yurdun her noktasından başlayarak vatandaşların buluşup beraberce kendilerini geliştirebildikleri kültürel kozalar haline geldi.
Şayet Köy Enstitüleri ve Halkevleri büyüyerek varlıklarını sürdürebilselerdi bugün çağdaş sanat, jazz, klasik müzik, dünya edebiyatı gibi konular herhalde 3-5 milyonun değil, 30-40 milyonun ilgi alanı içine girerdi. Türkiye’nin yetiştirdiği dünyaca ünlü sanatçı sayısı çok daha fazla olurdu. Ve toplum bugün olduğu gibi medyanın dayattığı yoz bir kültür anlayışına esir düşmezdi.
İstememesine karşın kendi heykellerinin dikilmesine izin vermesi, heykel ve resim yapmanın günah olduğu düşüncesindeki bir toplumun yaşamına sanatı sokma amaçlarından biri olarak değerlendirilmelidir.[8] O tutucu ortamda meydanlara anıt diktirebilmenin anlamını, heykellerin kırıldığı ve kaldırıldığı, sanatın içine tükürenlerin ülkeyi idare eder duruma geçtiği bugünkü ortamda daha iyi kavrayabiliyoruz.
Ne de olsa sonuçta sanatla ilgili en meşhur sözleri, “Efendiler, herkes mebus olabilir, başvekil olabilir ve hatta reisicumhur olabilir ama sanatkar olamaz, sanatkar el öpmez, eli öpülür” “Sanatkar, cemiyette uzun ceht ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hissedendir” ve “Sanattan uzaklaşmış bir toplumun en önemli hayat damarlarından biri kopmuştur” gibi iddialı olanlardır.
Tutuculuğu yenmek için kendi karizmatik görüntüsünü “kullanıma açmaya” izin verecekse, bu fazlasıyla değer ve “amacına hizmet eden” bir ödündür!
Umalım ki 21. yüzyıldan itibaren bu ülke, artık geçen yüzyılda başaramadıklarının acısını içinde taşıyarak sanata hizmet etmeyi gerçek anlamda içinde hissederek sorumluluk alan yeni devlet adamlarıyla tanışsın.
Yine umalım ki, sahte demokrasi yorumlarıyla Mustafa Kemal’e sinsi düşmanlıklar planlayan kimi medyatik yazarlar çizerler de bugün sanat ve yazın alanında kullandıkları tüm özgürlükleri büyük öndere borçlu olduklarını anlasınlar ve şer odaklarının küçük maşaları olmaktan vazgeçsinler.
bence çok güzel tebrik ederim
iğrenç çünkü uzun şunu daha kısa yapsanız olmazmı zaten ödevimi yapıcak siteyi bir türlü bulamadum bunun özetini yapın lütfen rica ederim sitenizi yine ziyaret edicem merak etmeyin
azcık daha kısa yapsanız olmazmıydı be niye bu kadar uzn yaptınız ödevimi nerden yapcam ben şimdi?
ATATÜRKÜN GÜZEL SANATA VARDİĞİ ÖNEMİN ÖZETİ YOKMU
harika ama uzunnn.
daha kısa ve öz olursa memnun olurum.ödevlerde daha yardımcı olur.saygılarımı arz ederim…
bence bu yazı çok güzel olmuş.ama daha değişik şeylerde eklene bilirdi
çok uzun çok ben internetten özeti diyegirdim bunasıl özet hayret vallahi
YA BENDE ATATÜRKÜN GÜZEL SANATLARA VERDİĞİ ÖNEMİ ARIYODUM.AMA ÇOK UZUN LÜTFEN ONUN ÖZETİNİ YAZIN.YORUMLARIMI DİKKATE ALIRSANIZ SEVİNİRİM.BİZ ÇOCUKLAR ÖDEV ARARKEN HEM AYRINTI OLUYOR YAZICISI OLMAYANLARDA VAR:i
bence çok güzel bir yazı fakat çoook uzun olduğu için araştırma ödevimi yaparken biraz zorlandım ama gerçekten süper olmuş hazırlayanların eline sağlık böyle araştırma ödevleri sayesinde attürk hakkında bir sürü bilgi edinmiş oluyoruz.GOOD BYYYYYYYYYYYYYYY
biraz daha kısa olsa sevinirim
ya bu çoooooooooooooooooook uzun nolur kısasını yapın nolur ödevimi her yerde aradım bir tek burada var ama nu da uzun aslında çok hoş ama malesef uzun
Edit: Link yasak. Admin
çok uzun nasıl yazcam
çok uzun özetini nasıl çıkartcam
guzel ama cok uzun naasıl yazcam :S perporms odevi :S:S:S:S:S::S:S:SS:
bence çok güzel lllllllllllllllllllllllllllllllllllllllll ben 4 e gidiyom
ve ödevim varda yaptım
ğüsel ama hiç te anlamlı seyler yok atatürkün müziğe verdi öemi arıyom yok
ya offff ya çok uzun bu ya tek bulduğum yerde burasıydı bunun biraz daha kısasını yapamaz mısınız özet felan
ya ben NAZLICAN 4. SINIFTAYIM bana yarına kadar kısa yazı olma şartıyla ATATÜRKÜN SANATA VE SANATÇIYA VERDİĞİ ÖNEMLE İLGİLİ KISA YAZI GEREKİYOR NE OLUR YARDIM edin
bende bulamadım buldumda kısa bulamadım dağa kısa gerekiyo bulursan haber verirmisin
ne olur yardım edin
Evet araştırılımış. Teşekkür ederim. Ama genç beyinlere kutuplaşmayı ve yıkıcı eleştirileri işlemek yerine yorumunuzu eklememeniz daha iyi olurdu. Çünkü kendi yorumunuz tamamen onlar ve bizler mantığını öne çıkarıyor. Lütfen barıştan tarafa dönelim. Savaştan ya da çekişmeden tarafa değil.
çoooookk uzunnn yaaaaa lütfen daha kısa
ya bu çok güzel ama çokk uzunn nolorrr özetini çıkartabilirmisinizz yoksa hepsini ezberlemek zorunda kalıcamm:((
güzelbir site ama itediğim şeyler yok
çok güzel açıklanmış
………………………………
mükemmel derecede
………………………….
uzun ama değer
ya güzel ama uzun ve resimsiz lütfen resimli yapın
yaww çok uzun bide kısacıkyer vermiş ödevimde nasıl yazcam simdi bunu lütfen kısaltınnn
yA ÇOK BEGENDİM AMA BİRAZ DAHA KISA OLSAYDI DAHA DA İYİ OLURDU ÇOK UZUN NASIL YAZACAM BEN BUNU
teşekkür ederim
çok begendim tsk
çok uzun olmuş bizim müzik öğretmeni ödev verdi
cok güzel ve süper bunun kitaplarada yayınlanmasını istioyrum ben ünlü yazarlardan biriyim bunu kitaba yansımasını istiyorsanız benim msnmde bana yoluya biliriz parasıda yayınlatmak isterseniz 10000 tyl verecegim ünlü iş adamııııııııı……………. bey
ya ben atatürkün tiyatroya verdiği önemle ilgili anılar arıyorum yardım edin. YARDIMMM!!!
çok uzun ama tesekkur ederım
çok güzel açıklanmış ama uzun
güzel ama çoook uzun bea,-
çok uzun biraz kısa yaparsanız mutlu olurum
slm bu yazı harbi güzel olmuş ama çok uzun biz bu yazıyı arkadaşım seda ve sevgililerimizle yapıyoruz sevgililerimizin adı suat ve kubilay onları çok seviyoruz
bende çok beğendim yardımcı olduğunuz içinde tşkler.
süperrrrrrrrrrrrrrr bişey hehehe
ben varya grup hepsiyi gördüm aradığım hiç bişey yok kısacası iğrenççççççççççççç
Ben Beyza arkadaşımıza katılıyorum
iğrenç yaaaaa bi kısaltsanız şunu
ben 5′e gidiyorum ödevimi buradan yaptım biraz uzun ama olssun zaten yazmadım çıkarttırdım……arkadaşım özgeyle yaptık ……………………!
ya:(sunu biraz kısa yapsanız ne olurdu ama yinede cok süper olmuş thanks yayınlayana than you
elinize kolunuza saglik çok mükemmel olmuş
yozgatlii……..diloş_kübra
çok güzel bir site bu ödevi bana müzik öğretmenim verdi güel site iyice açıklanmış ama ben ödevimi buldum hatta yazdım ama bide başka sitelere bakayım dedim ve bu siteyi gördüm ğüzel ama uzun elnize sağlık sayğılarımla………….
güzel site
güzel olmus ama coooookkk uzun bıraz daha özet olabılırdı………………………………………:))
bence çok güzel
çok uzun bundan başkada hiç site yok ama güzel olmuş çok uzun diyenler o yazıyı okuyup benim yaptığım gibi özetini çıkartabilirler
Atatürk, sanatı seven, sanatçılara değer veren ve onları destekleyen bir devlet adamıdır. Çocukluğundan itibaren sanata ilgi duymuş ve sanatın bazı dallarıyla çok yakından ilgilenmiştir. Gençliğinde şiir ve edebiyata yakınlık duymuş, Namık Kemal’in şiirlerini okumuş ve ondan etkilenmiştir.
Atatürk’ün kaleme aldığı ve 1927 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde okuduğu “Nutuk” adlı eseri, Atatürk’ün en büyük edebî eseridir. Yazmış olduğu “Oğuz Oğulları” adlı şiir de Atatürk’ün şiir konusundaki yeteneğini sergileyen ve her Türk’ün okuması gereken bir eserdir.
Atatürk, şiir ve edebiyat dışında müziğe de büyük bir ilgi duymuştur. Şarkı ve türküleri dinlemekten büyük bir zevk alan Atatürk, zaman zaman okunan şarkılara eşlik etmiş, oynanan halk oyunlarına katılmıştır. Bazı Rumeli türküleri, onun sesinden notalara dökülmüş ve müzik repertuarımızda yer almıştır.
banada müzik öğr. verdi
başlıklar altında olsaydı güzel olurdu
bence biraz daha yazıları büyük yapsaydınız dahada güzel olurdu ve renkli yazılarolsaydı…
iğrenç ve çok uzun bence bi gözden geçirin
bence çok güzel ama biraz fazla uzun
çok uzun ama yazmak zorundayım ya!!!!!!!
ayıptır söylemesi müzik ödevimde!!!!!!!
ee şimdidiyeceksiniz ayıpsa niye soruyosun diye!!!!!!!
lafın gelişi arkadaşlar!!!!!!!
çok güzel ama herkese katılıyorum çok uzun
çok güzel
çok uzun
seni seviyorum elif ben izmirden ufuk ilkoretimden oğuzhan ha buda güzeeeeeeeel
ama uzuuuuuuuuuuuuuuuun
ödevim seni severim seni sevenide severim
ama elifi daha çok severim bu yazıyı da severim
beni kurtarın bu çileden
çoooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooook güzelllllllllllllllllllllllllllllllllllll olmuş ONUR
güzel ama daha ii olabilirdi
ya keşke atatürkün sanatçıya verdiği sözlerde olsaydı biraz da kısa olsaydı teşekkürler…
çoooooooook güzel olmuş ama birazdaha kısa olsa iyi olurdu kendinize iyi bakın tekrar teşekkürler
güzel ide çog uzun olmuş yaww
birazda sözleri olsaydı daha güzel olurdu yine çok güzel teşekkür ederim
bence uzun olmuş kısa ve anlaşılır olabilirdi bi de atatürkün türk tiyatrosuna verdigi önem hakkında bi yazı konulabilirdi yinede güzel olmuş.
ya ben burda atatürkün sanata ve sanayçıya verdiği önemle ilgili sözlerini arıyorum siz gelmiş koca bi metin göz değil mübarek koca yazı
vallaha beyenemedim bu siteyi ben bari atatürk ve sanat arayanlara koysaydınız bunu ben ödevimi bulamıom daa.
güzel şeyler koyun buraya vallaha çökertirim bu siteyi
ben ne arıyom siz ne gösteriyosunuz
kısa olsa tam süper olurama okumak güzel canım atam
adamlar ödevi bulup burada yayınlıyorlar siz teşekkür edeceğiniz yerde hala özeti yokmu diyorsunuz.
madem ödevinizi yapmayı o kadar çok istiyorsunuz bütün yazıyı okuyup özetini siz çıkarın özetini çıkarınki o kuş beyninizde bişiyler kalsın buradan kopyala yapıştır ile öğretmeninize götürmeyin yazıları
güzel olmuş ama ben bunu istemedim benim istediğim şey atatürkün sana verdiği önemi anlatan sözlerdi bu sözleride eminim en kısa zaman da yayınlarsınız
merve
abi çok hoş olmuş yaaaaaaaa
evet bencede çok uzun ödevimi yapmamda lütfen tuzunuz olsun biraz daha kısasını istiyorummmmmmmmmmm
eh işte idare eder.
çok hoş bu arada ben mecidiye ilk öğretim okulunda okuyorum buradan 5/d sınıfına slm söylüyorum
ya çk tşkler ama çk uzun nolursunuz şunu biras kısaltın bn ödewi tamamlayamıcam yoksa nolur .ama yinede çk gsl çk tşkler:D:S
çok güzel olmuş ama çok uzun yazamadım çünkü çok uzun lütfen biraz özetleyın mutlu olurum…
okuyamadım bile çok uzun ben bunu yazana kadar yıllar geçer:(
ya çok özür dilerim okumadan karar wermişim çok güsel olmuş yorum yapanlardan esra yada çok kızdım siteyi çökertirmiş onun aradığı şeyi kimse bulamaz be bilgisayar kullanmayı bilsinde gelsin çökertirmiş hehe
bu ne biçim özet 9 sayfa yaz yaz bitmiyoooooooooooo
ya nie bu kadar uzun zaten ödevim dolu bi de bunla mı uğraşacağım
bence bu yazı çooooooooooooooooooooooook uzun ya lütfen bunun az olanı yokmu bu bana göre değil ödevimi nsl verecem ya
diğerlerine göre kısa bile . elime acıyorum . nasl yazcm !!!!
ya bu ne ya böyle özeti yazdım gerektiğinde bayaaa bi fazla çıktı lütfen şunun biras daha kısasını koyun siteyede ödevimizi yapalım…
benım msn adresım hale_95_09 bana buradan ulasabılırsınız kendıme arkadas arıyorum 20 yasındayım mersınde oturuyorum burada yazdıklarımın hepsı DOĞRU valla
yaaa gerçekten çokk uzun olmuş bide ben sözlerini arıyordun ödevim için ama bulamadım onun için bir daha bu siteye girmicem haa unutmadan burdan toprak sanayi 1 ilk öğretim okulundaki 8/c sınıfına selamlar
msn ler görünse keşkee
güzellllllllllllllll………….. ama çok uzun ödevimi yaparken çoooooooooooooooook zorlanıcam
çok güzelmiş ama çok gerekli şeyler yok atatürk resmini neden konamı